Nihayet beklenen oldu; Ukrayna’nın doğu ve güney doğusunda bulunan Donesk, Luhansk, Herson ve Zaparijya eyaletlerinde, Rus yanlısı yönetimlerin yaptığı referandum sonuçlanarak, bu bölgeler Moskova tarafından Rus toprakları olarak ilan edildi tüm dünyaya.
Batının ‘yapay’ diye tanımladığı oylamayı, kesinlikle tanımayacağı açıklamasını yapmış olmasına rağmen Moskova; referandum sonuçlarına göre yüzde 90’lara varan ‘evet’ oylarının, bu bölgelerde yaşayan halkların Rusya’ya bağlanmaktan yana olduğunu ortaya koyduğunu iddia ediyor.
Hatta iddialarını daha da ileriye götürerek, bu bölgeler resmen Rus toprağı olarak ilan ediliyor… Referandumun sonuçlanmasının hemen ardından, Kremlin’in gösterişli salonlarından birinde kürsüye çıkan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu bölgelerin artık tartışmasız Rus toprağı olduğunu ve buralara yapılacak bir dış saldırının Rus vatanına yapılmış olarak kabul edileceğini söyler.
“Oradaki insanlar, tercihlerini yaptılar ve bunun hiç tartışılacak yanı yok… Sovyetler Birliğinin çöküşü ile anavatanlarından ayrılanlar geri dönüyorlar” diyor Putin… “Artık buralar Rus toprağıdır ve bize ait olan bu toprakları nükleer silah dahil, her şekilde korumak bizim boynumuzun borcudur.”
Putin’in bir tehdit unsuru olarak sık sık gündeme getirdiği nükleer silah kullanma doktrinini 2020 yılında parlamentosundan geçirterek yasallaştırmış olması, ona bu konuda çok geniş bir rahatlık veriyor… Bu yasaya göre Rus topraklarına yapılacak bir saldırı karşısında anavatanı korumak için nükleer silah kullanılabilecek.
Moskova’nın ilhak kararının ardından Kiev ve Batının yaptığı açıklamalar, Rusya-Ukrayna savaşının çok uzayacağını işaret etmektedir… “Bu topraklar Ukrayna’nındır ve Kırım dahil hiçbir toprağımızı bırakmayacağız” diyor Zelenski.
Donesk, Luhansk, Herson ve Zaparijya bölge liderleri ve Rus ileri gelenlerinin hazır olduğu Kremlin sarayındaki oldukça uzun süren konuşması, Putin’in ‘tek kutuplu’ bir dünyaya karşı bir başkaldırısıydı sanki.
Dünyayı ‘köle düzeninden kurtarmak’ ve sömürge altında yaşayan insanları özgürlüklerine kavuşturmanın kendi görevi olduğunu iddia ediyor Putin… “Halkların kendi kaderlerini kendilerinin belirlemelerine saygı gösterilmelidir… Self Determinasyon hakkı, Birleşmiş Milletler sözleşmesinin birinci maddesinde de yer almıştır” sözleri, önümüzdeki süreçte yeni ilhak kararlarının alınabileceğinin işaretidir.
Rusya’ya ilhak edilen 4 bölgenin batısına bitişik Harkov, Dimitrov ile Mikolayiv ve güneydeki Odessa bölgelerinde yaşayan halkların çoğunluğu da Rus’tur… Bugün dillendirmemiş olmasına rağmen, kafasında bu bölgeleri de Rusya Federasyonuna bağlama arzusu yatmaktadır.
Zaten Putin’in 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesiyle başlayan bir Karadeniz sevdası vardır… 24 Şubatta Ukrayna topraklarına girdiği günlerde de hep Karadeniz’i nasıl bir Rus gölüne getirebileceğinin hesabını yapıyordu… Dört bölgenin ilhak kararıyla Azak Denizi’ni bir Rus gölü yaptıktan sonra gözünü Ukrayna’nın en büyük liman şehri, bir benzetme ile Kiev’in gırtlağı olan Odessa’yı ele geçirmek isteyeceği apaçık ortadadır… Gırtlağından sıkılmış Ukrayna’yı, Moskova’nın şartlarında müzakere masasına oturabileceğini düşünmektedir Putin.
Ancak Kiev ve Batılı ülkeler, bu işte en az Moskova kadar kararlı… Savaşı, Putin’e diz çöktürtene kadar sürdürme niyetindedirler… Nitekim ilhak kararlarının hemen ardından Putin’in yaptığı müzakere çağrısına Zelenski’nin verdiği yanıt, Rusya-Ukrayna savaşının giderek şiddetleneceğini ve bir üst boyuta taşınacağını göstermektedir… “Müzakereye hazırız, ancak Putin’le değil demişti Zelenski; savaşın Putin’in devrilmesine kadar süreceğini ima ederek…
Tam da bu safhada Türkiye’nin oldukça temkinli davranarak, hem Batı ülkeleri ve hem de Rusya ile oldukça dengeli bir politika yürütmesi gerekecektir… Batılı ülkeler Türkiye’den Putin’e karşı uygulamaya konulmuş olan yaptırımlara uyum göstermesini zorlayabilir… Bu durumda Ankara’nın izleyeceği politika hayati değerde olacaktır… Türkiye’nin ilhak kararlarını tanımayacağına dair yaptığı açıklama üzerine Moskova’dan gelen yanıt “iki ülke arasındaki ilişkilerin zedelenmeyeceği” yönünde olmasına rağmen, bu kritik dönemde Rusya’nın Türkiye’yi de kaybetmek istememesi amacı taşıdığı düşünülebilir.
Günün Sözü
Kapitalizm insanın nefsini kırbaçlamayıp tükettirmediği gün, kendisi biter.
Bülent Akyürek