Seçimlerle ilgili herkes birşey söyler, birşey yazar; seçim sonucuna
yönelik tahminlerdir bu genelde...
Şu parti
kazanır, bu parti şukadar milletvekili çıkarır... Şu aday kesin belediye
başkanı olur, bu aday imkânı yok seçilemez...
Seçimler; sonucunu tahmin etmekten ibaret değildir ki... Bu bir maharet
de değildir...
Maharet;
doğru adayı tesbit edip, kazanması için mücadele etmektir...
Maharet; yaşadığımız kente en çok yarar sağlayacağını tesbit ettiğimiz
adayı seçtirmektir...
Şimdi
diyeceksiniz ki; “kardeşim, sana göre o aday, bana göre bu aday...”
Hayır, kardeşim öyle değil; doğrular tektir, ayni anda hem o doğru hem
bu doğru olamaz...
Bu kentte
yaşıyoruz, yaşadığımız kentin sorunlarını en iyi biz biliriz... Allah bize
çalışan bir de beyin vermiş... Adaylar arasında doğru değerlendirme yapıp,
doğru seçim yapmak hiç de o kadar zor değil...
2019, 31 Mart yerel seçim takvimi çalışmaya başlamadan önce Ankara’nın
şöyle bir uyarısı olmuştu hatırlarsınız; “bu seçimlerde ses ve görüntü
kirliliği olmaması için gerekli önlemleri alalım” deniliyordu...
Pankart
asarak kentimizi kirletmiyelim, seçim araçlarından bangır bangır propaganda
yaparak vatandaşı rahatsız etmiyelim idi bunun Türkçesi...
Gelin görün ki, başlarda buna özen gösterilmiş olmasına rağmen, zaman
daraldıkça seçim araçları cirit atmaya başladı Adana sokaklarında, caddeler
pankart doldu...
Belediye
işi, gönül işi...
Adana gibi
başkan...
...
Adanaya çok yakışıyor...
Çukurova’nın
gülen yüzü...
Memleket
işi, gönül işi...
... Gümbür
gümbür geliyor...
Sadece o değil, pankart savaşları başladı... “Sen benim pankartımı
indirdin, ben de seninkini indiririm...”
Tam konsantre olmuşun birşey yapıyorsun, dışarıdan gelen bir şarkı
sözü...
Tevazuyla
samimiyet, gayretle önce millet...
... Adana gibi başkan...
Diyek
gardaşım, diyek...
Güzeller
içinden bir seni seçtim...
Kahvaltı
ciğer, öğleni kebap, akşamı şırdan...
Korkuyorlar,
korkacaklar, korksunlar...
Geliyor,
geliyor; vatan diyen geliyor...
Peki, sorarım size... Kaç seçmen sokakta yankılanan şarkıyı dinleyip,
yahut da yollardaki pankartlara bakıp kullanacağı oyun kararını veriyor?..
Bence tam
tersi... Antipati yaratılıyor... Usandırılıyor vatandaş...
Beyni çalışmayan insan muamelesi görmek istemiyor artık, algı operasyonlarından
da bıktı...
Bana
yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı detaylı anlatın diyor vatandaş... Anlatın ki
ben en doğru kararı verebileyim... Anlatın ki, kentim için en uygun adayı
seçebileyim...
Sen benim kentimin trafik sorununu nasıl çözmeyi planlıyorsun?..
Kentimdeki çarpık yapılaşmayı nasıl yönetmeyi düşünüyorsun?..
Daha fazla yeşil için neler yapacaksın?..
Sosyal projelerin nelerdir?..
Gençlerimizi kötü alışkanlıkların cenderesinden kurtarabilecek
çözümlerin varmı?
Kentimin ismini dünyaya nasıl duyurmayı hedefliyorsun?..
Üretim artırıcı önlemlerin nelerdir?..
Diyeceğim
o ki; sokaklar pankartlarla boş yere kirletiliyor, boş yere gürültü
oluşturuluyor... Hatta boş yere telefonlarımız gereksiz mesajlarla işgal altına
alınıyor...
İnsanın kendini kabul ettirebilmesinin en etkin yöntemi bire bir temasla
mümkündür... Bu yöntem zaman bakımından herkese ulaşmaya yetersiz kalacağından,
diğer bir etkin yöntem olan medyanın gücünden faydalanılmalıdır...
Ancak
bunun için, muhakkak yerel medya organları kullanılmalıdır...
Günün Sözü
Başarısızlıkların cenaze kaldırıcın değil, öğretmenin olsun.
Zig Zaglar isimli
ünlü yazarın bu sözü nekadar doğru değilmi?
Ya
başarısızlıklarımızdan ders alıp kendimizi düzeltme yoluna giderek mutlu bir
hayat süreceğiz yahut da onları kendimize dert edinerek daha erken mezara
gireceğiz. Seçim bizim...