Yarından
sonra Türkiye ve özellikle kentimiz Adana için büyük bir gün... Ya 5 yıllık bir
süre daha kış uykusuna yatacağız, yahut da yeni doğan ceylan yavrusu gibi
anasının bacakları arasında, diğer hayvanların verebileceği zarara karşı
korunarak, çok kısa bir süre içinde, yeni bir dünyanın eşsiz güzellikteki çayırında
koşup zıplayacağız...
Seçim, tamamen bize ait... Lütfen
yanlış anlaşılmasın... Ben, kesinikle belirli bir ismi işaret etmeye
çalışmıyorum... Ama ben, belirli bir adayı işaret ediyorum... İşaret ettiğim
adayın vasıflarını gözden geçirelim hep birlikte isterseniz...
Seçim
yaparken önce gözlerimiz devreye girer... İnsanın eğitimine, kültürüne ve
yapısına göre nesnelerin algılanması, yani beynin yorumu farklılıklar
gösterebilir... Ancak genel olarak herkes için iyi iyidir, herkes için güzel
güzeldir... Adayın talep ettiği göreve uygun olup olmadığına ilk olarak gözler
karar verir...
Sonra işi beyin devralır...
Seçeceğimiz kişinin geçmişini öğrenme arzusu ile kendi çapımızda araştırma
yaparız; o kişiye dair eski bilgilerimizi gözden geçiririz önce; sonra yakın
çevremizden sorgularız: Talepkar olduğu göreve layık bir kişiliğe sahip olup
olmadığına bakarız... Talepkar olduğu görevi yapabilecek kapasiteye sahip olup
olmadığına bakarız... Talepkar olduğu görevi yapabilecek bilgiye sahip olup
olmadığına bakarız... Talepkar olduğu görevi yapabilecek enerjiye sahip olup
olmadığına bakarız... Kısaca, talepkar olduğu görevin gerektirdiği normlara
sahip olup olmadığına bakarız...
Sonra
seçeceğimiz kişinin kentimizi iyi tahlil edip etmediğine bakarız: Kentimizin
sorunlarını iyi algılayabilmiş mi?.. Kentimizdeki eksiklerin farkında mı?.. Kentimizdeki
keşmekeşin farkında mı?.. Kentimizdeki huzursuzluğun farkında mı?.. Beş yılın
sonunda kentimizi yükseltmesi gereken seviyenin farkında mı?..
Sonra amaca ulaşabilmek için uygun
projeler hazırlayıp hazırlamadığına bakarız... Hazırladığı projelerin sorun
çözücü olup olmadığına bakarız... Hazırladığı projelerin popülist yaklaşımla
değil de hakikaten ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakarız...
Hazırladığı projelerin fizıbıl olup olmadığına bakarız... Hazırladığı
projelerin verimliliğine bakarız... Hazırlanan projelerle paramızın doğru
yerlere gideceğinden emin olmak isteriz...
Gözlerimizin
algısı ve beynimizin tahlili ile bir sonuca varırız sonra... “İşte doğru aday
budur” deriz... Ve hiçbir etki altında kalmadan gidip, gönül rahatlığı ile
oyumuzu kullanırız...
Emin olun, bu yöntemle karar verip
seçeceğimiz adaylar, 5 yıl boyunca canla başla çalışıp kentimizi bugün
bulunduğu durumdan kurtarıp çok daha yukarıda bir seviyeye getirecektir...
Biz bunu hak
ediyoruz çünkü... Adana bunu hak ediyor...
Yarın son gün... Bugüne kadar
kararımızı çoktan vermiş olmalıyız... Henüz verememişsek bile eğer; yukarıda
anlatmaya çalıştığımız yöntemi bir kez daha okuyarak bizim için en doğru kararı
verelim...
Ve muhakkak
ama muhakkak sandığa gidip oyumuzu kullanalım... “Ben oy kullanmayacağım” diye
düşünmek iradeyi başkalarına brakmak demektir... “Ben oy kullanmayacağım” demek
istemediğimiz birilerine kentimizi emanet etmek demektir... “Ben oy
kullanmayacağım” demek vatandaşlık sorumluluğumuzu yerine getirmemek
demektir...
Hadi Adana, Pazar sabahı erken kalkıp
iyi bir kahvaltı yaptıktan sonra, en iyi elbiselerimizi giyip; bir bayram
havası içerisinde oyumuzu kullanmak üzere sandıklara koşalım...
Koşalım,
çünkü Pazartesi sabahleyin yeni güzel bir güne uyanacağız...
Günün Sözü
Kendinizle arkadaş olursanız hiçbir zaman yalnız kalmazsınız.
Amerikalı yazar ve estetik cerrahı, Maxwell Maltz; kendimize karşı, fiziksel zihinsel ve ruhsal açıdan dürüst olmakla huzur bulup, başkalarının üzerinde pozitif etki yaratabileceğimizi söylüyor.