“PKK/KCK/YPG ve diğer terörist unsurları etkisiz hâle getirerek; Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğini sağlamak, terörü kaynağında yok etmek maksadıyla;
Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde bulunan ve teröristler tarafından ülkemize saldırılarda üs olarak kullanılan bölgelere PENÇE KILIÇ HAVA HAREKÂTI icra edilmiştir.”
Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı yukarıdaki basın açıklamasıyla duyurdu, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde geçtiğimiz Pazar günü çok erken saatlerde başlayan hava operasyonunu.
Basın açıklamasında atıfta bulunulan Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesinde şöyle deniyor:
“Bu antlaşmanın hiçbir hükmü Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin doğal olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez.”
“Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyi’ne bildirilir ve Konsey’in işbu anlaşma gereğince uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için gerekli göreceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez.”
Bu harekat salt 13 Kasım Pazar günü İstiklal Caddesinde patlatılan bomba sonucu hunharca katledilenlerin intikamını almak için planlanmadı… Bu harekat hem dökülen kanların hesabını sormak, hem de başka kan dökülmesini önlemek için yapıldı… Terörizmin kökünü kazımaktı amaçlanan.
Zaten yayınlanan basın açıklamasında da öyle denmiyor muydu? “Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek, hudut güvenliğini sağlamak ve terörü kaynağında yok etmek…”
Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki çok geniş bir alanda 50 F-16 ve 20 SİHA, ayni anda operasyona katılarak 89 hedef yerle bir edildi… Harekatın başarıyla tamamlandığını belirten Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar “maksadımız, 85 milyon vatandaşımızın ve hudutlarımızın güvenliğini sağlamak, ülkemize yönelen her türlü hain saldırının da mutlaka karşılığını vermek” diye konuştu.
Tarih sayfalarında Türkiye’nin haklılığını tescilleyen, şanlı bir operasyon olarak yer alacak olan Pençe Kılıç Harekatı’nı diğerlerinden ayıran önemli faktörler vardır…
Birincisi, zamanlama çok isabetli… Şu sıralar hem Rusya hem de ABD, Türkiye’ye muhtaç durumda… Bu güne kadar hava sahasını kullanma konusunda bize engel çıkaran Rusya’nın dünyaya açılan tek kapısı olarak kalan Türkiye’nin bu talebine hayır deme lüksü yoktu...
İkincisi, ABD’nin de harekatı engelleyecek lüksü yoktu, çünkü İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerinin gerçekleşebilmesi için Türkiye’nin gönlünü hoş tutması gerekmektedir…
Üçüncüsü, yapılan bu vahşet içerikli saldırıya karşılık vermeseydiniz, PKK ve türevlerinin bundan cesaret alarak bir yenisini planlamalarını teşvik etmiş olacaktınız.
Dördüncüsü, tüm dünyanın gündemine giren İstiklal Caddesi olayından kısa bir süre sonra yapılan harekatın haklılığını dünyaya izah etmek çok kolay olacaktı.
Nitekim harekatın hemen ardından Suriye Devleti’nin resmi haber ajansı SANA dahil, dünyaca ünlü haber ajansları; Türkiye’nin yaptığı operasyonu eleştirmeden, son dakika haberi olarak verdi…
Sırası geldikçe Türkiye’yi eleştirmekten imtina etmeyen birçok gazete ise operasyonun önemine vurgu yaparak, sadece detay vermekle yetindi… İngiliz The Guardian, ABD merkezli Bloomberg, Yunan Ta Nea, İngiliz Independent, Israel Jerusalem, Al Jazeera, The Times of Israel gibi gazeteler ise olaya geniş yer vererek Türkiye’nin yaptığı operasyonun legal zeminde olduğu yönünde ifadeler kullandılar.
Bu gelişmeler Türkiye’nin gücünün büyüklüğünü ve haklılığını bir kez daha kanıtlamıştır… Ancak, hazır bu ivme yakalanmış ve suyu mecrasına sokmuşken; hava harekatının devamında ne gerekiyorsa yapıp, artık terörü gündemimizden çıkararak yolumuza daha hızlı adımlarla devam etmemiz şart oldu.
Günün Sözü
Durmadığın Sürece, süratin fazla bir önemi yok, muhakkak hedefe ulaşırsın.
Konfüçyüs