Rusya’nın işgalci politikası yüzünden Avrupa’da oluşan güvensizlik ortamının Türkiye lehine kaçırılmaması gereken birtakım fırsatlar doğurduğunu görebilmek, ülkemiz açısından büyük önem arz etmektedir.
Rusya-Ukrayna savaşı dördüncü ayına girerken gündeme oturan, iki İskandinav ülkesi Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine başvurma arzuları, Türkiye’nin eline çok ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken büyük bir koz vermiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu yönde yaptığı açıklama, işin ciddiyetinin bilincinde olduğumuzu göstermektedir: "Biz şu anda İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz. Çünkü daha önce Yunanistan ile ilgili NATO konusunda bir yanlış yaptılar bizden önceki yönetimler ve Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı NATO'yu da arkasına alarak takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz. Kaldı ki İskandinav ülkeleri ne yazık ki terör örgütlerinin adeta misafirhanesi gibi. PKK'sı, DHKPC'si İsveç'te, Hollanda'da yuvalanmış durumdalar. Ve oraların hatta daha da ileri gidiyorum parlamentolarında da yer alıyorlar. Bu noktada bizim olumlu bakmamız mümkün değil" diyor Cumhurbaşkanı.
Onlarca yıl askeri olarak “tarafsızlık ve bağlantısızlık” politikası izleyen Finlandiya Cumhurbaşkanı ile Başbakanı 12 Mayıs’ta ortak bir bildiri yayınlayarak NATO’ya gecikmeksizin katılmaktan yana olduklarını açıklarlar.
Halbuki Finlandiya, 1948 yılında Sovyet Rusya ile “iki ülkenin hiç birisinin komşusuna karşı bir ittifaka katılmamasını garanti eden bir dostluk, işbirliği ve karşılıklı yardım anlaşması” imzalamıştı.
Bu açıklamanın hemen ardından Fransa ve Almanya, Finlandiya’nın bu arzusuna destek beyan ederler… İngiltere ve ABD’den de koşulsuz destek sinyalleri gelir… NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “Finlandiya’nın NATO içinde sıcak bir şekilde karşılanacağını ve katılım sürecinin sorunsuz ve hızlı ilerleyeceğini” söyler…
Herhangi bir ülkenin NATO’ya üyelik başvurusunun 30 müttefik ülkenin tamamının onay vermesi halinde kabul edilebileceğini çok iyi bilmesine rağmen Stoltenberg’in, “bu işi olmuş bilin” mealindeki sözleri oldukça rahatsız edicidir.
Rusya ile 1300 kilometrelik kara sınırı olan Finlandiya, 5,5 milyonluk nüfusuna rağmen modern ve aktif bir ordusu var… Bunun yanı sıra her an harekete geçirebilecek ve silahlandıracak 1 milyon rezerv askeri güce sahip.
Yapılan kamuoyu yoklamalarında Rusya’nın Kırımı ilhak ettiği 2014 yılında Finlandiya halkının % 25’i NATO üyeliğini desteklerken, Rusya’nın Ukrayna’ya girmesinden hemen sonra bu oran %76’ya çıkmış bulunuyor… Finlandiya parlamentosundaki 200 milletvekilinin büyük bir çoğunluğu da NATO üyeliğini destekliyor… Sadece 10 milletvekili, NATO’ya katılmanın tehlikeli sonuçlar doğuracağını ve Finlandiya’nın tarafsız kalması gerektiğini söylüyor.
Anlaşılan odur ki Finlandiya NATO üyeliğine müracaat etmekte kararlı; nitekim geçtiğimiz pazartesi günü bu talebini resmen NATO’ya iletir… Arkasından başvuruda bulunmak için İsveç de hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyor… Başvurular NATO’nun Haziran ayında yapılacak zirve toplantısında değerlendirilecek.
Geçtiğimiz 14 Mayıs’ta NATO Dışişleri Bakanları toplantısı vesilesi ile Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Finlandiya ve İsveç dışişleri bakanlarıyla bir araya gelir… Toplantıda PKK/YPG konusunu açıklığa kavuşturmak için müzakere yapılır… Müzakere sonunda PKK’nın bir terör örgütü olduğu kabul edilir… Ancak Türkiye’nin bu basit kabulle yetinmeyerek, çok daha somut adımların atılmasını sağlaması gerekmektedir.
Diğer AB üyeleri gibi, PKK’nın bir terör örgütü olduğunu göstermelik olarak kabul eden İsveç, Suriye’nin kuzeyindeki oluşum için böyle düşünmediklerini itiraf ederek; hem PKK ve hem de FETÖ’ye sadece “ev sahipliği” yapmakla kalmıyor, onlara her türlü yardımda bulunurken parlamentosunda bile söz hakkı veriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettiği gibi; Türkiye’nin Kıbrıs’a yaptığı 1974 Barış Harekatını engellemediği iddiası ile NATO’nun askeri kanadından çıkan Yunanistan’ın, 1980’in hemen sonrasında geri dönüşüne sessiz kalınmasına benzer bir hatanın tekrarlanmaması gerekiyor.
Finlandiya ve İsveç’in NATO sevdaları, Türkiye’ye çok değerli bir fırsat yaratmıştır… Bu avantaj kullanılarak başta ABD ve Almanya olmak üzere, PKK ve FETÖ terör örgütlerinin hamiliğini yapan İsveç, Hollanda, Norveç, Danimarka ve Finlandiya ile çok açık bir şekilde müzakere yaparak bu iki terör örgütünü artık evrenimizden kazımak gerekmektedir…
Kem küm etmeleri durumunda ise veto hakkımızı kullanarak, yok yere Rusya’yı da karşımıza almayalım…
Günün Sözü
Dünyanın neresinde olursa olsun, haksız yere birisinin suratına atılan tokadı kendi suratında hissetmeyen kişinin insanlığından şüphe ederim.
Ernesto Che Guevera