Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan ve hemen ardından Donbass bölgesinde bulunan ayrılıkçıları kışkırtarak sağladığı destekle yarattığı Ukrayna iç savaşı devam ederken, Ukrayna krizi geçtiğimiz aylarda farklı bir boyuta evrilir.
Eski Sovyetler Birliği Hükümet Başkanı Josef Stalin’i kendine idol olarak aldığını itiraf eden; bugünkü Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in kafasında, hep Sovyetler Birliğinin dağılması sırasında kaybedilen toprakları geri alma fikri varmış meğer…
Bu yüzdendir ki, 2008 yılında çıkardığı savaş neticesinde; ağır kayıplar verdirdiği Gürcistan’a ait topraklarda oluşan Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıyarak, sınırlarının yanı başında kendi sözü dışına çıkmayacak iki yönetim oluşturur.
Bu yüzdendir ki, 2014 yılında Ukrayna’ya ait olan Kırım’ı ilhak ederek; Karadeniz’de daha fazla kıyı şeridine sahip olur.
Bu yüzdendir ki, yine ayni yılda Ukrayna’nın doğusunda çıkarttığı savaş neticesinde; Donetsk ve Luhansk diye iki ayrılıkçı cumhuriyet kurdurarak, 21 Şubat 2022’deki meşhur konuşması sırasında onları resmen tanıdığını ilan eder.
Bu yüzdendir ki, 1 Ocak 2022 tarihinde LPG’ye yapılan zammı protesto etmek için Kazakistan’da başlayan gösterileri fırsat bilerek; sadece 5 gün sonra 3 bin Rus askeriyle başkent Astana’ya çıkarma yapar.
Bu yüzdendir ki, Moldova Ukrayna arasında Dinyester Nehri boyunca dar bir şeritte 400 kilometre uzanan; defakto Sosyalist Transdinyester Cumhuriyeti’ni silah ve mühimmat deposuna dönüştürür.
Ve tam da bu yüzdendir ki, Ukrayna’nın NATO’ya alınmayacağı garantisinin yazılı olarak verilmemesi bahanesiyle, 24 Şubat’ta 3 koldan ülkeyi işgal etmeye başlar.
Batı ülkelerinin, onun blöf yaptığını zannedip işgal öncesinde oldukça pısırık davranması; Putin’i cesaretlendirerek ‘bunlar bana kesinlikle ses çıkarmaz’ düşüncesine sevk eder.
Ancak Afganistan, Irak ve Suriye gibi savaşlarda kara gözlü, yağız insanların katledilmesine ses çıkarmayıp, tarafsız kalmayı tercih eden İsviçre, İsveç, Finlandiya Avusturya ve İrlanda’nın bile; bir anda mavi gözlü, sarışın insanların öldürülmesine şiddetli tepki koyacaklarını hiç beklemiyordu Putin.
Hele ki bu tepkinin bir yansıması olarak onlarca ülke, Rusya’nın bütün ekonomik sisteminin çökmesine neden olacak; ihtiyaten kasasına koyduğu 600 milyar doları işe yaramaz kağıt parçalarına dönüştürecek; uluslararası para transfer sistemini kullanamayacak duruma getirecek; Aeroflot uçaklarının havaalanlarında çürümesine neden olacak; uluslararası spor müsabakalarından men edilme gibi peş peşe ağır yaptırım kararları alırlar.
Putin çılgına döner ve komutanlarına 28 Şubat tarihinde bütün nükleer silahların alarma geçirilmesi emrini verir… Nükleer silahın butonuna basmak o kadar kolay değildir, onlarca komutanın görüş ve onayı alınacaktır muhakkak… Bu kararın insanlığın, hatta hamamböcekleri hariç nerdeyse bütün canlıların yok olması anlamına geleceğini çok iyi biliyorlar… Ancak “benim olmayacağım bir dünyayı ben neyliyeyim” diye düşünenler de olabilir.
Şurası bir gerçek ki Putin bu güne kadar hiç blöf yapmadı… “Eğer birilerinin olaylara müdahale etme isteği doğarsa şunu söyleyeyim: Kim bizi engellemeye çalışırsa, özellikle de ülkemize ve halkımıza yönelik bir tehdit oluşturursa, Rusya’nın bunun cevabını hiç bekletmeden vereceğini bilmelidir. Üstelik bu öylesine sonuçlara yol açacak bir cevap olacaktır ki, tarihiniz boyunca böyle bir şey yaşamadınız! Biz her şeye hazırız. Umarım bu sözlerim iyi anlaşılır.” Sözleri çok ürkütücü değil midir?
Daha ürkütücü olan ise; Rusya’nın elinde diğer tüm ülkelerden daha fazla, 6 bin civarında olduğu tahmin edilen nükleer savaş başlığına sahip ve bunların 600 kadarı konuşlandırılmış ve kullanıma hazır halde tutuluyor.
Günün Sözü
Türünü öldürmek için, kitle imha silahları icat eden tek tür insan, Homo Sapiens’tir. Ondan sonra da en büyük katillere; en büyük kahraman diyorlar.
Zülfü Livaneli