1977-1978 yıllarında, çiçeği burnunda idealist bir İnşaat Mühendisi olarak yeni mezun olduğum Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde bize hidrolik dersi veren, çok sevdiğim bir hocamın yardımlarıyla, Diyarbakır ilimizin Silvan ilçesine bağlı Sinan köyündeki bir sulama projesinde göreve başlamıştım.
On binlerce dönümlük arazinin içindeki 3 köyün, orada yaşayan insanları ile birlikte tek bir kişiye ait olmasına anlam veremiyordum o zamanlar… Bölgenin tek sahibi olan zatın isminin sonuna eklenmiş ‘Ağa’ sözcüğünün; benim büyüdüğüm çevrelerdeki gibi ‘halkın saygı duyduğu, sözü geçen erkeklere, genellikle de yaşlıca kişilere verdiği ve adlarıyla birlikte kullandığı san’ olmadığını sonradan öğrenecektim.
İsminin sonunda ‘Ağa’ olan o zata; kadın, çocuk, genç, yaşlı, tüm köylünün neredeyse secde duracak kadar saygı göstermelerini ‘Ağa’nın, ağalığının yüceliğine yoruyordum… Tüm köyün ve köylünün, ayaklarındaki pabuçlara kadar ‘Ağa’nın malı olduğunu; ürettikleri mahsulden karınlarını doyurmaya yetecek kadar pay almasalar, açlıktan ölebileceklerini sonradan öğrenecektim.
Bu 3 köyün, Silvan’a ulaşımını sağlayan kilometrelerce uzaktaki tren istasyonu duvarlarına yazılmış, anlamını bilemediğim Kürtçe sloganların; daha sonraları Türkiye’nin başına büyük dertler açacak, masum halkı perişan edecek kanlı bir terör örgütünün kuruluş hazırlıkları olduğunu sonradan öğrenecektim.
Tam da o tarihlerde 21 kişinin katılımıyla Abdullah Öcalan’ın liderliğinde kurulur Kürdistan İşçi Partisi, PKK… Önceleri ezilen halkın, sömürülen halkın yanında Marksist-Leninist bir çizgi izleyerek etrafına hatırı sayılır bir kitle toplar… Yasa dışı eylemlere soyunan örgüte umut bağlamış olanlar, onun esas amacının Türkiye’nin doğu ve güneydoğusu, Irak’ın kuzeyi, Suriye’nin kuzeydoğusu ve İran’ın kuzeybatısını kapsayan bölgede devlet kurmayı amaçladığını sonradan öğrenecekti.
Amacına ulaşabilmek için önceleri radikal sol örgütlere karşı başlattığı saldırıları daha sonra sivillere ve Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yoğunlaştırır PKK… 1980’li yılların başlarında aşırı sol örgütlerle kurulan işbirliği; dönemin Suriye hükümetinin terör örgütüne verdiği destek ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerilla savaşına başlaması üzerine son bulur.
1990’lı yıllar, PKK’nın sivillere yönelik saldırılarının yoğunlaştığı dönem olur… Saldırıları önleyebilmek ve vatandaşı koruyabilmek için savunma harcamalarının zirve yaptığı bir dönemdir 1990’lı yıllar… Bu dönemde Kürt Devleti söyleminden vazgeçilmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti altında otonom bir yapı dillendirilmeye başlanmıştır.
Örgüt, kendine yeterli maddi desteği sağlayabilmek için uyuşturucu ticareti, eroin üretimi, insan ticareti, kara para aklama ve kaçakçılık gibi yasadışı suç faaliyetleri yürüterek sadece eroin kaçakçılığından yılda 100 milyon dolar civarında gelir elde etmiş ve bu parayla yetiştirdiği 60 binlere varan silahlı teröristi, planladığı katliamlarda ve intihar saldırılarında kullanmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sıkıştırması üzerine kanlı terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan, 1999 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti sahte pasaportu ile sığındığı Yunanistan’ın Nairobi (Kenya) Büyükelçiliği’nden, Hollanda’ya kaçmak için gittiği havaalanında; Türkiye’den giden özel tim tarafından yakalanarak Türkiye’ye getirilir.
Ankara 2 Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin ölüm cezası verdiği bebek katili Öcalan’ın infaz kararı uygulanmaz… Öcalan’sız PKK, silahlı mücadeleden vaz geçip siyasi mücadeleye devam edeceklerini belirtmiş olmasına rağmen, terör eylemlerine şiddetini arttırarak devam eder… Ancak yerli halkın desteğini alamadığı için 20 binden fazla kayıp vererek sınır ötesine yerleşir.
Önceleri Suriye’de yer bulmaya çalışır, ardından 2003 yılında Amerika’nın Irak’ı işgal etmesi ile oluşan otorite boşluğundan faydalanarak Irak’ın kuzeyindeki bölgelerde; doğuda Kandil ve batıda Sincar dağlarında kamplaşır.
ABD’nin desteği ile ayakta durmaya çalışan PKK, sınır ötesinde de Mehmetçiğin elinden kurtulamaz… Libya ve Dağlık Karabağ’da destan yazan Türk İHA ve SİHA’ları Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki terör yuvalarını teker teker temizleyerek PKK’nın kökünü kazır.
O kadar ki tüm dünyanın terör örgütleri listesine koyduğu PKK’yı artık Amerika’nın da gözden çıkardığı ve Kandil’de bulunan üst düzey yönetim kadrosunu sınırın diğer tarafı olan İran topraklarına geçirdiği söylenir…
Artık Türkiye’nin başına 42 yıldır musallat olan, binlerce anayı evlatsız ve eşsiz koyan ‘PKK Korku Filmi’nin altına ‘SON’ yazılabilir… Ancak ABD’nin PYD’ye yönelerek yeni bir filim senaryosu yazmasına müsaade edilmemelidir.
Günün Sözü
Dünyanın her noktasında, ülkemde olduğu kadar diğer ülkelerde de masum insanları öldüren terör örgütlerine çanak tutan her kimse, ona lanet olsun.