Bir devletin ulusal gücünü ve dış politikadaki tutumunu yönlendiren temel faktörlerden biridir onun jeopolitik konumu. Türkiye’nin içinde yer aldığı siyasi coğrafyanın, hiç şüphe yoktur ki ona sağladığı bir takım avantaj ve dezavantajları vardır.
Ancak doğru değerlendirilmesi ve iyi bir siyasi politika güdülmesi durumunda, dezavantaj gibi görünen bazı unsurların da avantaja dönüştürülebileceği bilinen bir gerçektir.
Anadolu coğrafyası, dünya var olduğundan beri her zaman en büyük devletlerin ve imparatorlukların başkenti olmuştur… Üç tarafı denizlerle çevrili; stratejik önemi olan 2 boğaza sahip; 4 mevsiminde de hem bitki hem de insan yaşamına imkan sunan; dünyanın en önemli petrol ile doğalgaz rezervlerine sahip Orta Doğu, Hazar ve Doğu Akdeniz havzalarının merkezinde olan bu toprakların önemi paha biçilemez değerdedir.
Durum böyle olunca; dünyayı sömüren emperyalist güçlerin ilgi odağı olursunuz, onların sizi yönetmek için ortaya koyduğu plan ve komplolarla uğraşmak zorunda kalırsınız… Sizin tek yapacağınız şey; siyasi düşmanlıklar ve ahlaki değerleri bir kenara itip, sadece ve sadece ülke çıkarları doğrultusunda hareket etmenizdir.
Mısır’la, darbeci Abdülfettah el Sisi; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Katar’a verilen destek; İsrail ile “one minute” ve Suudi Arabistan (SA) ile Kaşıkçı olayları yüzünden bozulan ilişkiler; Türkiye’nin gayretleri sayesinde yıllar sonra, son dönemde teker teker düzelmeye başladı.
Mısır’la aylar öncesinden başlayan ilişkileri düzeltme arayışları, henüz somut bir sonuca ulaşmasa da buna zemin oluşturacak tedbirler alınmaktadır… Sisi yönetiminin en büyük eleştirilerinden biri olan “Müslüman Kardeşler” örgütünün yayınları kapatılırken, “Hamas” örgütüne de Türkiye’den çıkması yönünde baskılar uygulanmaktadır.
BAE Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed’in, geçtiğimiz Kasım ayında Türkiye’yi ziyaret ederek 10 milyar dolarlık yatırım taahhüdü vermesinin ardından 14 Şubatta da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BAE’ye yaptığı ziyaret sırasında savunma, sanayi, ekonomi ve ticaret gibi konularda 13 anlaşmaya imza atılmıştı.
Geçtiğimiz 9 Martta, 14 yıl aradan sonra İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un ülkemize yaptığı olumlu ziyaretin ardından, iki ülke arasındaki ilişkiler trafiğinin arttığı görülmektedir.
2018 yılında SA’nın İstanbul Başkonsolosluğunda muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, bedeninin dahi bulunamadığı, görülmemiş bir vahşetle katledilmesi sonrasında bozulan ilişkiler, Erdoğan’ın Cidde ziyareti ile yeniden düzelme aşamasına gelmiş bulunmaktadır.
Kaşıkçı cinayeti yüzünden SA ile ilişkilerin düzelmeyeceği tahmin ediliyordu… Ancak İstanbul mahkemelerinde 4 yıl sürdürülen dava dosyasının geçtiğimiz ayın başlarında SA mahkemelerine iade edilmesiyle yumuşayan ilişkiler ve hemen ardından Erdoğan’ın Cidde’ye yaptığı ziyaret, iki ülke çıkarları bakımından oldukça önemli bir yer tutmaktadır.
Her ne kadar da SA ve İngiltere basınında Erdoğan’ın bu ziyareti ‘zoraki’ olarak nitelendirilmiş olsa da, sonuçta iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi bakımından oldukça önemlidir.
İngiltere’nin önemli yayın organlarından Financial Times, Erdoğan’ın Prens Selman’a sarıldığı fotoğrafı yayınlayarak “bu hamle, ekonomi ile zor duruma düşen ve gelecek yıl seçimlere gidecek Erdoğan’ın geniş ölçekli çabası” yorumunu yapmıştı.
Ankara, SA’nın daveti üzerine ziyaretin gerçekleştiğini söylerken; SA resmi medya kuruluşu da ziyaretin Erdoğan’ın isteği üzerine yapıldığını aktarmıştı.
The Guardian’a konuşan Suudi yetkililer ise “bizim ona ihtiyaç duyduğumuzdan çok, onun bize ihtiyacı var, bu yüzden ticaret koşullarını biz belirleyeceğiz” demişti.
Şurası bir gerçek ki SA ile ilişkiler sadece Türkiye istediği için düzelmiyor, buna en büyük sebep Biden’ın SA politikasındaki değişikliktir… Kim bilir belki de Erdoğan’ın Cidde ziyareti, Biden’ın mesafeli durduğu iki ülkenin bir dayanışma gösterisidir.
Hem SA hem da BAE, Türkiye’nin körfez ülkelerine ekonomik açıdan çok ihtiyaç duyduğunun çok farkındadırlar… Üstelik Ukrayna savaşı ile konuşulmaya başlanan yeni enerji koridorundan Türkiye’nin de pay almak istediğini çok iyi bilmektedirler.
Sebep ne olursa olsun, kim ne derse desin; dik duruşu bozmadan ve ülke çıkarlarına ters düşecek tavizler vermeden; bu ülkelerle bozulan ilişkilerin düzelmesi, tarafların yararına olacağı, kabul edilmesi gereken bir gerçekliktir…
Türkiye, jeopolitik konumunu her zaman için avantaja çevirmek zorundadır.
Günün Sözü
İnançlarınız düşünceniz, düşünceniz sözünüz, sözünüz hareketleriniz, hareketleriniz alışkanlıklarınız, alışkanlıklarınız değerleriniz, değerleriniz kaderiniz olur.