Taliban’ın başkent Kabil’i ele geçirmesinin hemen sonrasında, zamanında yaşanmamışlıkların beyinleri baypas ederek, o kan dökücü askerleri nasıl başkalaştırdığını hayretle, ancak sorgulayarak seyretti tüm dünya… Siz de ekranlarınızda, o görüntüleri anlamlandıramadan izlemişinizdir muhakkak… O ölüm makinaları nasıl oluyordu da böyle çocuksu ve kontrolsüz davranış sergileyebiliyordu?
Namlu yukarıda bir elde Kalaşnikof, Başkanlık sarayının altın varaklı koltukları üzerinde bağdaş kurarak oturmak neyi ifade ediyordu? Modern fitness cihazlarıyla donatılmış spor salonunda, her aleti deneme heyecanı yaşama telaşı içinde olan Taliban militanlarının ruh halini nasıl izah etmek gerekiyordu? Ya lunaparkta çarpışan arabalar içerisindeki kalaşnikoflu acımasızların mutluluğu?
İnsanın çocukluk yıllarını yaşam kaynağı olarak ifade eder psikologlar… Bu yıllar, yaşam köklerinin geliştiği dönemdir ve çok önemlidir derler… Çocukluğunu doya doya yaşamamış insanların oluşturduğu toplumların, asık suratlı ve öfkeli olması bu yüzdendir.
Henüz 5-6 yaşlarındaki çocukları ailelerinden koparıp kamplara alan Taliban, onları birer ölüm makinasına döndürebilmek için çok sıkı bir eğitim vermiş yıllarca… Onları, çok zor ve çetin şartlara alıştırmış… Çocukluklarını ve gençliklerini yaşamalarına müsaade etmemiş.
Ancak, onlar da birer insanoğludur… Üstelik, iletişim çağında yaşıyor olmanın verdiği avantajlar kullanılarak belleklere yerleşen bazı arzular; olanak zuhur eder etmez fiiliyata dönüşebiliyor.
Burada sorgulanması gereken asıl şey; Taliban askerlerinin bu ilginç davranışlarından ziyade, Taliban’ın Afganistan’ı yönetebilecek kabiliyette olup olmadığıdır.
Afganistan’da bir yönetim sistemi oluşturmak için gruplar arasında müzakereler devam ediyor olmasına rağmen; farklı liderliklerden oluşan Taliban’ın, ülkeyi hakkıyla yönetip sıkıntıların atlatılabileceği bir formül bulma ihtimali zor gibi gözüküyor.
Afganistan’ı yönetebilecek 4 lider ismi ön plana çıkarken, aralarındaki etnik ve görüş farklılıkları da tezahür ediyor…
Listenin ilk sırasında olduğu anlaşılan Heybetullah Akhundzade, El-Kaide liderleri ile yakın ilişki içerisinde olan bir isim… Medyaya nadiren görüntü veriyor ve sadece dini bayramlar öncesi yayınladığı mesajlarla ismini duyuruyor.
İkinci sıradaki Molla Abdul Gani Baradar, Taliban’ın kurucusu Molla Ömer ile birlikte yan yana savaşmış bir isim… Taliban’ın ABD ile yürüttüğü barış antlaşması sürecinde aktif rol oynadı.
Üçüncü sırada ismi geçen Molla Yakup ise, Taliban’ın kurucusu Molla Ömer’in oğludur… Örgütün askeri komitesinin başkanıdır ve örgüt içinde birleştirici rolü vardır.
Dördüncü sıradaki isim Siracettin Hakkani, Sovyet işgaline karşı mücadele veren Celalettin Hakkani’nin oğludur… Taliban örgütünün başkan yardımcısıdır ve Afganistan’ın doğusundaki dağlık bölgelere hükmeden Hakkani örgütünün kurucusudur… Tüm intihar saldırılarının arkasında Hakkani örgütünün ismi vardır, bu yüzden ABD’nin terör örgütleri listesindedir.
Bu isimlerden hangisinin Afganistan üzerinde söz sahibi olacağı belirlenedursun; Taliban’ın eski Taliban olmadığı, kadın, erkek, çocuk herkese yaşam hakkı tanınacağı, ülkenin imarı için çalışan herkese ihtiyaç olduğu açıklanmış olmasına rağmen baskı ve şiddetin devam ettiği görülmektedir.
Taliban’ın baskıcı uygulamalarını protesto etmek için ülkenin kuzey doğusunda başlayan olayların başka bölgelere, hatta başkent Kabil’e sirayet etmesi zaman kaybetmeden ülke yönetiminin oluşturulması gereğinin aciliyetini ortaya koymaktadır.
Öte yandan Taliban’ın tek giremediği bölgede söz sahibi olan Ahmet Mesud’un, Taliban’a karşı başlattığı başkaldırının da büyük önemi vardır… Ahmet Mesud, 1980’lerdeki Sovyet işgaline karşı oluşan direnişin ünlü komutanı Şah Mesud’un oğludur. Şah Mesud ayni zamanda 1994’te kurulan Taliban’ın Kabil’e ilerleyişini durduran isimdir… Ancak 11 Eylül saldırılarından yalnız 2 gün önce, onunla röportaj yapmak isteyen, Fas asıllı bir gazetecinin intihar saldırısı sonucunda yaşamını yitirir.
Şah Mesud’un Taliban düşmanlığı ile yetişen 34 yaşındaki oğlu Ahmet Mesud, ülke içerisinde ne kadar etkili olur bilinmez, ancak Afganistan önceki dönemlerden çok daha zor bir sürece girmiş bulunmaktadır… Bu sürecin sadece Afgan halkını değil, komşu ülkeleri ve Türkiye’yi de olumsuz etkileyeceği aşikardır.
Günün Sözü
Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.
Mustafa Kemal Atatürk