Orman - ADEM AKÖL

Orman

ADEM AKÖL

“Avrupa bir bahçedir. Biz bir bahçe kurduk. Her şey işliyor. İnsanlığın inşa edebileceği, siyasi özgürlük, ekonomik refah ve sosyal uyumun en iyi birleşimidir. Dünyanın geri kalanı ise tam olarak bir bahçe değil. Dünyanın geri kalanının çoğu bir ormandır ve orman bahçeyi istila edebilir. Bahçıvanlar onunla ilgilenmeli ancak duvarlar örerek bahçeyi koruyamazlar. Güzel, küçük bir bahçenin duvarlarla çevrilmesi, ormanın içeri doğru yayılmasını önlemek için çözüm olmayacak. Çünkü ormanın güçlü bir büyüme kapasitesi vardır ve duvar asla bahçeyi korumak için yeterince yüksek olmayacaktır. Bahçıvanlar ormana gitmek zorunda. Yani Avrupalılar dünyanın geri kalanıyla çok daha fazla meşgul olmak zorundalar. Aksi takdirde, dünyanın geri kalanı bizi farklı yol ve araçlarla istila edecek. Evet, bu benim en önemli mesajım: dünyanın geri kalanıyla çok daha fazla meşgul olmalıyız.”

Bu sözler Avrupa Birliği (AB) Dış İşleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi, İspanyol sosyalist politikacı Josep Borrell’e ait… Borrell bunları gelecek nesil AB diplomatlarını yetiştirmek için oluşturulan Belçika’nın Bruges kentindeki Diplomasi Akadamisi’nin açılışında yaptığı konuşma sırasında söylüyor.

Borrell Avrupa’yı çok iyi düzenlenmiş, her şeyin tıkır tıkır işlediği, vatandaşların refah ve uyum içerisinde özgür bir şekilde yaşadığı bir bahçeye benzetiyor… Dünyanın geri kalanını ise, bahçeyi istila eden vahşi bir orman olarak tasvir ediyor.

İnsanların inşa edebileceği bu en mükemmel sistem, vahşi ormanda çok ağır koşullar içerisinde yaşamaya çalışanların ilgisini çekerek; ‘güzelim’ bahçelerinin Müslüman ağırlıklı milyonlarca yabancı tarafından işgal edildiğini ima ediyor.

Bahçenin çevresine duvar inşa etmekle, çok hızlı büyüyen ormanın içerilere yayılmasının önüne geçilemeyeceğini iddia ederek; bunu engellemenin tek yolunun ‘bahçıvan’ diye tasvir ettiği Avrupalı yöneticilerin ormanın içiyle daha yakından ilgilenmeleri gerektiğini öne sürüyor.

Yani Avrupa’ya iltica etme potansiyelinin yüksek olduğu ilkelere gidip, bir şekilde onların kendi yerlerinde kalmalarını sağlayıcı önlemler alınmasını tavsiye ediyor.

Avrupa ülkelerinin kendi aralarında ciddi bir birlik oluşturamadıklarını; son zamanlarda göçmenlerin işgalinden bıkmış olan vatandaşların, aşırı sağ görüşlü politikacıları seçerek ülke yönetimine getirdiklerini; bu durumun ise ülkedeki huzursuzluğu daha fazla körüklediğini söylüyor.

Gelen eleştirilerden sonra özür dilemek zorunda kalan Borrell, yanlış anlaşıldığını söyleyerek; “ormana yaptığım referansın ırkçı, kültürel ve coğrafi bir çağrışımı yok; ne yazık ki ‘orman’ Ukrayna da içinde olmak üzere her yerde var” diyerek, yaptığı konuşmanın arkasında durduğunu göstermiştir.

Borrell’in bu benzetmesi, aslında Batılı ülkelerin içinde bulunduğu zor durumun bir ifşaatıdır. Pandemi döneminin ağır kurallarının uygulanmaya başlaması ile gittikçe gerileyen üretimin, Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji krizi nedeniyle durma noktasına gelmiş olması; II. Dünya savaşından sonra 70 yıldır yaşanan o muhteşem refah seviyesin, çok süratli bir şekilde düşmesine neden olmuştur.

 

ABD’deki eski Başkan Trump ile küreselciler arasındaki çekişme; faiz artırımına rağmen durdurulamayan enflasyon… Sadece bir ay önce koltuğa oturmuş olan İngiltere Başbakanını düşürmeye yönelik operasyonlar; Pound’un önlenemeyen değer kaybı… Rusya’dan sağlanan enerji sayesinde üretim çarklarını döndürebilen Almanya’nın bugün geldiği durum; ülke içinde Monarşi yanlısı hücrelerin türemesi… Ülke geneline yayılan grevlerin engellenemediği bir Fransa… Bugüne kadar kullandığı Pound yerine, yeni bir para birimine geçme hazırlığı yapan İskoçya… Ve, her gün giderek artan problemlerin üstesinden gelemeyen diğer Batılı ülkeler…

Artık çok geç Borrell; ‘bahçe’ diye tanımladığın o ülkeler de büyük bir süratle ormanlaşıyor… Ama üzülme, ormanda yaşamak kötü bir şey değil ki…

Günün Sözü

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…

Nazım Hikmet Ran