Asya kıtasının batısında Dicle ile Fırat nehirlerinin suladığı verimli
topraklar üzerine kurulmuştur Irak... Türkiye’nin yarısından fazla yüzölçümüne
sahip olan topraklar üzerinde 38 milyon insan yaşar... Çoğunluğu müslüman Arap,
Kürt ve Türkmen...
Zengin petrol yataklarına
sahip bu ülkeyi kuzeyde Türkiye, doğuda İran, güney-doğuda Kuveyt, güneyde
Suudi Arabistan, güney-batıda Ürdün ve batıda Suriye çevreler...
Türkiye’de beslenip Basra körfezine akan bu iki nehrin binlerce yıl
boyunca taşarak meydana getirdiği Mezopotamya ovası dünya medeniyetinin doğduğu
yer olmuştur... İnsanoğlunun ilk okuma-yazmayı keşfettiği, kanunlar çıkardığı,
organize devlet anlayışı ile kentleştiği yerdir Irak... MÖ. 6. Yüzyıldan itibaren
Akadlar, Sümerler, Asurlular ve Babilliler’in yaşadıkları topraklar olmuş
buralar...
600’lü yıllarda İslam
toprağı olur Irak... Emeviler ve Abbasiler
idaresinde en parlak dönemini yaşar... Dünyanın en önemli kültür ve
ticaret merkezi olarak anılır bugünkü başkenti, Bağdat... 1055 yılına
gelindiğinde Selçuklular hakim olur bölgeye...
1258 yılından itibaren Moğol istilası altında, 200 yıl boyunca perişan
olur Irak... Yağma edilir... Bağdat kütüphanesindeki binlerce ciltlik, önemli
ilmi bilgiler içeren eser, Dicle nehrine atılır... Dünya’nın belki de birkaç
yüzyıl geri kalmasına neden olur bu büyük kitap katliamı...
Daha sonra Akkoyunlular’ın
ve ardından Safeviler’in hakimiyetine girer Irak toprakları... İran tarihinin
en önemli hanedanlıklarından biri olan Safeviler ile Osmanlılar arasında süren
mücadele sonucu 1639 yılında Osmanlılar yönetime hakim olur... Osmanlı
İmparatorluğu tarafından Musul, Bağdat ve Basra diye 3 eyalete bölünüp
yönetilir, 1917 yılına kadar...
1. Dünya savaşı esnasında Osmanlının bölgeden çekilmesine neden olan
bazı isyanlar örgütlenir... Osmanlı İmparatorluğunun savaştan yenik çıkmasını
fırsat bilen İngilizler, Kral Faysal’ı Irak’ın başına getirerek; Musul, Bağdat
ve Basra eyaletlerinde kendi kontrolleri altında yeni bir politik oluşum
yaratırlar...
Kral Faysal döneminde Arap
ulusçuluğunun teorisyeni Sati el-Husri’nin Iraka getirilmesi Şii gruplar ve
Kürtler’in tepkisine neden olur... İlerleyen yıllarda karşılıklı evlilikler ve
ticaret ilişkileri sonucu bir entegrasyon süreci yaşanmış olsa da Kral
Faysal’ın 1933’te ölümünün ardından ülkede dinsel ve etnik çatışmalar artar...
1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile krallık devrilip cumhuriyet
ilan edilir ve General Abdülkerim Kasım cumhurbaşkanı olur...
Orta Doğu’da tek bir Arap
devleti oluşumunu benimseyen ve 1940 yılında Suriye’de kurulan Baas Partisi;
Suriye’de Hafız Esed’i, Irak’ta ise 1979 yılında Saddam Hüseyin’i devlet
başkanı yapar...
Görevi devralan Saddam, petrol işletmelerini millileştirir... Çok kısa
zamanda sayısız alt yapı ve üst yapı projelerine imza atar... Toplumu yeniden
yapılandırır... Silahlı kuvvetleri modernize edip güçlendirir... Ülkedeki
istihdam sorununu çözer... Hatta iş gücü sıkıntısı oluşur... Genel olarak
halkın mutluluğu ve refah seviyesi yükselir Saddam yönetiminde...
1979 yılında İran’da
yaşanan İslam Devrimi’ni fırsat bile Saddam, Kürt sorununu çözmek için İran’a
savaş açar... 500 binden fazla insan öldürüldükten sonra 1988 yılında başlanan
yere geri dönülerek anlaşma imzalanır taraflarca...
İran’la savaşın sona ermesinin ardından 1 yıl geçmeden, tartışmalı
bölgelerden petrol çıkarmakla suçladığı komşusu Kuveyt’i işgal edip 19. İli
olarak topraklarına kattığını ilan eder Irak lideri Saddam Hüseyin...
BM Güvenlik Konsayi Irak’a
Kuveyt’ten çıkması için uyarıda bulunur... Uluslararası ambargo uygulanır
Irak’a... Saddam çıkmayı reddedince 17 Ocak 1991’de Körfez Savaşı başlatılır ve
Kuveyt kurtarılır...
Kuveyt kurtarılır kurtarılmasına da Irak’ın kuzeyindeki Kürtler’le,
güneyindeki Şiiler ayaklanır ancak Irak kuvvetlerince bastırılır... 2 milyon
Irak’lı kürt, Türkiye ve İran’a sığınır...
ABD yönetimindeki müttefik
kuvvetler birçok kez Irak’a karşı hava saldırısı düzenler... Yıl 2003’e
gelindiğinde halkını sindirmek için kimyasal silah kullandı bahanesi ve halkı
özgürleştirmek iddiası ile hava hatekatının yanısıra kara harekatı da
başlatırlar... 9 Nisan 2003’te Bağdat’a girilir ve Saddam iktidarı devrilir...
Saddam yakalanır ve 3 yıl sonra idam edilir...
Önceleri kurtarıcı olarak kabul edilen ABD askerlerine, sonraki
dönemlerde işgalci gözü ile bakılarak karşı direniş başlatılır... Günümüze
kadar devam eden büyük çatışmalar yaşanır... 5 bine yakın ABD askeri ve 1
milyon civarında Irak’lı öldürülür... ABD askerleri Irak’lı tutuklulara işkence
yapar...
Günümüzde 5 milyon insanın
iç göçmen olduğu parçalanmış bir Irak var... 11 milyon vatandaşı yardıma
muhtaç... Dünyada en çok yolsuzluğun yapıldığı 12. ülke konumunda... Petrol
gelirleri Irak’lıların refahı için değil, birbirlerini öldürmek için satın aldıkları
silahları üreten şirketlere gidiyor... Üstüne üstlük, milyarlarca dolarlık dış
borçları katlanarak artıyor...
Hani ülkeyi Saddam zulmünden (!) kurtarıp, vatandaşına özgürlük
getirecekti Amerika ve diğerleri?.. Halbuki kendi şirketlerine ek gelir getirdiler
onun yerine... Her yerde yaptıkları gibi...
Irak’lı nasıl Saddam dönemini
özlemesin ki?..
Günün Sözü
Başkalarının olmayı denemeden önce kendimizin olmayı öğrenmeliyiz.
200 yıl önce doğduğu düşünülen şair ve filozof Ralph Waldo Emerson’un yaşadığı dönemde verdiği tavsiyeler, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Kendimize bahşedilmiş hayata saygımız yoksa, başkasınınkine hiç olamaz.