Salyangoz - ADEM AKÖL

Salyangoz

ADEM AKÖL

Cumhuriyet Halk Partisi’nin günlerdir tanıtımını yaptığı etkinlik, nihayet geçtiğimiz Cumartesi günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında “İkinci Yüzyıla Çağrı” temasıyla gerçekleşti… Parti yönetimi, davetliler ve gazetecilerin dışında salonu dolduran gençler, bariz bir şekilde kendilerini fark ettiriyordu.

Bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak olanlardı onlar… Bu ülkenin yarınlarında kendi ailelerine, çocuklarına iş ve aş sağlayacak programları duyabilmek için oradaydılar… Abilerinin, ablalarının kendileri için nasıl bir gelecek planladıklarını öğrenmek için oradaydılar.

Ancak duymak istedikleri somut şeyler anlatılmadı onlara… Zaten 4 saat 15 dakikalık toplantının 40 dakikası, anlamadıkları hatta anlam veremedikleri İngilizce dilinde idi… Adamın birisi video konferans yöntemiyle 40 dakika boyunca bir şeyler anlatıyor ama dağıtılan kısıtlı sayıdaki kulaklıklarla konuşmanın tercümesini dinleyenler dahil, çoğunluk pek bir şey anlamıyordu…

“Bilimsel, teknik ve ekonomik girdi sağlayacağım. Türkiye’nin kapsamlı bir yön haritası oluşturmasına yardımcı olacağım” diyordu ABD’li Jeremy Rifkin, kendi lisanında…

Dünyaca tanınan iyi bir ekonomik ve sosyal kuramcı, yazar, konuşmacı, siyasi danışman ve aktivist olabilir Jeremy Rifkin… Bilimsel ve teknolojik değişikliklerin ekonomi, iş gücü, toplum ve çevre üzerindeki etkisi hakkında 22 kitap da yazmış olabilir…

Almanya, Çin, Portekiz, İspanya ve Slovenya gibi ülkelere ve dünyanın büyük şirketlerine danışmanlık yapmış birisi de olabilir… Ancak, Portekiz ve İspanya Hükümetlerine verdiği öneriler işe yaramamışken; eski Almanya Şansölyesi Merkel’in üretim, istihdam ve kalkınmada gösterdiği başarıyı Rifkin’in verdiği danışmanlık hizmetlerine mal etmek hiç de doğru değil.

“Bugün burada halkımızdan ne için oy isteyeceğimizi öğreneceksiniz” diyor Kılıçdaroğlu… “Sadece bir adaya, başka bir tek adama, bir zümrenin çıkarına asla oy istemeyeceksiniz. Herkes için daha iyi bir yaşama, yeni bir Türkiye hayaline, yeni bir siyaset kültürüne oy isteyeceksiniz.”

“İşte bu yeni sistemi bugün açıklıyorum. Bugün dinleyecekleriniz sadece krizden çıkma programı olmayacak. Krizden anlımızın akıyla hep birlikte çıkacağız. Asıl zor olan, ülkenin yeniden bir yapısal krize girmesini kalıcı olarak engellemek.”

“Zamanın mekanın ötesinde kesintisiz üreten Türkiye’yi şimdiden inşa ermeye başlıyorum. 70 İsim ne bir kişi, ne bir parti ne de iktidar için çalışacak; onlar vatanları için çalışacaklar.”

Sadece 70 isim değil, bu topraklarda yaşayan herkes vatanı için, ailesi için, çocukları için çalışmıyor mu zaten? Gerektiğinde vatanı için, ailesi için, çocukları için gözünü kırpmadan ölüme giden bir milletin fertleri değil miyiz biz? Yarı aç, yarı tok yaşıyor olsak da ülkesinden ümidini kesmeyen bir toplum değil miyiz biz?

Lütfi Kırdar’ı dolduran gençler ve tüm Türkiye gençliği bunu hep yapıyor zaten… Ancak o gençler, yarın iş bulabileceklerinden; bulsalar bile, aldıkları ücretle evlerine aş götürebileceklerinden emin olmak istiyorlar… Ümit bağladıkları partilerinden buna dair somut çözümler duyabilmek için oradaydılar.

Salyangoz satış çığırtkanlığı duymak için değil… Müslüman mahallesinde salyangoz satabilir misiniz hiç? Başkaları için güzel bir şey olabilir, dünyanın en iyi lezzetlerinden biri de olabilir… Ama bize uymaz… Ne diyor Rifkin? “Herkesin mülkiyet sahibi olmasına gerek yok” diyor… “İşçiler ve fakirler, emekleri karşılığında bazı şeyleri kiralayabilirler. Şirketler ve mülk sahibi dışındakiler her şeyi kiralayarak yaşayabilir.” Bak sen! Salyangozun bile, kafasını içine sokacağı bir kabuğu vardır…

Dünyanın neresinde olursa olsun, bilgiye ulaşmak; dili, dini, ırkı ne olursa olsun konuyu en iyi bilenlerden öğrenmek, muhakkak ki yapılması gereken en doğru iştir… Ama bu bilgiyi kendi gerçeklerinize uyarlayarak, kendi plan ve programlarınızı hazırlamak için kullanmalısınız…

Bu ülkenin çok değerli beyinlerini küçümseyerek, onları 85 milyonun gözü önünde ABD’den yapılan bir video konferansın gölgesinde bırakmak hiç doğru değildir… Üstelik bu konferans, Türkiye’nin ABD’den yönetileceği mesajı vermiyor mu?

Dünyada isim yapmış işin uzmanları ile kendi beyinlerimizi bir araya getirip somut çözümler üreterek, vatandaşa anlayacağı dilde “biz şunu, şunu yapacağız; işte planımız programımız” denseydi daha doğru olmaz mıydı?


Günün Sözü

Hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir.

Mustafa Kemal ATATÜRK