Bazı
sandıklara yapılan itirazlar nedeni ile, Yüksek Seçim Kurulu henüz resmi olarak
31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını açıklamamış olmasına rağmen, kazananlar belli
oldu... Dünkü yazımda da belirttiğim gibi, artık kimin kazanıp kimin kaybettiği
önemli değil... Önemli olan vakit kaybetmeden kolları sıvayıp Adana’yı hak
ettiği seviyeye çıkarmaktır... Önemli olan, artık çağdaş kent nimetlerini Adana
insanına da sunabilmektir...
Biz defalarca bu
sütunlardan vurguladık... Eğitim seviyesi yüksek insanımız da, herhangi bir eğitim
alamamış insanımız da tercih yapabilecek bilince ve öngörüye sahiptir... Belki
de dünyanın en politize olmuş insanıdır Türk insanı... Profesör Ahmet Bey de
tanıyor Trump’ı, Putin’i, Merkel’i... Merada hayvanlarını otlatan Ahmet dayı
da... Ama gelişmiş oldukları iddia edilen ülkelerde bile Türkiye’yi dahi
bilmeyen okadar insan var ki...
Şunu
demeye çalışıyorum... Türk insanı ne yapacağını çok iyi biliyor... Türk insanı ülkesini
kimin daha iyi yöneteceğini çok iyi biliyor... Yeter ki ona gerekli doneleri
verin... Yeter ki ona dürüstçe ne yapacağınızı anlatın... Muhakeme kabiliyeti
çok yüksektir... Muhakkak doğru kararı verir...
31 Mart Yerel Seçim
propaganda döneminde tanıtım görevini sadece sosyal medya ağlarına taşere etmiş
adaylar hezimete uğramışlardır... Yine bu sütunlardan dilimiz döndüğünce yerel
medyanın önemine vurgu yapmaya çalışmış olmamıza rağmen, bunu kurumsal
çıkarlara yoranlar, dikkate dahi alma erdemini göstermemişlerdir...
Tabii
ki bir adayın kişisel karakteri, yeteneği, tecrübesi, vizyonu ve enerjisi seçim
kazanabilmek için önemli ve belirleyicidir... Ama bunu uygun yöntemleri
kullanarak vatandaşa yeteri kadar
anlatamazsan, o gider kendini en iyi anlatanlar arasında tercihini
yapar...
Israrla sosyal medya
ağlarından meded umanlar, umarım ne büyük bir yanılgı yaşadıklarının farkına
varmışlardır... Ağırlıkla kullanılan Twitter, Facebook ve Youtube hesaplarının
bu amaca çok da hızmet etmediğini anlamışlardır...
Genel
olarak saçma sapan kısa mesajlar için kullanılan Twitter; Ayşe Hanım’ın yeni
aldığı elbiseyi sergilemek için kullanılan Facebook ve Fatma Abla’nın verdiği
yemek tarifini görüntülemek için kullanılan Youtube’un tek başlarına birer
propaganda aracı olamayacağı ayan beyan ortada iken tek ayak üzerinde
diretmenin sonucu işte budur...
Bu mecraları sponsorlu
kullananlar ve Google’a bol bol reklam verenler de vardı propaganda süresince:
Reklam paralarının Amerika’ya gittiğini bile bile, hatırı sayılır meblağlar
harcandı bu vesile ile... Keşke bir yöntem olsa da, Türkiye’den Amerika’ya bu
süreçte akan dolar miktarını hesaplayabilsek... Devletimiz bunu hesaplattırırsa
ortaya çıkacak korkutucu ve bir o kadar da utanç verici sonucu hep birlikte
görürüz...
Halbuki
kentimizin öz kuruluşları olan; doğrudan ve dolaylı olarak binlerce ailenin
karnını doyuran yerel medyaya, bu para verilmiş olsa hem dolarlar ülkemizde
kalacak, hem de daha etkili bir propaganda yaşanacaktı...
Seçmeni ilgilendiren
adayın vasıfları ve yapacaklarıdır... Hal böyle iken projelerin tanıtımını
halkımıza daha kapsamlı aktarabilmenin en etkin yolu olan yerel medya, nasıl
bukadar hafife alınır hala anlayabilmiş değilim...
Sadece
seçim dönemlerinde değil, sürekli yanında olan; sesini büyük bir özveriyle,
yalnız yurtiçine değil; tüm dünyaya duyuran yerel medya deği mi?
Haksızlığa maruz
kaldığın zamanlarda seni en iyi savunabilecek; yaptıklarını halka en iyi izah
edebilecek; daha iyisini yapabilmen için sana yapıcı eleştiriler getirebilecek;
her ne şartla olursa olsun sürekli yanında olacak; senin öz gücün olan yerel
medya değil midir?
İmdadına
Twitter, Facebook, Youtube ve de ulusal medyanın koşacağını sanıyorsan
yanılıyorsun...
Umarım bunu geç de olsa
anlamış oldun...
Günün Sözü
İçinden bir ses ‘o resmi yapamazsın’ diyorsa, buna rağmen yapmaya başla, sesin sustuğunu göreceksin.
Ünlü ressam Vincent Van Gogh’un bu sözü günümüzde de geçerli değilmidir?.. Resim yaparken, şarkı söylerken veya Gazette çıkarırken içimizdeki veya dışımızdaki olumsuz seslere kulak vermediğimiz zaman, sonucun nekadar başarılı olduğunu görüyoruz...