Türkiye
Barolar Birliği (TBB) tarafından 20-21 Eylül tarihlerinde Ankara’da “Kıbrıs’ta
Son Söz” başlıklı uluslararası bir konferans düzenlendi... Yerli ve yabancı
katılımcıların yoğun ilgisi ile tamamlanan konferans sonunda, Kıbrıs için en
iyi seçeneğin iki devletli çözüm olacağı belirtildi...
Konferans sırasında öne çıkan iki
hususun altını çizmek isterim:
Birincisi
“KKTC’nin güvenliği Türkiye’den başlar. Türkiye’nin güvenliği Kıbrıs’tan
başlar. Bu, vazgeçilmez, değiştirilmez, değiştirilmesi teklif bile edilemez
temel kuraldır.”
Ayni öneme haiz ikinci husus ise
“Kıbrıs Türkü’nün refahı Türkiye’den başlar. Türkiye’nin refahı KKTC’den
başlar.”
Yıllardır, bu
iki husus farklı şekillerde ifade edilmiş olmasına rağmen; Türkiye ve KKTC arasındaki
güçlü bağın varlığı, ilk kez bu kadar net ve iddialı bir anlatımla ortaya
konuluyor...
Konferans sırasında, bu iki hususun
güçlendirilmesi bakımından alınması gereken önlemler tartışılıp sonuca
bağlanmıştır...
Yıllardır
ambargo altındaki KKTC halkı; zamanın TC ve KKTC yetkililerinin yanlış
kararları ile üretimden kopartılarak içe dönük bir ekonomi ile ayakta durmaya
çalışmaktadır... “KKTC’de süratle mal ve hizmet sektöründe üretim ekonomisine
geçilmesi” ifadesinin altını doldurarak, yarından start verilmesi
gerekmektedir... Bunu gerçekleştirebilmek için ilk iş olarak; Türkiye ve KKTC
arasındaki ticaretin kolaylaştırılması kaçınılmazdır. Bunu takiple KKTC’nin
diğer ülkelere olan ihracatı önündeki Rum engelleri; Türkiye tarafından,
geçersiz kılınacak şekilde tedbirler alınmalıdır.
“Türkiye’den gelen sudan azami şekilde
yararlanılarak tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi sektörünün geliştirilmesi.”
1974
sonrasında Kıbrısın kuzeyinde yaşayan nüfusun, aldığı göçlerle hızla artarak
5-6 katına çıkması; zaten sınırlı olan temiz su miktarının azalmasına ve
kalitesinin düşmesine neden olmuştur... 2015 yılında hayata geçirilen
Türkiye’den borularla KKTC’ye su getirme projesinin imdada yetişmiş olmasına
rağmen; özellikle Güzelyurt ve Mesarya ovalarını sulayabilecek nakil hatlarının
henüz tamamlanmamış olması, projenin verimliliğini düşürmektedir... Süratle
nakil hatları ile şebekelerin tamamlanıp, Güzelyurt narenciyesinin hayatı
kurtarılmalı, Mesarya ovasına hayat verilmelidir.
“Bariz bir insan hakları ihlali olan
hava taşımacılığı ambargosuna karşı uluslararası hukukun öngördüğü tüm
imkanların kullanılması.”
KKTC, 45
yıldır maalesef sadece Türkiye’ye direk hava taşımacılığı yapabilmektedir... Bu
durum, ülke turizminin olumsuz etkilenmesine ve yeterli tesis olmasına rağmen;
Güney Kıbrıs gibi turizimden, hak ettiği payı almasının önünü kapamaktadır...
“KKTC’nin dünya ile bütünleşmesinde önemli rol oynayan ve ekonomik anlamda
katma değer yaratan turizm ve yüksek öğrenim alanlarının sürdürülebilir
kılınmasında gerekli stratejik planların uygulamaya ivedilikle geçirilmesi
şarttır.”
“Kapalı Maraş’ın KKTC yönetiminde,
Vakıf mallarının hukuki durumunu da dikkate alarak uluslararası hukuk temelinde
iskana açılması.”
1974
öncesinde dünyanın en popüler turizm merkezlerinden biri olan, eşsiz bir sahil
şeridi üzerinde kurulmuş; fakat 45 yıldır yılana, çiyana terkedilmiş Kapalı
Maraş’ın; sonucu ne olursa olsun, gerçek sahiplerinin işletiminde açılarak;
KKTC ekonomisine kazandırılma zamanı çoktan gelmiştir...
Artık enerjimizi “antlaşma oldu,
olacak” beklentileri içerisinde boşa harcamaktan vaz geçip; statükodan
nemalanan, yerli ve uluslararası güçlerin maskarası olmaktan kendimizi
kurtararak var gücümüzle KKTC’nin gelişimine harcamamız gerekmektedir...
Gerekli güce ulaştığımız zaman; ‘antlaşma’ yapabilmek için bizim koşmamıza
gerek kalmayacak; emin olun ‘antlaşma’ ayağımıza gelecektir...
Ama bunun
için; her şeyi kendi şahsi çıkarları doğrultusunda yontan, beyni sadece buna
odaklanmış ‘leş kargalarını’ içimizden temizleyip yolumuza emin adımlarla devam
etmemiz gerekmektedir...
Yüz yıla yakın bir süredir Kıbrıs’ta
varoluş mücadelesi veren yiğit Türk halkı; bunu nasıl gerçekleştirebileceğini
çok iyi bilmektedir... Yapması gereken tek şey; yaşadığı ve gördüğü
gerçeklerin, ‘gerçek’ olduğunu artık kabul edip; sağ elleri sol göğüste,
çocuklarının yarınları için yorulmadan mücadele etmeleridir...
Bence
“Kıbrıs’ta son söz” bu olmalıdır.
Günün
Sözü
Başarısız olma korkusu,
hiçbir zaman, yeni bir şey denemeye engel olmamalıdır.
Dünya
lojistik devi FedEx’in kurucusu ve CEO’su Frederick Smith’in bu sözü, kendi
başarısını kanıtlar niteliğindedir.
Başarısız
olurum endişesi ile birtakım riskleri göze almadan herhangibir iş yapmak mümkün
değildir.