Hazır mıyız? - ADEM AKÖL

Hazır mıyız?

ADEM AKÖL

Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resmen başlattığı, Türkiye’nin bir dünya markası olacak otomobili TOGG’un üretim bandından çıkmaya başlaması ile birlikte sanırım birçok yerel yönetimlerimizin kafalarını iki ellerinin arasına alıp derin derin düşünmeleri gerekecektir.

TOGG; üreticilerinin de ifade ettiği gibi otomobilden öte, akıllı bir cihazdır… Günümüzde deneme aşamasında olan 5. otonom seviyesindeki araç özelliklerinin 3. basamağındadır çünkü… Üstelik birtakım sensör (algılayıcı) ve yazılımlar ilave edilerek rahatlıkla 5. otonom seviyesine çıkarılabilecek bir araçtır.

Ancak 5. otonom seviyesindeki araçların randımanlı bir şekilde kullanılabilmesi için, özellikle şehir içi trafiğinde köklü düzenlemeler ve iyileştirmelerin yapılması gerekecektir… Çünkü 5. otonom seviyesindeki bir araç, sürücüsüz dahi hiçbir kaza yapmadan gideceği yere ulaşabilmesi için gerekli yazılım ve sistemlerle donatılmıştır.

Peki, biz buna hazır mıyız? Şu an itibarıyla hayır!

Öncelikle uluslararası prensipler çerçevesinde; Türkiye genelindeki trafik kurallarına,  yollara ve yönlendirme levhalarına standardizasyon getirilmesi şarttır… Son yıllarda inşa edilen şehirlerarası yollarımız buna müsaittir, ancak ne yazık ki şehir içi yollarımız için bunu asla söyleyemeyiz.

Şehir içi ulaşımda muhakkak; yaya, bisiklet ile scooter ve motorlu araç yollarının kesin hatlarla belirlenmesi gerekmektedir… Bugün, özellikle yaşadığımız şehirde bunun ayırımını yapmak imkansızdır.

Adana’da hangi güzergâhın motorlu araçlara, hangi güzergâhın bisiklet veya scooter’lara hangisinin yayalara ait olduğunu kesinlikle söyleyemezsiniz.

En işlek caddelerde bile arabaların arasından kendine yol bulmaya çalışan yayalar… Kırmızı ışık yanmasına rağmen karşıya geçmeye çalışan renk körü insanlar… Yaya geçidinin tam ortasına gelmişken, korna çalarak süratle üzerinize gelen otomobiller… Yayalara ait olması gereken kaldırımlara park edilmiş araçlar yüzünden asfalta inmek zorunda kalanlar… Yürüyebileceğiniz birkaç adımlık boş kaldırım bulsanız dahi sessiz sedasız arkanızdan hızla gelen elektrikli bisiklet veya scooter’ler…

Tabii bir de kaldırım ihlalleri var… Kaldırımların yayalara değil de büfelere, çiçekçilere, restoranlara ait olduğunu kanıksadık artık Adana’da… Yapısal bozukluklar yüzünden yürümenin bir hayli zor olduğu kaldırımda ilerlerken, bir bakmışın önünde bir satış tezgâhı veya bir restoranın masaları veya bir çiçekçinin saksıları... İlerleyebilmek için kaldırımdan aşağıya iniyorsun; haydaaa, çiçek saksıları asfalt üzerine de dizilmiş!

Ya araçların gelişigüzel, istisnasız her yere park etmelerine ne diyeceksiniz? İşlek bir caddede, sağ şeritten ağır ağır ilerlerken dakikalarca trafiğin tamamen durduğunu fark ediyorsunuz… Bekliyorsunuz ama ilerleme yok, bir de bakıyorsunuz ki öndeki araçta şoför yok… Dörtlülerini yakmış, arabasını yolun ortasına öylece park edip gitmiş!

Keşmekeş yaratan en büyük sorunlardan birisi de otopark alanlarının yetersiz oluşudur… Kentlerimizdeki otopark sayısının hızla arttırılarak modernize edilmesi artık kaçınılmazdır… Fazla değil, belki de 3-5 yıl sonra cebinizdeki telefona indirdiğiniz aplikasyon yardımı ile en yakın otoparktan, bulunduğunuz yere sürücüsüz bir TOGG çağırıp, işiniz bitince onu tekrar en yakın otoparka göndermeniz gerekecek… Dünya bunun hazırlığı içerisinde.

Dünyanın karbon emisyonunu sıfırlamayı kafasına koyduğu, Avrupa Birliğinin 2035’te fosil yakıtla çalışan araçların satışını yasaklama kararı aldığı bir dönemde, elektrikli araçların hızla yaygınlaşacağı, artık kabul edilmesi gereken bir gerçekliktir… Nitekim yapılan uluslararası araştırmalar, 2030 yılındaki otomobil satışlarının yüzde 80’inin elektrikli araçlar olacağını ortaya koymuştur.

Zaten dünyadaki petrol rezervlerinin hızla azalması, insanoğlunu bu geçişi süratlendirmeye yöneltmektedir… Üstelik bugünkü teknolojik şartlara göre bile elektrikli araçlar, fosil yakıt kullananlara göre 1/3 oranında daha tasarrufludur.

İşte tam da böyle bir dönemde TOGG’un piyasaya çıkıyor olması Türkiye’yi birçok ülkeye göre avantajlı duruma getirecektir… Zaten petrol rezervleri bakımından fakir bir ülke oluşumuz TOGG’un önemini bir kat daha artırmaktadır.

Türkiye’de petrol yok ama dünya Bor rezervlerinin yüzde 76’sına sahiptir… Elektrikli araçların batarya üretiminde kullanılan Lityum, Bor atıklarından üretilmeye başlandı Türkiye’de… Üstelik geleceğin yakıtı olarak adlandırılan Hidrojenin depolanması için de Bor gereklidir.

Bu günden sonra elektrikli araçlar dünyada ve Türkiye’de takip edemeyeceğimiz süratle hayatımıza girerek hızla yaygınlaşacaktır… Yerel yönetimlerimizin yapması gereken; öbür gün değil yarından başlayarak şehir içi ulaşım sistemini bir an önce revize etmeleridir… Yoksa çok geç kalarak dizlerimizi döveriz sonra!

Günün Sözü

“Şartlar hazır olana kadar bekleyelim” dersek, hayatımızın sonuna kadar bekleriz.

Lemony Snicket