İsminden de anlaşılacağı üzere işlenen bir cinayetin ört-bas
edilebilmesi için öldürülen kişinin yakınlarına verilen maddi bedeldir ‘kan
parası...’
Uzun yıllar önce,
üniversiteden yeni mezun olduğum dönemde sırf biraz deneyim kazanabilmek için
Diyarbakır’ın Batman çayı kıyılarında imalatı yapılan bir sulama projesinde
çalışmaya başlamıştım... Ağalık sisteminin hüküm sürdüğü yıllardı... Bulunduğum
bölgede 3 farklı köy, sadece bir ağaya aitti... Köylüler mülk sahibi
değillerdi... Ağanın topraklarında çalışıp ürettiklerinin büyük bir kısmını ağalarına
teslim ediyorlardı...
Nedeni nedir bilinmez, Ağa’nın yeni yetme esrar müptelası oğlu köyden
birisi ile tartışır ve tabancasını çekip öldürür... Olaya jandarma karışmaz...
Zaten o köye jandarmanın ulaşabilecek arabası da yoktu o yıllarda... Adamı
defnederler ayni gün, köy mezarlığına...
Ertesi gün, köy meydanında
düzenlenen resmi bir törenle öldürülenin karısına o günlerde hatırı sayılır bir
para verilir ve olay kapatılır...
Henüz dünya görmemiş yaşlarda tanık olduğum bu olayın etkisinden
kurtulamamıştım uzun yıllar...
Türkiye’de bugün hala
böyle olayların yaşandığını pek sanmıyorum ama dünyada hala yaşanıyormuş... Hem
de en vahşicesi...
Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz 2 Ekim’de Suudi Arabistan’lı bir gazeteci
evlenme belgesi alabilmek için İstanbul’daki konsolosluğa girdikten sonra
birdaha dışarıya çıkamamıştı...
Çok geniş yankı
uyandırmıştı bütün dünyada bu olay... Amerika Birleşik Devletleri Başkanı
Donald Trump’ın oyunları ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın
tezgahladığı bir cinayet olduğu apaçık ortada olmasına rağmen, sır perdesi
aralanamıyordu bir türlü...
Son yıllarda Çin’le dans etmeye başlayan Rothschild ailesine yaklaşmak
için kaçan Selman’ı kovalamaktan yorulmuş Trump’ın bir oyunu idi bu... Nitekim
tepkileri daha fazla üzerine çekmemek için çaba gösteren Selman, Trump’ın
kucağına düşerek 110 milyar dolarlık silah alımını onaylamaktan
kurtulamamıştı...
Türkiye’nin kararlılığı ve
bütün dünyanın takdirini toplayacak sıkı çalışmalar sonuç verir ve olay gününe
ait ses kayıtları ele geçirilir... Deşifre edilen kayıtlar sonucunda; katliamı
yapanların, Amerikada bu iş için eğitim almış 15 kişilik bir ekip olduğu
anlaşılır...
Aralarında bir adli tıp uzmanının da olduğu tesbit edilen ekip; iki
farklı uçakla ayni gün İstanbula gelerek katliamı yapıp cesedi yok ettikten
sonra ayni gün geri dönerler...
Veliaht Prens’e çok yakın
isimlerin de bulunduğu bu 15 kişinin 11’i hakkında dava açılmış suudi
Arabistan’ın başkenti Riyad’ta... 5’i
idamla yargılanıyormuş... Nasıl yargılanıyorlarsa?.. İddiaya göre,
tutuklu değillermiş, havuzlu villalarda kalıyorlarmış...
Asıl ilginç olan ise şu; aynen size yukarıda anlattığım ve tanık olduğum
olay gibi Riyad’ta da kan parası ödenmiş bu cinayet için... Öldürülen gazeteci
Kaşıkşı’nın 4 çocuğuna her biri 4’er milyon dolar değerinde birer villa
verilmiş Riyad’ta... 10’ar bin dolar da aylık maaş bağlanmış...
Kan parası görüşmelerini
Veliaht Prens Selman’ın erkek kardeşi ve Washington büyükelçisi Halid bin
Selman yürütmüş Kaşıkçı’nın büyük oğlu ile... Büyük oğul hariç, diğerleri
mülklerini satıp Amerika’da yaşayacaklarmış... Zaten olaydan sonra korkup
Amerika’ya kaçmışlar... Hatta yargılanma süreci tamamlandıktan sonra yüklü
miktarda tazminat da alacakmış Kaşıkçı’nın çocukları...
Ne acı değil mi?.. Günümüzde hala cinayetlerin para ile kapatılmaya
çalışıldığı tuhaf bir dünyada yaşıyoruz... Hem de bütün dünyanın gözü önünde...
Günün Sözü
Durmadığın sürece, süratin fazla bir önemi yok, muhakkak hedefe ulaşırsın.
Büyük Çin bilgesi ve filozofu Konfüçyüs’ün 2 bin 500 yıl önce söylediği bu söz, bugün de geçerli değilmidir?.. Amacımıza ulaşabilmek için tehlikeye girecek bir süratle hareket etmemize gerek yok... Ancak ara vererek; bitiş çizgisine ulaşabilmek için kazandığımız momentumu kaybetme riskini de göze almamalıyız.