Libya’da bu yılın başında yapılması gereken cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin Haziran ayına ertelenmesinin ardından, yılsonunun işaret edilmesi; ülke içerisindeki siyasi kavganın henüz netleşmediğini göstermektedir.
Siyasi tıkanıklığa çözüm bulabilmek için geçtiğimiz ayın başlarında 8 siyasi partinin bir araya gelerek, ortak hareket etme kararı almaları ülkenin geleceğinin inşası bakımından oldukça önem taşıyor.
Birleşmiş Milletlerin (BM) resmen tanıdığı, batıdaki Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ve doğudaki Tobruk merkezli Temsilciler Meclisinin illegal olarak atadığı Fethi Başağa’ya bağlı güçler arasında bir ay önce meydana gelen çatışmalar sonucunda 32 kişinin ölüm haberi dışında uzun süre dünya gündeminde değildi Libya.
Ancak dünyadaki önemli medya organlarının gündeminde olmamasına rağmen, Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji krizi yüzünden soruna çözüm bulmaya çalışan ABD, Almanya, Fransa ve İtalya başta olmak üzere bazı batılı ülkeler; Libya’nın gıyabında bir araya gelerek, Libya’daki petrol ve doğal gazın paylaşımı konusunu tartıştılar, bir ay kadar önce.
Bu durum, Libya’nın uluslararası arenada tanınmış olan Trablus yönetimi ve tabii ki, ülkedeki istikrarın mimarı Türkiye’yi oldukça rahatsız etti… Sahipsiz zannettikleri pastayı, doymak bilmeyen aç kurtlara kaptırmak istemeyen Trablus ve Ankara; basına yansımayan sıkı bir çalışma başlatırlar…
Bu çalışmanın bir sonucu olarak geçtiğimiz pazartesi günü, Ankara büyük bir diplomatik çıkarma yapar Trablus’a… Dışişleri ve Savunma dahil 6 önemli bakan, beraberlerindeki teknik heyetle Libya’ya giderek oldukça önem taşıyan bir anlaşmaya imza atarlar… 27 Kasım 2019 tarihinde iki ülke arasında yapılmış olan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmasının somut bir adımı olan “Hidrokarbon Mutabakat Belgesi” imzalanır.
Bir anda gündeme bomba gibi düşer bu haber… İmzalandığı günden başlayarak, Libya ile Türkiye arasındaki MEB anlaşmasını sinsi planlar yaparak bertaraf etmeye çalışan, özellikle Yunanistan ve Fransa; hadlerini aşan açıklamalarda bulunurlar.
Bu hadsiz açıklamalar üzerine Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “iki egemen devlet arasında yapılan bir anlaşmaya hiç kimse gayri hukuki diyemez, hiç kimseyi de ilgilendirmez” der… Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe de “bazı ülkelerin Türkiye’yle imzalanan mutabakat muhtırasına karşı çıkması beni hiç ilgilendirmiyor” sözleriyle oldukça kararlı ve sert tepki koyar.
Türkiye Cumhuriyeti bir kez daha Amerika’nın Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’deki enerji rezervlerinin üzerine, birazcık da yandaşlarına koklatarak tek başına oturma planlarını suya düşürmüş oldu.
Sen 9 tane üs kurarak adalarla birlikte tüm Yunanistan’ı asker ve silahla doldurup Türkiye’yi batıdan frenlemeye çalışacaksın… Sen 33 yıllık ambargoyu kaldırarak Güney Kıbrıs’ın ordusunu “kardeş ordu” ilan edip oraya istediğin kadar silah yığma planıyla Türkiye’yi bu sefer de güneyden kilitlemeye çalışacaksın… Yaptığın bu hamleler, teker teker Türkiye’nin karşı hamleleriyle etkisiz hale geliyor, farkında değilsin.
Yıllarca Türkiye’nin enerji rezervlerine ulaşmasını kasıtlı olarak engelleyen Batılı ülke şirketlerine artık muhtaç değil Türkiye… Elinde Barbaros Hayrettin ve Oruç Reis isimli 2 sismik araştırma gemisi var… Elinde Fatih, Yavuz, Kanuni ve Sultan Abdülhamid Han isimli 4 tane de sondaj gemisi var…
Üstelik 2 ay önce çalışmalara başlayan Abdülhamid Han, dünyada 7. Nesil teknolojiye sahip 5 sondaj gemisinden biri… Üstelik personelin büyük bir çoğunluğu Türk… Bu konuda hiç kimseye muhtaç değiliz artık… En az Amerika, Fransa ve İtalya’nın Doğu Akdeniz’de araştırma yapan o meşhur şirketleri kadar yetkinliğe sahibiz.
İşte Libya ile yapılan bu anlaşma, bize bu yetkinliğimizi ispatlama şansı veriyor… Üstelik bu anlaşma ile Batıya çok manidar bir de mesaj iletiyor Türkiye… “Gıdadan sonra, artık sizin ihtiyacınız olan enerji de benden sorulur!”
Günün Sözü
Eğer elinizde kazanacak kartlar varsa, oyunu dürüst oynarsınız.
Oscar Wilde