NATO Zirvesi Türkiye Bilançosu - ADEM AKÖL

NATO Zirvesi Türkiye Bilançosu

ADEM AKÖL

Haziranın son iki günü, İspanya’nın başkenti Madrid’te gerçekleşen NATO zirvesi; yenidünya düzeninin oluşturulması adına atılan en önemli adımlardan biridir şüphesiz.

Ve hiç şüphesizdir ki Zirveden çıkan sonuç, ABD şemsiyesi altındaki küresel sermayenin kazanım hanesine bol miktarda artı ilave etmiştir.

En son 2010 yılında Lizbon Zirvesinde kabul edilmiş olan ‘Stratejik Konsept Belgesi’ değiştirilerek; NATO için “Moskova birincil hasım” ve “Pekin’in de en önde gelen stratejik bir rakip” olarak değerlendirilmesi, özellikle küresel sermayenin silah satışlarını daha da artıracaktır… Lizbon belgesinde Çin’den tek kelime ile bahsedilmezken, Rusya ise stratejik bir ortak olarak görülüyordu.

Madrid Zirvesinde kabul edilen yeni ‘Stratejik Konsept’ çerçevesinde; 10 binlerce insanın öldürülmesi, milyonlarca insanın göç yollarında perişan olması, kentlerin tahrip edilmesi, dünyanın açlıkla daha fazla yüzleşmesi pahasına; bir taraftan Rusya çökertilirken, diğer taraftan da özellikle Avrupa ülkeleri silahlanma yarışına girmiş bulunmaktadır.

Madrid Zirvesinde kabul edilen yeni ‘Stratejik Konsept’ çerçevesinde; özellikle ‘Pasifik Dayanışması’ adı altında Çin Halk Cumhuriyeti’ni baskılamak bahanesi ile bu bölgedeki ülkelerin de silahlanma yarışında yer almaları kaçınılmaz olacaktır.

Kabul etmek gerekir ki, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Madrid’i “tarihi kararların alınacağı” bir zirve olarak değerlendirebilmesi, bir bakıma Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyelik taleplerine blokajı kaldırması sayesinde olmuştur.

NATO’nun genişletilebilmesi için bu kadar önemli bir unsur haline gelen Türkiye, bu avantajını kar-zarar bilançosunun sütunlarına ne yazdırdığına bakmak lazım.

Yukarıda da vurguladığım gibi, kesin olarak kazanan küresel sermayenin silah üreticileridir. Ancak Avrupa basınının yazdığı gibi “Türkiye Kazandı” mealindeki manşetlere ne kadar itibar etmek gerekiyor? Hakikaten Türkiye kazandı mı, yoksa yeni bir oyalama sürecine mi itildi?

Bizi birincil olarak ilgilendiren, kendi ülkemizin kazanımlarıdır… Terörizmin pençesinden 40 yıldır bir türlü kurtulamayan ülkemiz, 40 yılda bir denk gelen böyle bir fırsatı ne kadar değerlendirebilmiştir, ona bakmak lazım.

Türkiye’nin dış siyasetini ve çıkar bazlı yalanlar üzerine kurulmuş dünya politikasını izleyebildiğim kadarıyla, hükümetimiz bu koşullarda yapılabilecek olanın en iyisini yapmış olduğunu görüyorum…

Ülkemiz ekonomisinin biraz daha iyi olması ve dışa bağımlılığımızın biraz daha az olması durumunda alınacak sonucun çok daha tatmin edici boyutlara ulaşacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri üzerindeki blokajı kaldırmış olması, imzalanan mutabakat şartlarının yerine getirilmesi halinde terörizme büyük bir darbe vuracaktır.

İsveç ve Finlandiya PKK baskılarına rağmen, mutabakat şartlarını yerine getirebilir mi, yahut da ne kadarını yerine getirebilir bilemem ama, ‘Türk Devlet Aklının’ bu olasılığı da göz önünde bulundurarak önlem almış olması sevindiricidir.

Önümüzde gidişatı görebilmek için en az 1 yıllık uzun bir süre vardır… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi, İsveç ve Finlandiya sözünde durmazsa, üyelikleri TBMM’de onaylanmayacaktır.

Öte yandan NATO Zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birçok ülke lideriyle yaptığı ikili görüşmeler; ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve özellikle terörizmin ülkemize verdiği zararların anlatılması bakımından önemlidir.

Suriye’nin kuzeyindeki terörist yuvalarının tamamen kurutulması amacıyla planlanan operasyon arifesinde Erdoğan’ın Biden ile yaptığı 1 saat 10 dakikalık görüşmenin büyük önem taşıdığına inanmaktayım… Üstelik bu görüşmede F-16’larla ilgili somut adımların atılmış olduğunu görmek sevindiricidir.

Yine de, ne ABD’ye ne de başka bir batılı ülkeye masumane güven duymanın sakıncalarını, geçmiş yıllarda hep yaşayıp gördük… Kolumuzu kaptırmadan, temkinli ve bilinçli adımlar atmanın ne kadar hayati olduğuna tanık olduk… Ne mutlu ki bugün, 2000 yıllık ‘Türk Devlet Aklı’ bunu görebilecek olgunluktadır.

Günün Sözü

Kaybettiğimiz her şey için bir şey kazanıyoruz. Kazandığımız her şey için de bir şey kaybediyoruz.

A.  Vinet