İlan

Rusya-Ukrayna Krizi - ADEM AKÖL

Rusya-Ukrayna Krizi

ADEM AKÖL

Ukrayna Karadeniz’in hemen kuzeyinde, tamamı Avrupa kıtası içerisinde olan 600 bin kilometre karelik, 50 milyon insanın yaşadığı bir ülkedir… Yasama, yürütme ve yargının ayrı olduğu yarı başkanlık sistemi ile yönetiliyor… Rusya’nın ardından Avrupa’nın en büyük silahlı kuvvetlerine sahiptir.

Ukrayna, 1922 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine (SSCB) katılır… II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar’ın SSCB’ne girerek birçok bölgeyi işgal ettikleri dönemde, 8 milyona yakın Ukraynalı öldürülür.

Ukrayna yakın tarihindeki en üzücü olaylardan biri de 26 Nisan 1986 yılındaki Çernobil reaktör kazasıdır… 350 bin kişinin bölgeyi terk etmesine 1 milyonu aşkın insanın radyasyona maruz kalarak yaklaşık 100 bin kişinin ölümüne neden olan kaza, Türkiye’nin Karadeniz sahillerini bile etkilemişti o dönemde.

Rusya, Belerus ve Ukrayna’nın 1991 yılında aldıkları ortak bir kararla SSCB’nin resmen ortadan kalkmasına ve Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan etmesine neden olur… Ancak istikrarlı bir süreç geçirmez Ukrayna; 2004 yılındaki tartışmalı başkanlık seçiminin ardından Turuncu Devrim diye adlandırılan protestolara maruz kalır uzun bir süre.

Sonraki süreçte, Ukrayna Avrupa Birliği’ne (AB) yakınlaşır… Bu ilişkiden mutlu olmayan Rus yanlısı 4. Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, AB ile Ukrayna arasında yapılması planlanan ortaklık antlaşmasını reddeder… Ülkenin birçok yerinde protestolar başlar 2013 sonlarında… Polisin sert müdahalesi üzerine protestolar ayaklanmaya dönüşür ve Yanukoviç görevden alınır.

Yeni kurulan Kiev’deki hükümete karşı bu kez de Rus kökenli Ukraynalılar ayaklanırlar… Özellikle ülkenin doğusundaki Donbass bölgesi ve güneyindeki Kırım yarımadası gibi Rusların yoğun olduğu bölgelerde çatışmalar çıkar.

Rusya’nın baskısı ile Kırım’da yapılan yasal olmayan referandum sonucunda; yerli halkın tüm karşı koymalarına ve Birleşmiş Milletlerin (BM) kararına rağmen Kırım, 17 Mart 2014’te Rusya’ya ilhak edilir… Öte yandan kömür yatakları bakımından çok zengin bir bölge olan Donbass’ta Rusya yanlısı ayrılıkçılar hiçbir ülkenin tanımadığı sözde kendi devletlerini ilan ederler.

Ancak, çatışmalar durmaz… 2014 ve 2015’te imzalanan Minsk antlaşmaları da durduramaz çatışmaları… Aradan geçen 7 yılda Donbass bölgesinde devam eden çatışmalarda 14 bin kişi hayatını kaybeder… Rusya, bölgedeki ayrılıkçıları sadece fiili olarak desteklemekle kalmaz, sınıra büyük askeri yığınaklar da yapar… Öte yandan, Ukrayna da asker yığar Donbass bölgesine.

Karşılıklı olarak yapılan yığınaklar, bölgedeki gerilimi artırır ve 26 Mart’ta 4 Ukraynalı askerin öldürülmesi Karadeniz’deki suyun ısınmasına neden olur… ABD Başkanı Biden, Ukrayna’ya ‘sarsılmaz desteklerinin’ süreceğini söyler… AB, Ukrayna için ‘tereddütsüz destek’ açıklaması yapar… İngiltere ve NATO ise Ukrayna’nın egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiği beyanında bulunurlar.

Hemen ardından, Montrö Boğazlar Antlaşması çerçevesinde ABD Karadeniz’e 4 adet savaş gemisi göndermek için Türkiye’ye bildirimde bulunur… Ancak sadece 2’sine izin verilir çünkü diğer ikisinin tonajları Montrö kriterlerinin üzerindedir.

ABD’nin böyle bir bildirimde bulunması, Montrö kurallarını bilmezlikten kaynaklanmıyordu muhakkak… Amerika, Rusya ile savaşa girme niyetinde olmadığı gibi, Ukrayna’yı onlara teslim etmek de istemiyor… Bunu başarabilmenin ancak Türkiye ile mümkün olabileceğini de çok iyi biliyor.

Ya, kısa bir süre önce yaptığı gibi; Montrö Sözleşmesini planlı olarak Türkiye’de tartışmaya açtırarak delinmesini sağlayacak ve böylece Karadeniz’e istediğini gönderecek; yahut da bölgedeki en güçlü donanmaya sahip Türkiye’yi arkasına alacak.

Her iki halde de Karadeniz’de kaos ve kargaşa yaratarak; özellikle Kuzey Akım Projesi ile Almanya üzerinden Avrupa’yı avuç içine almayı hedefleyen Rusya’yı dizginleyebileceğini düşünmektedir… Bu noktada, hem Rusya ve hem de Ukrayna ile yakın ilişkiler içerisinde olan Türkiye’nin çok akılcı bir politika yürütmesi gerekmektedir.

Günün Sözü

Emperyalizm, kendi doğası gereği savaştan yana olmak zorundadır.

Aziz Nesin