Kardak Kayalıkları, Ege Denizinde Muğla İlinin 7 kilometre
batısında, Türkiye’nin en önemli turistik beldelerinden birisi olan Bodrum’dan
sadece 25 kilometre uzaklıkta yer alır... Bodruma bağlı yine bir tatil beldesi
olan Gümüşlük kıyılarından çıplak gözle net bir şekilde izlenebilecek
yakınlıktadır Kardak Kayalıkları... Toplam alanı sadece 40 dönümdür.
Dört futbol sahası büyüklüğündeki bu
kayalık adacıklar, Türkiye ile Yunanistan'ı savaşın eşiğine getirir bundan 24
yıl önce... Figen Akat isimli bir Türk gemisi 25 Aralık 1995 tarihinde karaya
oturur bu kayalıklarda... Yunanistan, kazanın kendi karasularında olduğunu
iddia ederek gemiye müdahale etmek ister... Türkiye ise bu adacıkların
kendisine ait olduğunu söyler.
Bir süre
sonra Yunan ordusu bu adacıkların Türkiye’ye en yakın olanına asker çıkararak
bayrak diker... Bunun üzerine Türk Deniz Kuvvetleri de adanın çevresine
konuşlanır... Zamanın Başbakanı Tansu Çiller; “o bayrak iner, o asker gider”
diyerek Türkiye’nin hassasiyetini ortaya koyar.
Türk Sualtı Taarruz ve Sualtı Savunma
Komandoları, Yunanistan’ın kuşatıp bayrak diktiği adacığın batısındaki
kayalığa; Yunan donanmasının arasından geçerek çıkar ve Türk bayrağı diker...
Böylelikle iki ülke savaşın eşiğine gelir.
Dönemin ABD
Başkanı Bill Clinton, NATO Genel Sekreteri Javier Solana ve Amerikan delegesi
Richard Holbrooke devreye girip iki ülkeyi yatıştırarak, olası bir savaş
engellenmiş olunur.
Kriz sonrasında Yunanistan hükümeti,
muhalefet tarafından ihanetle suçlanarak Yunan halkının gururunun ezdirildiği
ifade edilerek, Genelkurmay Başkanı istifa ettirilir.
II. Dünya
Savaşı öncesi koşullar çerçevesinde müzakere edilerek hazırlanan Türk-İtalyan
Sözleşmesi kapsamındaki bir metinde ele alınır Kardak kayalıklarının statüsü...
Ne yazık ki metinde bu kayalıkların İtalya, sonradan ise Yunanistan tarafına
bırakıldığı işaret edilir... Türkiye ise bu metinin bağlayıcı olmadığını, çünkü
yürürlüğe girmediğini iddia eder.
Lozan’dan bu yana resmen gündeme
gelmemiş ve egemenliği antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş 156 adacığın
varlığı ortaya çıkar Kardak krizi sonucunda... Muhtelif zamanlarda Milli
Güvenlik Kurulu’nda görüşülen, Yüksek Askeri Şura gündemine taşınan Kardak
Kayalıkları’nın egemenlik hakkının Türkiye’ye ait olduğu kararına varılarak
1999 yılında “Kardak kayalıklarının Türk toprağı olduğu” Yunanistan’ın Ankara
Büyükelçisi’ne yazılı bir nota ile bildirilir.
Bugün Ege
Denizi’ndeki karasuları hakkının yüzde 43.5’i Yunanistan’a, sadece yüzde 7.5’i
ise Türkiye’ye aittir... Herhangi bir antlaşma ile egemenliği Yunanistan’a
devredilmemiş 156 adacığın karasuları alanı yüzde 6 civarındadır. Türkiye’nin
bu adacıklar üzerinde kuracağı hakimiyet, Ege’deki karasuları alanını yüzde 80
arttıracaktır.
Lozan Barış Antlaşması’na göre
Yunanistan ve Türkiye’nin karasuları 3 deniz mili olarak tespit edilmiş
olmasına rağmen; 1936 yılında Yunanistan bunu tek taraflı olarak 6 deniz miline
çıkarmış, o dönem Türk-Yunan ilişkilerinde hakim olan olumlu hava nedeniyle
Türkiye bu karara itiraz etmemiştir.
Türkiye,
Ege’deki karasularını 1964 Kıbrıs sorunu sırasında 3 milden 6 deniz miline
çıkarır... 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Yunanistan karasularını 12
mile çıkarma girişiminde bulunur ancak Türkiye buna şiddetle karşı koyar...
1982 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, kıyıdaş
ülkelere karasularını 12 deniz miline kadar ilan etme hakkı verir... Bunun
üzerine Yunanistan, 1985 yılında Ege’deki karasularını 12 mile çıkarma hakkını
saklı tuttuğunu ilan eder.
Özellikle Doğu Akdeniz’deki zengin
hidrokarbon yatakları keşfedildikten sonra daha fazla önem kazanan ‘Mavi Vatan’
sınırlarını; Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda, hakkı olan yere taşımak; Türk
halkının geleceği açısından büyük önem arz etmektedir... Denizdeki sınırlarımız,
en az karadaki sınırlarımız kadar önem taşımaktadır.
Günün Sözü
Gözlerimizin yakaladığı çok şey vardır, ancak sadece kalbimizin yakaladıklarını takip eder.
Bir Kızılderili sözü bu; ne kadar doğru, ne kadar etkileyici... Kalbimize dokunmayan hiçbir şey umurumuzda değildir çünkü...