Her şey Irak’ın 1990 yılında Kuveyt’i işgal etmesiyle başladı… Sanki bir güç, Saddam’ı Irak’ın sonunu hazırlamak için Kuveyt’i işgal etmeye zorluyordu… 1991’de ABD’nin müdahalesiyle işgal sona ermişti ancak 12 yıl süreyle ağır ekonomik yaptırımlara maruz kalıyordu ülke.
Ekonomik yaptırımların yanı sıra, Irak’ı yöneten Sünni gurup, Baas Partisi Lideri Saddam Hüseyin’in; kuzeyde yoğunlukta olan Kürtlere ve güneyde yoğunlukta olan Şiiler’e karşı hava gücünü kullanmaması için 36. Paralelin kuzeyi ile 32. Paralelin güneyini hava sahasına kapatmıştı ABD.
Durum böyle devam ederken 1998 yılında ABD Başkanı Bill Clinton imzasıyla ‘Irak’ı Özgürleştirme Yasasını” hayata geçirir Amerikan Kongresi… Doğrudan müdahale imkanı tanımayan, daha ziyade Irak’a ‘yardım’ içerikli bir yasadır bu.
Ancak 11 Eylül 2001, New York’taki İkiz Kulelere yapılan saldırı sonrası, bu yasa değiştirilerek ABD ordusuna Irak’a askeri operasyon düzenleme yetkisi verilir… Operasyon için ise bahane çoktan hazırdır: Saddam, kitle imha silahı üretiyor ve terörizme destek veriyordu güya…
19 Mart 2003 günü hava saldırısıyla başlayan, İngiltere’nin de 50 bin askerle destek verdiği ABD operasyonu; kara harekatıyla devam ederek, 3 hafta sonra Bağdat ele geçirilir… Saddam Hüseyin yakalanarak 30 Aralık 2006’da idam edilir.
Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, 1 Mayıs 2003 günü yaptığı açıklamada Irak’taki büyük çaplı operasyonun bittiğini duyurmasına rağmen, ABD askerlerinin çekilmesi 2007 Aralığında başlar ve ancak 2011 Aralığında tamamlanabilir.
Ülkedeki Şiiler ABD askerlerine kurtarıcı gözüyle bakarken; Kürtler ise 70 bin kişilik bir güçle işgale katkıda bulunmuştu… Saddam rejiminin Kürtler ve Şiilere uyguladığı ayırımcılık politikasına bir tepki olmuştu bu.
Askeri operasyonun sona ermesinin ardından, Irak yönetimi Şii ağırlıklı Koalisyon Geçici Yönetimine devredilir… Geçici yönetimin aldığı ilk karar, Irak’ın Baas ideolojisinden tamamen arındırılması; ikinci karar ise Saddam’ın bütün güvenlik kurumlarının lav edilmesi olur.
Yüz binlerce Sünni işsiz kalır… Sonraki dönemde bu işsiz ordusu örgütlenerek ABD’ye karşı direniş başlatacaktı… Bu durum, Irak’ın etnik ve mezhepsel bölünmüşlüğünün su yüzüne çıkmasının bir tezahürü idi…
Bir taraftan etnik ve mezhepsel çatışmalar giderek yoğunluk kazanırken, diğer taraftan da ABD askerlerine karşı büyük bir saldırı başlatılır… İşgalin tamamlandığı 1 aylık süre içerisinde sadece 139 Amerikan askeri ölürken; yerden bitermişçesine çoğalan silahlı grupların, 2011 yılına kadar öldürdüğü Amerikalı asker sayısı 4 bini aşıyordu.
Büyük tartışmalar içerisinde yeni bir anayasa hazırlanmış, 2005 yılında halkın onayına sunularak kabul edilmişti… Anayasada belirtilen Irak Cumhuriyeti, Federal bir devlet olarak izah edilmiş; Milli Güvenlik, Dış İlişkiler, Mali İşler, Gümrük İşleri, Para Politikası, Su Kaynakları ve Vatandaşlık işleri merkezi yönetime bırakılmıştı.
Yerel yönetimlere ise geniş idari ve mali yetkiler veriliyordu… 4 Yılda bir seçilmesi öngörülen yerel meclis ve onun atadığı Vali, bulunduğu eyaletin tek hakimi olmuştu…
19 eyalete bölünmüş olan Irak’ın kuzeyindeki Duhok, Erbil, Süleymaniye ve Halepçe birleşerek, Irak Kürdistan Otonom Yönetimini oluşturdu… Bağdat’tan ayrı bir parlamentosu, Başkanı, askeri birlikleri ve ayrı para birimi sayesinde; Otonomi kavramının ötesinde, neredeyse farklı bir devlet mekanizması ile göreve başladı.
Yarın: Durulmayan kargaşa ve ülkede yaratılan kaos…
Günün Sözü
Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.
Mustafa Kemal ATATÜRK