Geçtiğimiz 15 Ağustos, Taliban örgütünün Afganistan’da yönetimi devraldığı günün yıldönümü idi… Tam 365 gündür Taliban, İslami bir perspektifle ülkeyi yönetmeye çalışıyor.
2020 yılının başında ABD ile imzalanan Doha anlaşması çerçevesinde ülkesinin topraklarını hızla ele geçiren Taliban, son Amerikan askerlerinin de büyük bir telaşla ülkeyi terk etmesinin ardından 15 Ağustos 2021’de başkent Kabil’e de hakim olur.
Ancak yönetime geldiği ilk günlerden başlayarak, uluslararası arenada tanınmak amacıyla birçok ülke ile yaptığı görüşmeler sonuçsuz kalır… İlk günlerde Rusya ve Çin gibi bazı ülkeler tanıma yönünde yeşil ışık yakmalarına rağmen, aradan geçen 1 yılın sonunda, hiçbir ülke Taliban rejimini resmen tanımadı.
Afganistan, 10 civarında etnik gruptan oluşan demografik yapısı oldukça karmaşık bir ülkedir... Pakistan sınırına yakın bölgelerde yoğun olan ve nüfusun yüzde 40’ını oluşturan Peştunlar; Şünni Müslümandırlar ve Peştunca konuşurlar… Ülkenin kuzey batısında yaşayan ve nüfusun yüzde 25’ini oluşturan Tacikler ise Şii Müslümandırlar ve Farsça konuşurlar… Kuzeyde Özbekistan sınırına yakın bölgelerde yaşayan Özbekler Sünni Müslüman olup nüfusun yüzde 10’unu oluştururlar… Orta Afganistan’da yaşayan ve nüfusun yüzde 10’unu oluşturan Hazaralar ise Şii Müslüman olup Farsça konuşurlar… Nüfusun geriye kalan yüzde 15’lik kısmını ise Türkmen, Aymak, Beluç gibi etnik azınlıklar oluşturur.
Taliban’ın yönetimi tek başına ele alması nedeniyle önceki dönemde siyasiler arasındaki etnik, bölgesel ve mezhepsel temelde yaşanan ayrılıklar ve siyasi istikrarsızlık ortadan kalkmış oldu… Çünkü ne Peştunların, ne Taciklerin, ne de Özbekler veya Hazarların ülkeyi tek başına yönetebilme imkanları yoktur… Taliban yönetiminin nitelikli insan kaynağına ihtiyacı olduğu için bütün gruplar; bir uyum içerisinde, çatışmadan çalışmak zorundadır… Ancak Taliban yönetimi henüz, ciddi olarak büyük bir tehlike oluşturan İŞİD ile baş edebilmiş değil… 365 gün içerisinde 100’den fazla bombalı ve silahlı saldırı düzenleyen İŞİD, Taliban’ın başını fazlasıyla ağrıtıyor.
ABD 2001 yılında, 11 Eylül saldırılarından sorumlu tuttuğu El-Kaide ve lideri Usame Bin Ladin yüzünden girdiği Afganistan’dan çıkarken imzaladığı Doha anlaşmasında; kendine ve müttefiklerine tehdit oluşturacak kişi ya da grupların Afganistan’da barınmasına izin verilmeyecek şartını getirmişti.
Taliban, Doha anlaşmasına uyduklarını iddia ederken; 31 Temmuz’da, Ladin’in halefi Eymen ez-Zevahiri’nin, Kabil’in merkezinde ABD tarafında öldürülmesi, Afganistan ve bütün dünyada şaşkınlıkla karşılandı.
Bu olay, Amerikan istihbaratının Afganistan’dan hiç çıkmadığını göstermesi bakımından oldukça önemlidir… Zaten Afganistan hava sahasını hiçbir zaman boş bırakmadı ABD… Taliban yönetimi, Zevahiri’nin Kabil’de olduğundan haberleri olmadığını iddia etse de, artık dünya El-Kaide ile olan ilişkilerinin boyutunu ve ABD’nin buna karşılık ne yapacağını konuşmaya başladı.
ABD yapmak istediğini zaten yapıyor… Afganistan üzerinde uyguladığı ekonomik yaptırımlara ayni şiddette devam ediyor… Ülkelerin mevcut yönetiminin resmi olarak tanınmasının önüne geçiyor.
Her şeye rağmen geçen bu 365 gün içerisinde bir şeyler yapma gayreti içerisinde Taliban… Özellikle uyuşturucu ticaretini engelleyebilmek için, birçok sulama projesini hayata geçirerek, tarımsal üretimi canlandırmak ve haşhaş yetiştiriciliğine alternatifler yaratma peşinde.
Afganistan’dan gelen haberler, çoğunlukla Batı medyası üzerinden olduğu için doğru bilgiye ulaşmak oldukça zor… Kadın hakları konusunda abartılı yorumlar yapılmasına ve kadın özgürlüğünün kısıtlandığı, eğitim haklarının ellerinden alındığı iddiaları da kısmen görgü tanıkları tarafından yalanlanmaktadır.
Kadınların eğitiminin engellendiği, tek başlarına sokağa çıkmalarının yasaklandığı, bazı iller hala mevcut olsa da; başkent Kabil sokaklarında kısmen daha modern tarzda dolaşan kadınlar görülüyor… Ancak Afganistan’daki refah seviyesini, kadın özgürlüğü ile kıyaslamamak gerekiyor… Hala gece yatağına aç girmek zorunda kalan milyonlarca Afganlı var… Bunun sorumlusu Taliban’dan ziyade, yaptırım uygulayan Batı ülkeleridir.
Mevcut yönetimin en iyi yaptığı iş, belki de rüşvet ve yolsuzluğun önüne tamamen geçmiş olduğuna dair gelen haberlerdir… Bu, kazanılan 1 kuruşun dahi, ülkenin yeniden yapılanması ve refah yönünde adımların atılması için harcandığını göstermektedir… Taliban’ın yönetimi devraldığı günlerde hızla değer kaybeden Afgan parası, 365 günün sonunda yeniden eski değerine kavuşması da bunun bir göstergesidir.
1979’dan 2001’e kadar çeşitli güçler tarafından işgale uğrayıp yağmalanmış; bu kadar etnik çeşitliliğe sahip; resmi olarak tanınmamış; yaptırımlar altında inletilen bir ülke ekonomisinin ayakta durabilmesi bile bir mucize değil mi sizce? Üstelik bu ülkeyi yönetmeye çalışanlar, hayatları boyunca sadece gerillacılık yapmışlarsa…
Günün Sözü
Emperyalizm hayvanlıktır… O hayvan hiç doymak bilmez, o ulusal sınırları bilmez… Emperyalizmin özü, insanları hayvana dönüştürmektir; delirmiş kana susamış hayvanlara.
Ernesto Che Guevara