İlan

Hayırlı Olsun… - ADEM AKÖL

Hayırlı Olsun…

ADEM AKÖL

Bu satırları kaleme alırken henüz 14 Mayıs Seçimlerinin sonucu belli olmamıştı… Önümüzdeki 5 yılda ülkemizi kimin veya kimlerin; hatta, hangi siyasi görüşün yöneteceği de net olarak belli değildi…

Çocuklarımızı, torunlarımızı nasıl bir gelecek bekliyordu; o da belli olmamıştı henüz…

On küsur yıldır varoluş mücadelesi verdiğimiz Suriye ve Irak’tan topumuzu tüfeğimizi toplayıp çıkıp çıkmayacağımız da belli değildi…

Kırk yıldır bebelerimizi bile katleden bir örgütün; sırf ABD istiyor diye, sınırlarımızın güneyinde bir terör devleti kurmasına müsaade edip etmeyeceğimiz de belli değildi…

Bu örgütün, elleri kanlı elebaşlarının serbest bırakılıp bırakılmayacakları da belli değildi…

Kırk yıldır akan binlerce litre şehit kanının yerde kalıp kalmayacağı da…

Bütün dünyanın kutladığı bir anneler gününde; Diyarbakır’daki gözü yaşlı anaların, terör örgütlerine zorla alınmış evlatlarının, ellerinde tuttukları posterlerinin yerlere düşüp düşmeyeceği de belli değildi…

Ülkemizin çeşitli organlarına sızarak 40 yıldır Devletimizi içten içe kemiren bir örgütün kökünü tam kuruttuk derken, yeniden filizlenmesi için sulayıp sulamayacağımız da belli değildi…

Yeni bir 15 Temmuz yaşayıp yaşamayacağımız da…

Emperyalizmin parçalamak için uğraşıp durduğu Libya’ya kısmi istikrar getiren, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bavullarını hazırlayıp hazırlamadıkları da belli değildi…

Bir olmazı başararak Akdeniz’deki hakimiyetimizi pekiştiren, Libya MEB anlaşmasından vaz geçip geçmeyeceğimiz de belli değildi…

Yüzyıllarca sömürülen Afrika halklarının, yeniden Fransız sömürgeciliği tarafından kanlarının emilmesine müsaade edilip edilmeyeceği de belli değildi…

Altmış-sekiz yıldır mücadele ettiğimiz Kıbrıs’ı, artık resimlerde görüp göremeyeceğimiz de belli değildi…

Türk SİHA’ları ve TSK’nın yardımları sayesinde; Dağlık Karabağ zaferi ile tam bağımsız, güçlü bir ülke haline gelen Azerbaycan’ın, bize küsüp küsmeyeceği de belli değildi…

Yıllardır uğraşıp, birçok devletin korkulu rüyası haline gelen Türk Devletleri Teşkilatı’nın, dağılıp dağılmayacağı da belli değildi…

İsveç’in NATO’ya girip giremeyeceği de belli değildi…

S400’leri Ukrayna’ya gönderip göndermeyeceğimiz de belli değildi…

Ülkemizi 70 yıldır kendi çıkarları doğrultusunda kullanan emperyalizme “devam” deyip demeyeceğimiz de belli değildi…

Dünyanın Soğuk Savaş döneminden daha katı bir şekilde kutuplaşmasına alet olup olmayacağımız da…

Dosta güven, düşmana korku salan TB2’lerin, TB3’lerin, MMU’ların, ATAK’ların, ANKA’ların, ALTAY’ların, Kızılelma’ların, Milgem’lerin, Göktürk’lerin, Aksungur’ların, İMECE’lerin, İDA’ların, TCG Anadolu’ların, MİLDEN’lerin, AkıncıLarın, Atmaca’ların, Göksungur’ların, Hürjet’ler ve daha nicelerinin akıbetlerinin ne olacağı da belli değildi…

Ülkemizi bir nükleer güç haline getirecek olan dünyanın en büyük nükleer enerji santrali Akkuyu’nun akıbeti de belli değildi…

Petrol kuyularımızın önceden olduğu gibi, beton dökülerek kapatılıp kapatılmayacağı da belli değildi…

Ama The Economist dergisinin “2023’ün En önemli seçimleri” derken muradının ne olduğu belliydi…

Der Spiegel’in “Demokrasiye Sahip Çık” derken muradının ne olduğu belliydi…

Le Point’in “Erdoğan Gitmeli” derken muradının ne olduğu belliydi…

L’express “Erdoğan Putin İstikametinde” derken muradının ne olduğu belliydi...

Onların amaçlarının; milli menfaatleri doğrultusunda hareket eden Türkiye’yi, Batı’ya hizalamak olduğu belliydi…

BBC’ye demeç veren Cumhurbaşkanı adayının amacı da belliydi…

“Türkiye’nin yönünü yeniden belirleyeceğiz” derken belliydi amacı…

“Rusya ile değil, Batı ile ilişkilere öncelik vereceğiz” derken belliydi amacı…

“Medeni bir dünyanın parçası olmak istiyoruz” derken belliydi amacı…

“Erdoğan ile aramızdaki fark, siyah ile beyaz arasındaki fark gibidir” derken belliydi amacı…

Türkiye’yi ‘tepetaklak etmek’ anlamına geliyordu bu…

Ancak çok belirgin ve net ve de kesin olan bir şey daha vardı… Türkiye’nin yüzyılın ülkesi olma yolundaki çabalarını hiçbir güç, ama hiçbir güç engelleyemeyecekti…

Günün Sözü

Başarı final değil, başarısızlık ise dünyanın sonu değil… Önemli olan, devam edebilecek cesarete sahip olmaktır.