Sun Tzu MÖ 500 yıllarında yaşamış ünlü Çinli komutan, filozof ve askeri bilgedir… Savaş stratejisi üzerine yazdığı “Savaş Sanatı” adlı yazılarda toplanan öğretileri dünyanın en eski strateji kuramları olarak kabul görür…
“Gerçek zafer ordular savaşmadığında, şehir kuşatılmadığında, yıkım uzun sürmediğinde yani düşman, stratejilerle alt edildiğinde kazanılır” diyor Sun Tzu… “Mükemmellik, her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji, savaşmadan kazanmaktır” diye de ekler.
Zaten Türk Milletini yeniden var eden Baş Komutan Mustafa Kemal Atatürk de “savaş, zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı, tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir” dememiş miydi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Mayıs’taki kabine toplantısının ardından güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlatılan çalışmaların, eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımların atılmaya başlanacağını açıklamıştı… Milli Güvenlik Kurulu (MGK) da 3 gün sonra gerçekleştirdiği toplantıda, “Türkiye’nin milli ihtiyaçları gereği, terör örgütlerine dönük operasyonlara devam edilecek” kararı üretmişti.
Ülkemizi 40 yıldır kemiren PKK illetinden kurtulabilmek için milletimiz çok büyük mücadele vermiştir… Tam kurtulduk derken, Amerika ve onun direktiflerini harfiyen uygulayan batılı ülkeler, isim değişikliği yaparak güney sınırlarımız boyunca PKK’yı yeniden hortlatmıştır.
Kendi emelleri doğrultusunda, Irak ve Suriye’de suni kaotik ortam yaratarak PKK’nın uzantısı PYD/YPG’nin yapılanması için askeri ve parasal destek vererek, bu kez güneyden Türkiye’ye karşı büyük bir tehdit ve bela olmasına imkan sağlamışlardır.
Türkiye’yi güneyden sıkıştırmak için yaratılan bu tehdidin önüne geçebilmek ve Suriye’den ülkemize yönelen mülteci akınını durdurabilmek için 24 Ağustos 2016 yılında başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı; 20 Ocak 2018 tarihinde başlatılan Zeytin Dalı Harekatı ve 9 Ekim 2019 yılında başlatılan Barış Pınarı Harekatı sonucunda büyük oranda başarı elde edilmesine rağmen, savaşı durdurabilmek için ABD ve Rusya’nın verdiği sözlere güvenilmiştir.
Ancak sınırlarımızın güneyindeki 30 kilometrelik şeridin tamamen PYD/YPG’den arındırılacağı sözü, aradan 3 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen yerine getirilmemiş, tam tersi; terör örgütlerine artan boyutlarda destek çıkarak, tehdidin dozunu giderek artırma yönüne gidilmiştir.
Fırat’ın batısı, Tel Rıfat ile Münbiç bölgeleri hariç Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) kontrolündedir… Doğusu ise Tel Abyad ve Resulayn arası bölge hariç, geriye kalan yerler ise hala PYD/YPG’nin tarafından kontrol edilmektedir.
Türkiye yaklaşık 3 yıldır, tek bir Mehmetçiğin tırnağına bile zarar gelmeden, söz verildiği gibi bu bölgelerin de temizlenmesi için sabırla beklemektedir… Ne yazık ki amacı Türkiye’yi yıpratarak diz çöktürmek olan emperyalizm, bizden çok daha fazla sabırlıdır… Zaman, onların lehine işlemektedir çünkü.
Ancak, Ukrayna savaşı ile başlayan ve İsveç ile Finlandiya’nın NATO sevdası ile gelişen yeni durum, Türkiye’ye yeni fırsatlar yaratmıştır… Bu fırsatlar, bu güne kadar devletimiz tarafından büyük bir ustalıkla yönetilmiştir.
Sıra, bu fırsatları çok iyi değerlendirip, akılcı bir strateji güderek güney sınırlarımız boyunca 30 kilometrelik şeridi kalıcı olarak tamamen güvenilir bir bölge haline getirmeye gelmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın sıkışmışlık ifade eden “bölgede mevcut ateşkes hatlarını destekliyoruz ve istikrarı bozacak, tansiyonu yükseltecek eylemlere karşıyız. Yeni herhangi bir saldırının bölgesel istikrarı bozacağı endişesini taşıyoruz. Bölgede ortaklarımızla İŞİD’e karşı savaşımıza devam ediyoruz ve İŞİD’i içerisine koyduğumuz kutuda tutmaya devam edecek çabaları tehlikeye atacak bir şey görmek istemiyoruz” sözlerini çok iyi kullanarak, bu işi tek bir Mehmetçiğin tek damla kanı dahi dökülmeden halletmek gerekmektedir.
Ancak bütün yollar denendikten sonra, Büyük Komutanın dediği gibi savaş “zaruret” haline gelmişse, evlatlarımızın kanını korumak için tıpkı Atalarımızın yaptığı gibi, varsın biz de kendi kanımızı feda edelim…
“Bu 30 kilometrelik güvenlik alanından artık rahatsız edilmek istemiyoruz.”