Hatırlayacaksınız, bu yılın başında tam 1 Ocak günü, Kazakistan hükümetinin LPG’ye yaptığı yüzde yüzlük zammı protesto etmek için, Aktau kentinde halk sokağa dökülmüştü… Ülkedeki motorlu araçların yüzde 90’ı LPG kullanmaktadır çünkü… Protestolar ülkenin en büyük şehri olan Almatı ve başkent Nursultan, eski adıyla Astana’ya kadar yayılmıştı.
Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, yapılan zammı geri çekerek Başbakanı görevinden almış, ancak protestoların hızını kesememişti… Protestocular, ülkenin kurucusu ve Güvenlik Konseyi Başkanı Nur Sultan Nazarbayev’in heykelini devirerek TAV tarafından işletilen Almatı Havalimanının kontrolünü de ele geçirmişlerdi.
Oluşan büyük tepki üzerine, Cumhurbaşkanı Tokayev, ülkede OHAL ilan ederek Nazarbayev’i de görevden almasına rağmen protestolar artarak yüzlerce insanın yaralanmasına ve ölmesine neden olmuştu.
Sonunda Tokayev, Rusya, Belarus, Ermenistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Tacikistan’ın üye olduğu NATO benzeri askeri bir örgüt olan “Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü” CSTO’dan yardım istemek zorunda kalmış, vakit kaybetmeden Rus ve Ermeni askerleri ‘olaylar yatışana kadar’ Kazakistan’a girmişlerdi.
Kazakistan sadece 18 milyon insanın yaşadığı; yüzölçümü olarak ise Türkiye’nin 3 katından daha büyük bir ülke… Petrol rezervleri bakımından dünyada 12. sırada… Brezilya, Katar, Çin gibi ülkelerden bile daha fazla petrole sahip.
Ancak halk, gelirin büyük kısmını elinde tutan Nazarbayev gibi birkaç aile dışında, yokluk içinde yaşıyor… Ülkede çok büyük yolsuzlukların olduğu, başkentten gönderilen yerel yöneticilerin de bu yolsuzlukların planlayıcıları olduğu iddia ediliyor… Bu yüzden, yerel yöneticilerin halk tarafından seçilmesi isteniyor… Ancak o bölgelerdeki nüfusun çoğunluğu Rus kökenlidir.
Halkın ekonomik sıkıntılarını dile getirmek istediği masumane protesto, ne yazık ki 2019 yılında kurulmuş olan “Uyan Kazakistan Platformu” tarafından, yıkıcı ve kanlı mecralara sürüklenmiştir… “Uyan Kazakistan Platformu” Soros’un “Açık Toplum Vakıfları” tarafından beslenen bir örgüttür… Zaten platformun 5 kurucusu da Soros’un vakfında etkin üyedirler.
Bu bağlantı, Kazakistan’daki olayın failinin Amerika olduğunu işaret etmektedir… “ABD Soros’u sahaya sürerek hem bir ‘Türk Baharı’ yaratmak, hem de Rusya’nın Ukrayna sınırındaki gücünü zayıflatma gibi bir niyeti olabilir” düşüncesi içerisinde, somut göstergeler beklerken, aradan henüz 6 ay geçmeden, bu kez de Özbekistan karışır.
Özbekistan’ın kuzey batısında Karakalpakistan isimli özerk bir bölgesi vardır… Türkmenistan’ın kuzeyi ile Kazakistan’ın ortasında, her an patlamaya hazır bir bölgedir Karakalpakistan… Nüfusu 2 milyon olmasına rağmen, 35 milyonluk Özbekistan topraklarının yüzde 40’ına hakimdir.
Yüksek miktarda pamuk üretimi yapılmasının yanı sıra, zengin yeraltı kaynakları da Rus Gazprom ve Lukoil şirketleri tarafından işletilir… Tıpkı Kazakistan gibi, yeraltı kaynaklarından nasibini alamayan fakir bir halk yaşamaktadır Özbekistan’da.
Türklerin Kıpçak Boyundan gelen Karakalpaklar, 1990 yılında SSCB’den ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ederler… Ancak devletleşme altyapısına sahip olmadıkları için, kendi kendilerini yönetemezler ve 3 yıl sonra “referandumla ayrılma haklarını saklı tutarak” Özbekistan yönetimi altına girerler.
Temmuz ayının başında Özbek hükümeti 170 maddelik bir anayasa değişikliği hazırlar… Değişikliğin en önemli maddesi, Özbekistan’a bağlı Karakalpakistan’ın özerk statüsünün kaldırılması ve iç referandum yolu ile Özbekistan’dan ayrılma hakkına getirilmesi istenen yasaktı.
Anayasa değişikliğini protesto etmek için on binlerce Karakalpak vatandaşı sokaklara dökülür… Kanlı çatışmalar sonunda 18 kişi hayatını kaybeder, binlerce insan yaralanır…
Olayları yatıştırmak için Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Karakalpakistan’a giderek, oradaki liderlerle görüşür ve parlamentoyu suçlayarak; “Karakalpakistan’daki halk memnun olmazsa tek bir madde dahi değişmeyecek” sözü vermesinin ardından ülke sakinleşir.
Geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Erdoğan Özbekistan’a gidip 10 anlaşma imzalamış, 3 hafta sonra da Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de Mirziyoyev’le 22 anlaşmaya imza koymuşlardı… Birkaç gün önce de Türk Devletleri Teşkilatı Tarım Bakanları, tarımsal işbirliği için Özbekistan’da bir araya gelmişlerdi… Türk Cumhuriyetleri arasındaki bu yakın ilişki, birilerinin hoşuna gitmiyordu…
Hele ki, İmzalanan anlaşmalar içerisinde Özbekistan’dan Kars’a kadar gidecek, Çin’in “Bir Yol, Bir Kuşak Projesi” kapsamında olan demiryolu inşaatının tamamlanması maddesi bazılarını oldukça rahatsız etmişti… Üstelik Çin, 2025 yılına kadar “Bir Yol, Bir Kuşak” projesinin demiryolu etabını bitirmeyi hedeflemişken…
“Bir Yol, Bir Kuşak” projesi kapsamında en uzun demiryolu hattı Kazakistan toprakları içerisinden geçmektedir ve bu hattın inşaatı tamamlanmış bulunmaktadır… Üstelik Kazakistan’daki yeraltı kaynaklarını da Çinli firmalar işletmektedir.
Ukrayna’yı kurban ederek Rusya’yı tamamen zayıflattıktan sonra, Çin Halk Cumhuriyeti’ni kıskaç altına alıp hareket kabiliyetini azaltma planları yapan ABD, bu duruma sessiz kalmayacaktı…
Öte yandan Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan sınırlarının kesiştiği bölgede bulunan Fergana Vadisi, Sovyet dönemi sonrasında bu 3 ülke arasındaki sorunlara ev sahipliği yapıyor… Fergana Vadisi etnik ve kültürel bölünmeler sayesinde, bölgede istikrarsızlık körüklenmiş; biraz kaşımakla, her an patlayacak içi cerahat dolu bir çıban haline getirilmiştir.
Günün Sözü
Emperyalizm savaşa yol açar. Ne var ki, savaşta hiçbir şeyi kesin olarak çözemez.
Leo Huberman