Bir süre önce
Kanal İstanbul Projesi’ni destekler nitelikte kaleme aldığım yazımdan sonra
meydana gelen gelişmeler ışığında konuyu yeniden değerlendirme gereği
duyuyorum...
Söz konusu düşüncenin, uluslararası
mega bir proje niteliği taşımasının yanında; sonuçlarının olumlu ya da olumsuz
olmasının her halükarda özelde İstanbul, genelde ise Türkiye’yi derinden
etkileyeceği aşikardır.
Öncelikle
şunu itiraf etmeliyim ki, büyük işlere imza atmış bir inşaat mühendisi oluşumun
etkisi ile Kanal İstanbul gibi mega projelere hep ilgi duydum, hep taraf
oldum... Ancak şu gerçeği göz ardı etmemek gerekir ki; mühendislik nosyonu,
hiçbir zaman fonksiyonel olmayan bir projenin hayata geçirilmesine cevaz
vermez.
İstanbul’a kanal fikri ilk kez Osmanlı
döneminde telaffuz edilmeye başlamış; 1994 yılında DSP Lideri Bülent Ecevit
tarafından yeniden ele alınarak, ‘Mega Proje’ diye basına tanıtılmış; kısa bir
süre sonra da, yerel seçimler sırasında DSP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan
adayı Necdet Özkan’ın seçim broşüründe yer almış İstanbul Kanalı düşüncesi... 17
yıl sonra bu kez Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gündeme getirir Kanal İstanbul’u
ve proje çalışması başlatır.
Etüd ve proje
çalışmaları devam ettiği için aradan geçen 8 yıllık sürede pek bahsedilmez
Kanal İstanbul’dan... Daha sonra başkanlık sisteminin 100 günlük eylem planında
yeniden gündeme gelir ve yapım çalışmaları için ‘Kanal İstanbul İdaresi
Başkanlığı’ kurulmasına karar verilir.
Proje çalışmaları ile birlikte Çevre
Etkileşimi Raporu (ÇED) da hazır olduktan sonra, birkaç ay kadar önce yeniden
Türkiye’nin gündeminde birinci sıraya oturur Kanal İstanbul... Bu kez
beraberinde büyük tartışmalar da getirir... Sebebi pek de anlaşılmayan bir
nedenle AK Parti ve MHP dışındaki tüm siyasiler, projeye karşı tavır alırlar.
Geçtiğimiz 10
ocak günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kanal İstanbul Çalıştayı düzenler
İstanbul Kongre Merkezinde... Çalıştayda: Ekonomi politik, mekansal planlama,
çevresel boyut, toplumsal boyut, hukiki çerçeve ve afet riski konularında 43
konuşmacı görüş bildirir... Tümü de Kanal İstanbul projesinin hayata
geçirilmemesine yönelik yüzlerce sebep sıralar...
Yüksek maliyetlere mal olacak projenin,
hiçbir bilimsel niteliği olmadığı; özellikle İstanbul’un deprem riskini
arttıracağı; boğazların güvenliğini sağlayan Montrö antlaşmasının tartışmaya
açılmasına neden olacağı; fayda-maliyet analizi yapılmadığı; ekolojik dengeyi bozacağı;
risk altındaki Marmara Denizi’ni tamamen öldüreceği; biyo-çeşitliliğin olumsuz
etkileneceği; tarım ve orman alanlarının yok olacağı; insana zararlı gazların
artacağı; bölge halkının göç etmek zorunda kalacağı vurgulanır çalıştayda.
Çalıştayın
açılış konuşmaları sırasında projeye çok sert bir şekilde karşı çıkan İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, projenin tamamen yanlış bir
ameliyat olduğunu ifade ederek “bu ameliyatı yapmayı kafaya koymuş olanlar,
buna neden mecbur olduğumuzu detaylı bir şekilde anlatmak zorundadırlar” der.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener
ise Kanal İstanbul’un; İmamoğlu'nu 2 kere seçtikleri için İstanbul’a bir ders verme
projesi olduğunu iddia eder... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da
konuşmasında; Millet iktidarnda bu projeye 1 kuruş dahi vermeyeceklerinin
altını çizer bir kez daha.
Önümüzdeki
günlerde İYİ Parti de, 36 bilim adamının katılacağı bir çalıştay düzenliyor
konu ile ilgili... Farklı örgütler, farklı yöntemlerle tepkilerini dile
getirmeyi planlıyorlar, değişik zamanlarda...
Adamlar, projeyi hayata geçirtmemek
için kafalarına koymuşlar bir kere... Bence iddia edilenlerin, fazla da elle
tutulur bir tarafı olmamasına rağmen; bulandırılmaya çalışılan vatandaşın
kafasında hiçbir soru işareti bırakmamak gerekiyor... Bunun için, projeyi
hazırlayan teknik ekip ve iddialara bilimsel yanıt verebilecek hocalarımızın
katılımı ile; geniş kapsamlı, halka açık, konferans niteliğinde bir toplantı
düzenlenerek, son noktayı koymak gerekecektir.
Günün Sözü
Cahil ile tartışırken söyleyeceğin her söz, ateşe atılmış bir odundur aslında...
Tolstoy