Bir zamanlar Filistin topraklarının yüzde yüzüne sahip olmuş olan Filistinliler; topraklarının yüzde 85’lerle ifade edilen büyük bir bölümünü Yahudilere kaptırıp, bu gün ne yazık ki sadece Batı Şeria ve Akdeniz kıyısındaki dar Gazze Şeridine sıkışmış durumdadırlar.
Bir zamanlar Filistin topraklarının yüzde yüzüne sahip olmuş olan Filistinliler; İsrail’in kurulduğu 1948 öncesinden başlayarak Siyonizm yayılmacılığı yüzünden topraklarını terk etmek zorunda kalmışlardır… Bu gün Batı Şeria ve Gazze Şeridine sıkışmış sadece 5 milyon Filistinli yaşamaya çalışırken, başta Suriye, Lübnan ve Ürdün olmak üzere, dünyanın çok farklı ülkelerinde ikamet eden 7 milyon Filistinli bulunmaktadır.
Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki Filistinliler, Yahudilerle iç içe yaşam savaşı verirken; Gazze Şeridinde yaşayan Filistinliler ise sınırları tamamen İsrail ablukası altında olduğu için, dünya ile karasal bağlantıyı ancak Mısır’a açılan kapı üzerinden yapabilmektedirler.
Dünya medyası sık sık, İsrail’in Gazze’ye yaptığı hava saldırılarından bahseder durur… Batı medyası, İsrail’in haklılığını öne sürer hep… Gazze’den gönderilen füzelere karşı, İsrail’in bir nevi savunma yaptığı iddia edilir… Öldürülen çocuklar, kadınlar ve siviller önemli değildir onlar için.
Gazze bu gün, ne yaptıkları pek de belli olmayan 3 farklı ideolojinin örgütlendiği bir bölge… Gittikçe etkinliğini yitiren, sosyalist çizgideki Filistin Kurtuluş Örgütü; son yıllarda üzerine yoğunlaşan baskılar yüzünden kısmen İran’a yaklaşan, Müslüman Kardeşlerin etkisi altındaki Sünni İslamcı Hamas ve Humeyni rejimi sonrasında Şiiliği yaymak için örgütlenen tamamen Tahran tarafından yönetilen İslami Çihad.
Geçtiğimiz hafta başında İslami Cihad Örgütünün silahlı kanadında görevlendirilmiş üst düzey bir yönetici, Batı Şeria’da İsrail askerleri tarafından tutuklanır… Örgüt, protesto için Gazze Şeridinde gösteriler düzenler… Bunun üzerine İslami Cihadın saldırı düzenleyeceğini iddia eden İsrail, Gazze’ye hava saldırısında bulunur… Yine çocuklar, kadınlar ve siviller ölür… Katledilen 44 masumun 15’i çocuk, 4’ü kadındır.
Gazze-İsrail çatışması 10 yıldır devam ediyor… Hep de Ramazan aylarında ve İsrail’in seçime gittiği dönemlerde yoğunlaşıyor çatışmalar… Birkaç gün devam ettikten sonra, göstermelik bir ateş-kes ilan ediliyor; sonra yine devam…
İsrail toplumu hızlı bir şekilde aşırı sağ ve ırkçı bir görüşe kayıyor… İsrail seçmeni 2019’dan bu yana önümüzdeki Kasım ayında 6. kez sandığa gidiyor ve her seçim öncesinde ırkçı adayların seçilme şansını arttırmak için ‘savunma yapıyoruz’ gerekçesiyle muhakkak Gazze’ye bombalar yağdırılıyor… Nitekim gelmiş geçmiş en ırkçı Başbakan olan Benyamin Netanyahu, yeniden Başbakanlık koltuğuna oturmaya hazırlanıyor.
İsrail açısından, Gazze’yi hedef almanın başka bir nedeni daha var… İsrail Gazze ve Batı Şeria’dan gelebilecek roket ve diğer hava saldırılarına karşı 2011 yılında “Demir Kubbe” isimli 70 kilometre menzilli bir hava savunma sistemini devreye sokmuştu… Bu sistem, roketleri hedefe varmadan havada yakalayıp imha etme yeteneğine sahip.
Sistemin geliştirilebilmesi için gerçek savaş ortamında denenmesi gerekmektedir… Nitekim geçtiğimiz Ramazandaki saldırılarda “Demir Kubbenin” yeteri kadar güvenli olmadığı ortaya çıkmıştı… Sistemin modernize edilebilmesi için Gazze çatışmaları, önemli bir laboratuvar olmuştur onlar için, çünkü bu sistemi başka ülkelere de pazarlıyorlar.
Gazze’nin İran açısından da büyük önemi var… İsrail’le barış anlaşması imzalayan Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Sudan ve Fas gibi ülkelere barış anlaşmasının hiçbir önemi olmadığını göstermeye çalışıyor İran… İsrail’in saldırgan bir devlet olduğunu sık sık kanıtlamaya çalışıyor… İslami Cihad Örgütünün yüklendiği misyon budur.
Bir taraftan İran, diğer taraftan İsrail; kendi amaçlarına ulaşabilmek için çatışma arenasına döndürdüler Gazze’yi… Ölen çocuklar ve kadınlar, hiç önemli değildir onlar için… Aynen dünyanın birçok yerinde olduğu gibi…
Günün Sözü
Öyle bir ölsem, öyle bir ölsem ki çocuklar; size hiç ölüm kalmasa…
Aziz Nesin