Türkiye’nin
2,5 katı toprağa sahip olmasına rağmen sadece 40 milyon insanı barındıran, Nil
Nehri’nin hayat verdiği bir ülkedir Sudan... Şu an işlenen toprağın, 6 katı
daha ekilebilir arazisi olan bir ülke...
Kuzeyde Mısır, kuzey-doğuda Kızıl Deniz,
doğuda Eritre, güney-doğuda Etiyopya, güneyde Güney Sudan, güney-batıda Merkez
Afrika Cumhuriyeti, batıda Çad ve kuzey-batıda Libya komşuluk yapar Afrika’nın
bu Sahra altı ülkesine...
Çoğunluk
müslümandır, kendilerine özgü Arapça ve İngilizce konuşurlar daha ziyade...
1800’lü yıllar; Mısır’ın işgali altında
geçer, bu dünyanın en çok piramidine sahip ülkesi, Sudan’da hayat...
1869
yılında Süveyş kanalının devreye girmesinin ardından, Osmanlı Devleti’nin
zayıflamasından da faydalanan İngiltere, Uzak Doğu’daki sömürgelerine giden
yolların güvenliğini sağlayabilmek için Kıbrıs ve Mısır’ı egemenliği altına
alır...
İngiltere’nin yönetimindeki Mısır, 1899
yılında Sudan’ı işgal eder... Ancak 57 yıl sonra bağımsızlığını kazanır Sudan,
İngiltere’den...
Kazanıyor
kazanmasına da İngiltere, girdiği yerden bir ‘çıban başı’ brakmadan çıkarmıydı
hiç?.. Dünyada vazgeçmek zorunda kaldığı bütün sömürgelerinde yaptığını burada
da yapar...
Sudan’ın güneyinde bulunan topraklar
üzerinde yaşayan 12 milyon nüfus, çoğunlukla Hristiyan... Su kaynaklarının
büyük bir kısmı ve ülke genelindeki petrolün yüzde 75’i bu topraklarda...
İngiltere
Sudan’dan çekildiği 1956 yılından sonra ABD’nin CIA’sı ve İsrail’in MOSSAD’ı
görevi devralır... Sudan’ı parçalamak için faaliyetler başar... Amaçları;
petrol bakımından zengin Hristiyan Sudan topraklarında, kontrolleri altında
tutabilecekleri bağımsız başka bir devlet kurmak...
Başarırlar da... Başkaldırılara boyun eğmek
zorunda kalır Sudan lideri Ömer el-Beşir ve referandum kararı alır... Referandum
sonucunda bağımsızlığını ilan eder Güney Sudan...
Bununla
bitmeyecektir Sudan’daki Yahudi kökenli uluslararası finans güçlerinin
yaptıkları... İsrail’in gelişmesi ve Arz-ı Mev’ud rüyalarını
gerçekleştirebilmek için Sudan’daki planlarının ikinci aşamasına geçerler...
Son zamanlarda Çin’in Afrika ülkelerine,
Sudan üzerinden ticari yayılım göstermesi; Türkiye’nin askeri üs için Sudan’ın
doğusundaki stratejik Sevakin adasını 99 yıllığına devralması; ülkenin
tamamında kaos yaratmaya yetti de arttı bile...
1989
yılında bir darbe ile Sudan yönetimine gelen Ömer el-Beşir rahat brakılmaz...
2011 yılında yapılan referandum sonucunda, Güney Sudan’ın bağımsızlığının ilan
edilmesinin hemen ardından Beşir’e darbe planlar en yakınları... Tutuklanırlar
fakat daha sonra affedilirler Beşir tarafından...
2013 yılındaki Arap Baharı’nın etkisi
Sudan’da da görülür... 200 kişi kayıp vererek, yayılımı ancak durdurabilir
el-Beşir...
2015
yılında “İşid ve Boko Haram’ın arkasında CIA ve MOSSAD vardır, bu tür eylemleri
Müslümanlar yapmaz” der el-Beşir...
2018’e gelindiğinde hükümete karşı
gösteriler hızla artış gösterir... Aralık ayında 22 kişi ölür eylemler
sırasında... Sudan’ın Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Şefi Salih Abdullah “ülkede
yaşanan protestolarda Mossad eğilimli kişiler mevcut” Beşir ise “gösterileri destekleyen medya
organları, düşman taraflarca büyük meblağlarla finanse ediliyor” der...
Ve 12 Şubat
2019 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nın ardından Mısır, Suudi Arabistan ve
Birleşik Arap Emirlikleri bir toplantı düzenlerler... Toplantıya MOSSAD
direktörü Yossi Cohen ve Sudan’ın Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Şefi Salih
Abdullah da katılır... Toplantıda el-Beşir rejiminin yıkılması kararı alınır...
CIA ise hazırladığı raporda Salih Abdullah’ı, el-Beşir’in alternatifi olarak
gördüğünü belirtir açıkça...
Gösterilerin dozu arttırılır... Ömer
el-Beşir istifaya çağrılır... Mart sonlarında ABD’li bazı yetkililer
göstericilerle görüşür Sudan’da...
Ve 11
Nisan’da asker yönetime el koyar, el-Beşir tutuklanır... 3 ay süreyle
olağanüstü hal ve 2 yıl süreyle ülkeyi askeri konseyin yöneteceği ilan
edilir...
Darbeyi Rusya sert bir dille kınar
“anayasaya aykırı bir rejim değişimi kabul edilemez” denir... Türkiye de karşı
çıkar bu duruma...
Ancak ‘atı
alan Üsküdar’ı çoktan geçmiştir...’ ABD güdümlü İsrail, Arz-ı Mev’ud rüyasının
bir taşını daha yerine koymuştur...
Günün Sözü
Hareketsizlik, şüphe
ve korkuyu besler. Hareket ise güven ve cesareti besler. Korkuyu yenmek
istersen, evde oturup onu düşünme. Dışarı çık ve meşgul ol...
Yazar Dale
Harbison Carnegie’nin bu sözü çok motive edici değilmi?