“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?
Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
Böyle tarif etmiş tarihten ısrarla ders çıkarmak istemeyenleri, İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy… “Bu filmi daha önce görmüştük” deriz de, tekrar tekrar seyretmenin zeminini oluşturmaktan hiç vaz geçmeyiz… Yaşanmışlıklar bedavadan anlatılırken dinler gibi yapar, sonra da kafamızı duvarlara vururuz.
Afganistan’ın Kabil Hamid Karzai Havaalanındaki can pazarını izlerken, 1975 yılında Saygon’da belleklerde kalan kareler akla gelir doğal olarak.
Kuzey Vietnam askerlerinin hızla Güney Vietnam şehri Saygon’a doğru yaklaşması üzerine, dönemin Amerikan Büyükelçisi televizyonda “Amerika Güney Vietnam’ı asla yalnız bırakmayacak ve terk etmeyecek” der… Ancak bu konuşmadan sadece birkaç saat sonra tahliye kararı alınır ve Saygon şehri, 29 Nisan’ı 30 Nisan’a bağlayan gece, 18 saat boyunca tarihin en hazin tahliye operasyonlarından birine sahne olur dünya.
Canını kurtarmak isteyen insan seli karşısında kapasitesinin 2 katı yük almak zorunda kalan helikopterler, açıkta bekleyen 7. Filo gemilerine 7 bin kişi taşır 10 saat boyunca… O kadar çok izdiham yaşanmıştır ki, insanlara yer açmak için uçak gemilerinde bekleyen fazla helikopterler ittirilerek denize bırakılır çaresizce.
Fransız koloni kuvvetlerine karşı Vietnam komünistlerinin 1945’te başlattıkları mücadele, Kuzey ve Güney Vietnam’ın birleşme zeminini oluşturması üzerine, ABD Güney Vietnam’ı Sovyetler Birliğine kaptırmamak için 1956 yılında bölgeye müdahale etmiştir.
Sonuç; milyonlarca ölü, yüzbinlerce yaralı, on binlerce sakat, intihar eden on binlerce Amerikan askeri ve talan edilmiş bir ülkeye rağmen, Sovyetler Birliğine kaptırmamak adına başlatılan savaş sonunda, Kuzey ve Güney Vietnam’ın birleşmesi engellenemez.
Yıl 1979, Sovyet orduları Afganistan’ı işgal eder… Bir nevi SSCB’nin sonunu hazırlamış olan işgal 1991 yılına kadar devam eder… 1996 yılına kadar süren sarhoşluğun Ardından Taliban’ın totaliter rejimi ve sonrasında 11 Eylül 2001… New York’taki ikiz kulelere yapılan saldırı bahane edilerek bu kez ABD, ülkeyi 20 yıl boyunca işgal altında tutar.
Sonuç; yüzbinlerce ölü, yüzbinlerce yaralı, on binlerce sakat, evini yurdunu terk etmek zorunda kalan milyonlarca insan ve talan edilmiş bir ülkeye rağmen el-Kaide ve Taliban güçlerini yok etme adına başlatılan savaşın sonu, başlangıcın ayni… Ortadoğu’nun birçok bölgesinde el-Kaide yapılanması engellenememiştir… Taliban ise, eskisinden çok daha güçlü bir şekilde tüm Afganistan’ı ele geçirmiş, elini kolunu sallaya sallaya Kabil’e girmiştir.
ABD’nin Vietnam’a da, Afganistan’a da girme sebebi ayni idi… Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin, yahut da günümüz Rusya’sının dünyaya yayılmasının önüne geçme adına uydurma bahanelerle işgal etti bu ülkeleri… Ancak beklediği sonuca ulaşamadı.
Girdiği yerlerde kan döktü, kaos yarattı… Silah üreticileri ile savaş baronlarına ve uyuşturucu tacirlerine büyük rant sağladı… Ancak kendi de kan kaybetti… Bu, binlerce kilometre uzakta öldürülen ya da yaralanan Amerikalılardan akan, alyuvarlar ve akyuvarlardan oluşmuş kan değildi sadece…
Bu, ülke ekonomisinin kaybettiği kandı… Bu, ülke otoritesinin kaybettiği kandı… Bu, dünyaya olan ABD hakimiyetinin giderek kan kaybetmesi anlamına geliyordu.
Savaşması gereken gerçek düşmanı gözden kaçırmıştı Amerika… Bu düşman, dünyayı avcunun içine alan uluslar üstü, küresel kapitalin temsilcileri idi… Bunların, Amerika’ya, Çin’e, İngiltere’ye, Almanya’ya, dünyanın her tarafına yayılmış gerçek kan emiciler olduğu anlaşılamadı… Çok geç ABD, kan kaybını durdurmak çok zor artık… Dünyanın bu pisliklerden kurtulması için, ciddi iradelerin oluşturacağı uluslararası birlikteliklerin gücüne ihtiyaç olduğunu anlayın artık.
Günün Sözü
Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi.
Mehmet Akif Ersoy