Koalisyon - ADEM AKÖL

Koalisyon

ADEM AKÖL

Tam bir yıl boyunca bir yuvarlak masa etrafında sık sık toplanıp da hiçbir şey üretemeyen ‘çoklu’ masa, geçtiğimiz 30 Ocak günü binlerce sayfalık bir “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” yayınlayarak bütün konularda anlaştıklarını kamuoyuna duyurdular.

Ardından Cumhurbaşkanı adaylarını açıklayacakları tarihi bile deklere ettiler, ancak ne olduysa 3 Mart tarihinde İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, tam anlamıyla oluşumun altını üstüne getirerek masayı terk eder… Kılıçdaroğlu’nun adaylığını kabul etmiyor, HDP’nin katılımını ise reddediyordu Akşener…

Masayı terk etmekle kalmaz; bir ton da laf ederek, liderlerin bir daha toplanamayacağı imajını verir tüm ülkeye. Ancak aradan sadece 72 saat geçerken, tıpış tıpış tekrar masaya dönüşüne şahit olduk İyi Parti Liderinin…

Her ne kadar da bu keskin dönüşe anlam veremesek de, aslında sebebi çok basitti… “Otur oturduğun yerde” demişti çünkü ABD… “Otur ve anlaş, çünkü biz Erdoğan’ın muhakkak gitmesini istiyoruz” diyordu.

Masaya yeniden oturur Akşener ve aday açıklanır... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını bazı şartlar öne sürerek kabul eder… Geriye kalan 5 parti lideri ile İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları da Cumhurbaşkanı yardımcılığını yapacaklardı… Bir de masayı ‘altılı’dan ‘çoklu’ya yükselten partinin de talepleri olacaktı muhakkak…

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı “Türkiye Laiktir Laik Kalacaktır” sloganları arasında, Erbakan’ın varisi olduğunu iddia eden Saadet Partisi Genel Merkezi önünde, bizzat Saadet Partisi Genel Başkanı tarafından açıklanıyordu.

Yani, görünürde bir baş olmasına rağmen; fiili olarak 8 baş, hatta 9 baş yönetecekti ülkeyi. 2001 öncesini hatırlayanlar çok iyi bilecekler… Değil 9 baş, 2 başla dahi bir ülkenin yönetilemeyeceğini çok iyi bilecekler. Bırakın 85 milyonluk devasa bir ülkeyi; küçücük bir şirketin bile 2 başla yönetilemediğinin örneklerine çok rastlıyoruz çevremizde.

***

Sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacak olan parti liderlerine komplimanlar sıralamaya başlar…

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan için “bu genç liderle Türkiye’nin perişanlığına son vereceğiz” der... Halbuki Babacan, bakanlığı döneminde Kemal Derviş’in IMF programını sürdüren kişiydi. ABD ile gizli anlaşma yapıp, Pentagon Saddam üzerine yürürken, Türkiye’nin Irak’a asker konuşlandırmama şartını kabul eden kişiydi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu için “bilgedir” der… Karamollaoğlu Madımak Katliamı sırasında Sivas Belediye Başkanıydı… Saldırganlara “Gazanız Mübarek Olsun” diyen adamdı… O dönemde FETÖ’nün yayın organı olan Zaman gazetesi ise Karamollaoğlu’nun bu sözleri için övgü dolu manşetler atmıştı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu için “Güçlü bir entelektüel birikimi var” der… Halbuki Davutoğlu, Erdoğan’ın isteğiyle Başbakanlık görevini bırakınca Amerikan Derin Devletin sözcüsü Foreign Policy Dergisi “ABD Ankara’daki adamını kaybetti” ifşaatında bulunmuştu.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener için “Merttir” der… Halbuki Akşener’in FETÖ sayesinde İçişleri Bakanı olduğunu çocuklar bile biliyordu o dönemde.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal için “yürekli, cesur ve genç bir lider” der… Halbuki Uysal, “Türkiye’nin bugün Said Nursi modeline ihtiyacı olduğunu” açık açık dillendiren adamdır.

Kılıçdaroğlu bu methiyeleri sıralarken, ABD Genel Kurmay Başkanı da Suriye’ye gelerek deprem sınırından Türkiye’ye meydan okuyordu… Hazine Bakanı ise “bundan sonra Türkiye’yi daha yakından takip edeceğiz” diyordu.

Adaylığı döneminden başlayarak, Erdoğan’a kafayı takmış bir Biden yönetimi ve Amerikan derin devleti, bu amaçlarını gerçekleştirebilmek için Kılıçdaroğlu’nun adaylık ilanının hemen ertesi gününde faaliyetlerine başlar…

Hiçbir şansı olmamasına rağmen Obama’ya arka arkaya iki dönem Başkanlık kazandıran ‘Sosyal Medya Manipülasyon Ekibi’ Türkiye’ye gelir…

Ülkemizdeki bazı satılmış isimleri kullanarak özellikle Twitter hesaplarından yaptıkları anketlerle Kılıçdaroğlu’na yüzde 60’lara varan oylar çıkararak, Erdoğan’ın alacağı oyları ise yüzde 15’lerde göstererek algı operasyonları düzenliyorlar… Bilgisayarların IP numaralarını binlerce kez değiştirerek, yaptıkları anketlerde binlerce farklı hesaba istedikleri oyu kullandırıyorlar.

Ne yaparlarsa yapsınlar, nasıl bir algı yaratmak istiyorlarsa yaratsınlar… Halkımız artık bilinçlenmiş; ne istediğini, kimin ne yapabileceğini, kimin ise ne ‘mal’ olduğunu çok iyi biliyor artık.

Günün Sözü

Kandırılmak isteyen her seferinde kanıyor, sevmek isteyen her şeye rağmen seviyor, güvenmek isteyen tekrar tekrar güveniyor, başkasını suçlamanın faydası yok.