Günün
Sözü
Sanatsız kalan bir
milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
Mustafa Kemal
ATATÜRK
Daha ziyade
Pulitzer ödüllü Gazap Üzümleri ile tanıdığımız ünlü Amerikalı yazar John
Steinbeck’in İkinci Dünya savaşı yıllarında yaşadığı olayları içeren ve 1958
yılında kaleme aldığı ‘Bir Savaş Vardı’ isimli makale, belgeseli yapılacak
kadar çok beğenilmişti… Daha sonra Fransız yazar Boris Vian tarafından ‘The
Ants Were Busy On The Ground’ ismi ile tiyatroya uyarlanarak büyük bir başarıya
imza atılmıştı.
‘Karıncalar, Bir Savaş Vardı’ ismi ile
Işıl Yüce ve Ülkü Tamer tarafından Türkçeleştirilen yapıt, Gökhan Aktemur
tarafından tek kişilik oyun olarak tiyatroya uyarlanarak, M. Akif Yeşilkaya’nın
yönetmenliğinde, Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenir içinde bulunduğumuz
sezonda.
‘Karıncalar,
Bir Savaş Vardı’, savaşın tam kalbinde yer alan bir askerin tuttuğu günlükteki
hikayelerden oluşuyor… Savaşın ve yaşamın gerçek dehşetini, onun altında yatan
oyunun şartları nasıl güçleştirdiğini ve bu oyunun insan ve insanlık üzerine
nasıl kurgulandığını anlatıyor.
“Üstelik bu oyun, düşmanı yok etmekle
kazanılamayacak bir oyun… Ölüm ve yıkımdan başka hiçbir sonucu olmayan bir
oyun… Her koşulda insanlığın mağlubiyetiyle sona eren bir oyun… Karıncalar ise,
‘oyun kuran’ ellerce ilk gözden çıkarılanlar…”
Geçtiğimiz 24
Kasım gecesi İzmir Devlet Tiyatroları sahnesinde prömiyeri yapılmış oyunun… Tiyatrocu
Akın Kurt’un sergilediği başarılı performans, izleyenlerin büyük takdirini
almış… Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt’un oğlu olan Akın Kurt,
tiyatrocu anne-babanın özenle yetiştirdiği mükemmel bir oyuncu sıffatını
taşıyordu, ‘Karıncalar’daki karakter ile.
‘Karıncalar, Bir Savaş Vardı’ oyunu,
ikinci Dünya savaşını anlatıyordu belki ama, günümüz dünyasında savaşların
şekil değiştirdiği ve 1 yıldan beridir mücadele ettiğimiz Covid-19 illetinin
tam da bu değişim içerisine oturtulabilecek bir tür olduğunu gösteriyor…
“Düşmanı yok etmekle kazanılamayacak bir oyun… Ölüm ve yıkımdan başka hiçbir
sonucu olmayan bir oyun… Her koşulda insanlığın mağlubiyetiyle sona eren bir
oyun…”
‘İnsanlığın
mağlubiyetini’ kabullenmeden, yaşamın devamlılığını sağlayabilmek adına; tüm
Pandemi önlemlerini alarak, büyük bir özveri ile hazırlanan oyunun prömiyerinin
bir gün sonrasında yaptırdığı Covid-19 test sonucu, pozitif çıkar Akın Kurt’ta
ne yazık ki.
Ardından, aralarında oyunun dekor ve
kostüm tasarımcısı Ali Cem Köroğlu’nun da olduğu sahne arkasındaki 15 kişilik
ekiple birlikte, temas sağlandığı belirlenen kişilerde yapılan test sonucunda,
toplamda 50 Covid-19 vakası saptanır… Birçok kronik hastalığı olan 63 yaşındaki
Ali Cem Köroğlu, Ankara’da tedavi altına alınmış olmasına rağmen
kurtarılamayarak 5 Aralık’ta vefat eder.
Mesleğinde
başarılı bir isim olan Devlet Tiyatroları’nın büyük kaybı Köroğlu’nun acısı
yaşanırken, ölümleri bile prim yapmada kullanmaya kalkışanlar sahnede boy
göstermeye başlar…
Ana muhalefetten bir İstanbul
milletvekilimiz, tam da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçe görüşmeleri
sırasında, olayı ağlayarak anlatır TBMM kürsüsünde… Devlet Tiyatroları Genel
Müdürü Mustafa Kurt’u tedbir almamakla suçlayarak Köroğlu’nun ölümünden onun
sorumlu olduğunu iddia eder.
Devlet
Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (DETİS) ise 28 Ekim 2020 tarihli genelge ile
Devlet Tiyatroları’nın Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmesini eleştirerek,
Ali Cem Köroğlu’nu ölüme götüren olaylar zincirinin ilk halkasının burada
aranması gerektiğini vurgular… Bürokratların sahneyi anlayamadığını söyleyen
DETİS, Devlet Tiyatroları’nın tam anlamıyla bürokrasiye teslim olduğunu iddia
eder.
Covid-19 virüsünün hızla yayılarak
içimizi yakan canlar aldığı bu dönemden, hem sağlık hem de ekonomik olarak daha
az zararla kurtulmak için mücadele ederken, devletimizi ve ona bağlı
kurumlarımızı yıpratan söylemlerle boşa vakit kaybetmenin hiçbir anlamı yoktur.
Yapılmaya
çalışılan, mesnetsiz gerekçelerle işleyişi baltalayarak; 9 Temmuz 2018
tarihinden bu yana kendini kanıtlamış olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin;
çalışmadığı algısı yaratmaktan başka bir şey değildir.