Lider olabilmenin
herhangi bir eğitimi yoktur şüphesiz... ‘Liderlik vasıfları sonradan
kazanılmaz, onlarla doğulur’ derler... Dünya ülkelerinin yakın tarihine bir
bakın, Mustafa Kemal Atatürk gibi; kitleleri peşinden koşturtan; yok olmak
üzere olan bir ulusa daha büyük bir enerji ile can veren; gösterdiği yoldan, kurduğu
Cumhuriyet’i sırtlayanların emin adımlarla yürümesini sağlayan; öldükten sonra
bile ismi bu denli saygı ile anılan; kaç lider yetişmiştir ki..?
Günümüzdeki ülkelerin geçmişlerinde;
emperyalist güçlerin üzerine çullandığı Türkiye gibi büyük bir ülkeyi yoktan
var eden, Mustafa Kemal Atatürk kadar etkili isimler olmasa da; gösterdiği
performansla liderlik vasıflarına haiz, kendi ülkelerinde saygın yüzlerce lider
yetişmiştir.
Kuzey doğu
Akdeniz’de, Türkiye’nin yüzölçümünün sadece yüzde 1.2’si kadar toprağa sahip;
Kıbrıs adasında yaşayan 120 bin Türk’ün varoluş mücadelesinde yıllarca liderlik
yapan bir ismin, Rauf Raif Denktaş’ın 7. ölüm yıldönümü idi dün.
Fiili olarak sadece 120 bin Kıbrıs’lı
Türk’ü temsil eden; ancak küçük olsun, büyük olsun, dünyadaki birçok toplumun
varoluş mücadelesine rehber olmuş bir isim Rauf Raif Denktaş... Denktaş ismini,
dünyada duymayan, bilmeyen çok az insan vardır... O kadar ki, Kıbrıs adası;
‘Denktaş’ın ülkesi’ olarak bilindi ve anıldı dünyada yıllarca.
Bunun tek bir
nedeni vardı tabii ki... Hem Türkiye’de hem de İngiltere’de eğitim almış çok
iyi bir hukukçu oluşu, İngiliz dilinde politik lisana çok iyi vakıf oluşu ve
tükenmeyen mücadeleci azmi sayesinde 120 bin Türk’ün hakkını; dünyadaki sayısız
uluslararası konferansta bıkmadan usanmadan çok net bir dille anlatmış
olmasıdır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin
(KKTC), resmen ilan edildiği 15 Kasım 1983’ün hemen sonrasında; Birleşmiş
Milletler’in (BM) düzenlediği ve KKTC’yi geçersiz kabul ettikleri, Kıbrıs
başlıklı özel oturumunda, Rauf Raif Denktaş’ın yaptığı ateşli konuşma hala
belleklerdedir.
“Benim;
Enosis’e karşı çıktığı için, Makarios’un anayasaya aykırı kurallarına karşı
çıktığı için öldürülen binlerce insanım var... Siz kalkıp, halkımın self
determinasyon hakkını kullanarak kurduğu devleti, KKTC’yi geçersiz kabul
ediyorsunuz... Çin’i 30 yıl boyunca yok saydınız, Doğu Almanya’yı 25 yıl
boyunca yok saydınız, ama şu an onlar da bizimle birlikte ayni salonda
oturuyorlar... Onları saygı ile selamlıyorum” diyordu KKTC kurucu Cumhurbaşkanı
Denktaş.
Rauf Raif Denktaş, Yakın Doğu
Üniversitesi Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde 12 Ocak 2012 akşamı saat
22:00’de son nefesini verirken; yanında bulunan birkaç şanslı insandan biri
olarak; muhaliflerinin bile takdir ettiği o büyük devlet adamının, tüm çabalara rağmen bu dünyadan göçünü, çaresizlik ve acı
içerisinde izledim.
Öyle büyük
bir lider ki; ölmeden birkaç gün önce, hastalığının ciddiyetini hiçe sayarak,
ısrarla hastane lobisinde tüm dünya basınına yönelik bir toplantı düzenletmiş
ve o toplantıda onlarca kamera önünde, KKTC ile ilgili hayati mesajlar vermişti
tüm dünyaya.
Bu duygular içerisinde, o dönemde hastaneyi
yönetenler olarak bizlerin, basına verilmek üzere hazırladığımız ölüm
bildirgesine özellikle koyduğumuz aşağıdaki cümleyi herkesin bilmesini
isterim...
“Bazı
liderler vardır ki sadece sağlıklı ve iktidarda iken liderlik yapar, bazı ‘LİDER’ler
de vardır ki, hasta yatağında bile ‘LİDER’liğin en büyüğünü yapar, hatta
aramızdan ayrıldıktan sonra bile.”
Seni sadece bizler değil, dünya
unutmayacak Cumhurbaşkanım...
Günün Sözü
Halkın lideri olmak isteyen biri, önce kendini ıslah etmeli, daha sonra başkalarını ıslah etmeye başlamalı ve söz ile diğerlerine edep öğretmeden önce, güzel davranışı ile onlara edep öğretmelidir.
Hz. Ali