Muratpaşa,
Antalya’nın 19 ilçesinden en küçük olanı... Küçük ama büyük işler yapan şirin
bir yer... Muratpaşa Belediyesi’nin, elde ettiği başarılarla ismini sadece
Türkiye’de değil tüm Avrupa ülkelerinde de duyurmuş güçlü bir takımı var...
Muratpaşa Belediyesi Bayan Hentbol Takımı... Antalya ve Türkiye sporuna büyük
ivme kazandıran; birçok takımın yaptığının aksine, bünyesinde yabancı oyuncuya
fazla yer vermeyen tam bir Türk takımı... Türkiye Bayan Hentbol Takımı’na 8
oyuncu gönderen ve 2019 Türkiye kupasını Antalya’ya götüren oldukça güçlü bir
takım.
9 Eylül 1922’de Yunanlı’ların yenilgisi
sonrasında İstanbul’dan Selanik’e göç eden Rum’lar, 1926 yılında bir spor
kulübü oluştururlar... İsmini ‘Panthessalonikios Athlitikos Omilos
Konstantinopoliton’ kısaltılmış haliyle PAOK koyarlar... Türkçeleştirirsek;
Konstantinopolis’lilerin Atletizim Kulübü...
Bugün PAOK;
taraftarlarının, kaybedeceklerini anladıkları maçları bitirtmemeleri ile
ünlenmiştir... Kendi ülkesinin diğer takımları ile bile yapılan karşılaşmalarda
hep olay çıkarmışlardır...
Muratpaşa Belediyesi Kadın Hentbol Takımı
ile PAOK Kadın Hentbol Takımı 13 Eylül’de Yunanistan’ın Selanik kentinde karşı
karşıya gelir... Maç, Muratpaşa takımının 7 sayı farkla yenilmesi ile sonuçlanır...
Maça damgasını
vuran teknik unsurlar ve sonuçtan öte; maç öncesi, sırası ve sonrasında yaşanan
çirkinlikler olur...
Oyun sırasında gerilime sebep olmaması için;
Türk ve Yunan bayraklarının asılmaması kararı alınır... Ancak salona
gelindiğinde sadece Yunan bayrağının asılı olduğu görülür...
İş bu kadarla
kalmıyor tabii ki... Maç sırasında tribünlerin bir bölümünü işgal eden 300’den
fazla PAOK holiganı; Türk oyuncuları taciz ederek, hakaret ve tehdit dolu
saldırılar sergilerler... Bayan sporculara tükürüp, zemini kayganlaştırmak için
salona yağ fırlatırlar...
Bununla da yetinmeyip tişört ve atletlerini
çıkararak, çıplak vücutla; sinir bozucu ve hakaret dolu; saldırgan tezahhüratlarının
şiddetini artırırlar... Sonuçta; planladıkları gerçekleşir ve Türk takımı
yenilerek şampiyonadan elenir...
Nasıl
elenmesinlerdi ki..? Sonuçta çocuk sayılacak yaştaki kızlarımız bunlar... Sen
üstünü çıkar; el kol hareketleri yaparak, bir erkeğe dahi söylenmeyecek bir ton
küfür yağdır; salonda güvenliği sağlayacak bir tek polis bile olmasın... Eeee
bu çocuklarımız ne yapsın..? Hakaretleri sineye mi çeksinler..? Ölüm korkusuyla
mı mücadele etsinler, yoksa rakip takımla mı..?
Barış içinde, bir arada yaşamak varken;
şoven kokan bu hareketler niye..? Sen 97 yıl önce terk ettiğin İstanbul’u
unutamayıp hala ismini Konstantinopolis diye zikrederek, bu yöntemle intikam
almaya kalkışırsan; sadece senin zihniyetinde olanlardan prim alırsın...
Şimdi biz de
kalkıp; Türk milliyetçisi olduğunu iddia ederek, şoven Yunan holiganlarını
eleştiren; fakat Yunanistan’ın Santorini, Mikanos,
Thassos adalarını kendine en büyük tatil destinasyonu seçen Türk vatandaşlarına;
“buralara gitmeyin, ülkenizde tatil yapın” mı diyelim..?
Günün Sözü
Problemleri, onları yarattığımız
düşünce ile çözemeyiz.
Modern
fiziğin iki bacağından birisi sayılan “izafiyet” teorisinin yaratıcısı ünlü
bilim adamı Albert Einstein’ın sadece yukarıdaki sözü bile, onun zekasının
gücünü göstermeye yeterlidir sanırım...
Bir problemin
oluşabilmesi yanlış bilgi, düşünce ve uygulamalar ile mümkün olabilmektedir.
Ayni düşünceyi devam ettirmek, ayni yanlışı doğurur... Düşünceyi değiştirmek,
problemin çözümünü kolaylaştırır.