Geçtiğimiz Perşembe günü Belçika’nın başkenti Brüksel’de 3 önemli zirve vardı… NATO, Avrupa Birliği (AB) ve G7 Zirveleri yapıldı ayni günde arka arkaya… NATO’ya üye ülkelerin 30 lideri, AB’nin 27 lideri ve G7’nin liderleri günün farklı saatlerinde bir araya gelip Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini konuştular.
AB zirvesinde daha ziyade Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, savaş yüzünden oluşan enerji darboğazı ve ekonomik sıkıntılar ele alındı… Küresel servetin yüzde 60’ına sahip olan dünyanın en gelişmiş 7 ülkesi olarak kabul edilen ABD, Fransa, Almanya, İtalya Japonya, İngiltere ve Kanada liderleri ise Rusya-Ukrayna savaşının ekonomik etkilerini değerlendirdiler.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi öncesinde, ABD Başkanı Joe Biden’ın Putin’i kışkırtıcı söylemlerinden feyz alarak; Rusya’yı Ukrayna’ya davet eden NATO’nun düzenlediği olağanüstü zirve toplantısında alınan kararlar, savaşı durdurma niyetinden çok uzakta idi.
Rusya-Ukrayna krizinde en akılcı dik duruşu sergileyen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da NATO’nun en güçlü üyelerinden biri olma sıfatıyla katıldığı zirvede, önemli bir konuşma yaptı… NATO’nun doğu kanadının güçlendirilmeye çalışıldığı bu kritik dönemde, en doğuda bulunan Türkiye’ye; müttefik ABD, Almanya, Kanada ve Fransa gibi ülkelerin açık ve örtülü ambargo uygulamalarının NATO menfaatine olmadığını izah etmeye çalıştı… Ortak bir savunma örgütü olarak kurulan NATO içerisinde güçlü ve stratejik konumu çok önemli olan bir ülkeye, diğer bazı üye ülkeler tarafından uygulanan savunma sanayii yaptırımları, akıldışı bir uygulamadır çünkü.
Zirve sonunda yayınlanan ortak bildiride, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşın, Avrupa’da barışı paramparça ettiği, muazzam insani acılara ve yıkıma neden olduğu” belirtildi… Bildiride “Devlet Başkanı Putin’i bu savaşı derhal durdurmaya ve askeri güçlerini Ukrayna’dan çekmeye çağırıyoruz” denilirken Ukraynalıların “Rusya’nın acımasız fetih savaşına karşı” kahramanca direnmesiyle dünyaya ilham verdiği vurgulandı.
Savaşın durmasına hiçbir katkısı olmayan bu içi boş söylemlerin yanı sıra Ukrayna’ya komşu 4 NATO üyesi olan Bulgaristan, Romanya, Slovakya ve Macaristan’a ilave askeri birliklerin gönderilme kararı da sadece NATO’nun kendi sınırlarını koruma amacını taşıyordu… Ne yazık ki her gün öldürülen yüzlerce masumun ve tek bir bavulla evini terk etmek zorunda kalan 3 milyonu aşkın mültecinin umudu olamadı zirveler.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in zirvede yaptığı konuşmada Rusya’ya seslenerek “kimyasal silah kullanımının sonuçları çok ağır olur” sözü ile Putin’in bu yöndeki tehditlerini bir miktar frenleyecek gibi gözüküyor… Ama zaten Putin’in de duymak istediği bu değil miydi? ‘Kimyasal ve Nükleer silah kullanma, bunun dışında istediğini yapabilirsin’ mesajı almadı mı Putin sizce?
Daha önceki yazılarımızda da hep bahsettiğimiz gibi “filler tepişir, çimenler ezilir.” Savaşın bitmesini ne Putin istiyor ne de Biden… İkisi de var olma mücadelesi veriyorlar Ukrayna topraklarında… Kentleri yerle bir ederek, on binlerce insanı katlederek…
Putin, her ne pahasına olursa olsun sınırlarının güvenliğini sağlayıp, akabinde savunma harcamalarını azaltarak vatandaşının refah seviyesini artırma peşinde… Biden ise, bir savaşın getireceği yıkımı gözler önüne serip ülkelerin savunma bütçelerini artırarak daha fazla silah satabilme, dolayısı ile kaybettiği oy potansiyelini Kasım ayında yapılacak seçimlerde yükseltme peşinde.
Öte yandan NATO zirvesine çevrimiçi katılan ‘zavallı Zelensky’ de haykırıyor acı acı… “Elinizde bin tane uçak var, biz bir tanesini bile alamadık… 20 Bin tankınız var, sadece yüzde 1’ini talep ettik, yanıt vermediniz… Hava sahamızı kapatmanızı istedik onu da yapmadınız.”
Sen istediğin kadar haykır Zelensky… Bu savaş, Putin ve Biden amaçlarına ulaştıkları gün biter… NATO zirvesinde ‘savaşa devam’ kararı çıktı çünkü…
Günün Sözü
Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve onların yerini, milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrıcalığı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı alacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK