ABD Temsilciler Meclisi Başkanı 82 yaşındaki Nancy Pelosi’nin Güney Asya ülkelerine planladığı ziyaret, önceki gün Singapur’la başladı… Sonra Malezya, Güney Kore ve ardından da Japonya ziyaretleri var.
Pelosi, gittiği ülkelerde ticaret, Covid-19, iklim değişikliği, güvenlik ve demokratik yönetim konularının karşılıklı olarak geliştirilmesi için müzakereler yapıyor… Ziyaretin esas amacı; Asya-Pasifik ülkelerini, Çin’e karşı bir nevi ittifak içerisine almak…
Bunu yaparken de, programına Tayvan’a da uğrayabileceği haberlerini yayarak, hem Pekin’in bu konudaki nabzını ölçmek, hem de Çin’in olası bir Tayvan işgalini şimdilik bloke etmek… Aslında Pelosi, Tayvan’a bu yılın başında da bir ziyaret planlamış olmasına rağmen, Covide yakalanmış olması ziyaretin iptal edilmesine neden olmuştu.
Geçtiğimiz Pazartesi günü “Tayvan ve Ateşle Oynayanlar” başlığıyla bu sütunlarda yayınlanan yazımda, Çin ile Tayvan’ın tarihsel ilişkisinden bahsederek, Tayvan’ın ABD ve Çin için önemini vurgulamaya çalışmıştım.
Tayvan’ı Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak gören Pekin yönetimi ve Komünist Partisi Lideri Xi Jinping’in körüklediği milliyetçi duygularla beslenen Çin halkı, büyük bir çoğunlukla Tayvan’ın bir an önce silah zoruyla da olsa Çin Halk Cumhuriyeti’ne katılmasını desteklemektedir.
Öte yandan ABD, yıllardır Tayvan’ın bağımsızlığını savunan güçlere destek vererek, ‘Tek Çin’ prensibini ortadan kaldırmak için uğraş vermektedir… Tayvan ile Çin arasındaki hassas durumun oluşturduğu çıbanı kazıyarak en büyük ticari rakibini zayıflatmak ve gelişmesini bir nevi kontrolü altına almaya çalışmaktadır.
Bunun için her iki ülke tarafından ortaya atılan mazeretler ise çok bilindik… Washington, otokrasiye karşı demokrasi savaşı yürüttüğünü; Pekin ise Çin Komünist Partisi yönetiminin, Çin halkına büyük yararlar getiren farklı bir demokrasi uyguladığını iddia ediyor.
Bir süre önce, Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan arasında tırmanan kriz üzerine ABD Başkanı Joe Biden “Tayvan’ı güç kullanarak Çin Halk Cumhuriyeti’ne ilhak etme düşüncesi doğru değildir… Bu, Ukrayna örneğinde olduğundan çok daha kötü bir durum yaratarak tüm bölgenin altüst olması anlamına gelir… Adanın demokrasisini korumak için Amerika’nın Ukrayna’da yaptığının ötesine gideriz” demişti… Pelosi de Güney Asya ülkeleri ziyaret programına Tayvan’ı da katabileceğini ima ermek için “Tayvan’a destek göstermek bizim için önemlidir” ifadesini kullanmıştı.
Ancak Çin, şiddetle karşı çıktığı Pelosi'nin olası Tayvan ziyaretini "adanın Pekin’den ayrılıp bağımsızlığını ilan etmesi yolunda teşvik edici bir adım" olarak görüyor… Nitekim geçtiğimiz Perşembe gün, Çin ile ABD Liderleri arasındaki 2 saat 17 dakikalık telefon görüşmesi sırasında Jinping, Biden’a çok net bir ifade ile “Ateşle oynayan ateşle yanar, yok olur” demişti.
Xi Jinping iktidarı, eskiye göre daha iddialı ve daha kararlı olmasına rağmen Tayvan’a askeri müdahale yapmayı tercih etmeyecektir… Büyük ihtimalle Çin, yavaş ve ihtiyatlı hareket ederek en uygun şartların oluşmasını bekleyecek…
Xi Jinping bu yılın sonunda yapılacak Çin Komünist Partisi Kongresinde yeniden başkan seçilip Çin’i 10 yıl daha yönetmeye hazırlanıyor… Dolayısıyla seçimlere kadar daha ihtiyatlı davranma olasılığı oldukça yüksek…
Çünkü Çin Ukrayna konusunda; asker göndermemesine rağmen Batıdan bu kadar net ve ortak bir tutum beklemiyordu… Özellikle ekonomik ve finansal yaptırımlar Pekin’i çok korkutuyor.
Halbuki ABD yönetimi ve kamuoyunda büyük bir sabırsızlık var… Çin’in yükselişinin kendilerine zarar verdiğinin bilinci ile bu ilerleyişi bir an önce durdurmak istiyorlar… Ukrayna konusunda atılan her adım büyük oranda Çin’le alakalı… ABD’nin müttefikleriyle ortak hareket etme konusunda, askeri yardım ve ekonomik yaptırımlar konusunda bir zafiyet oluşursa Çin'in Tayvan’a askeri bir müdahale yapacağından korkuluyor.
Pelosi’nin Tayvan’ı ziyaret edeceğini açıkladığı günlerde ABD’nin Ronald Reagan isimli dev uçak gemisi ve ona refakat eden güçlü bir askeri filo, Singapur’dan ayrılarak Güney Çin Denizi’nde konuşlanır… Ardından gücünü göstermek için Pekin de ayni denizin Tayvan sahillerinde ve kuzey-doğudaki Bohai denizinde gerçek mühimmatların kullanıldığı 4 günlük bir tatbikat başlatır.
Her şeye rağmen olası bir ABD-Çin savaşının kazananı olmaz… İki taraf da büyük paralar harcar ve büyük kayıplar verir… Böyle bir savaş ABD’nin askeri üstünlüğünü ortadan kaldırırken; Çin mallarının en büyük alıcısı olan Avrupa’nın, uygulayacağı yaptırımlar yüzünden Çin ekonomisi de büyük zarara uğrar… Ama en önemlisi, global ticarette büyük bir hacim oluşturan Amerika ve Çin ekonomisi ile beslenen birçok ülke Tayvan ateşi ile kül olur.
Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Pelosi’nin Tayvan ziyareti henüz netlik kazanmamıştı… Her şeye rağmen Pelosi, Çin uçaklarının takibinden sıyrılıp Tayvan’a iniş yapabilir mi, yapsa bile Çin ekonomisinin kötüye gittiği, bankaların battığı bir süreçte Pekin buna karşılık verir mi, bilinmez… Bilinen tek şey; her iki ülkenin de büyük bir pazarlık içerisinde olduklarıdır… Böyle kritik bir dönemde, kendilerini ve tüm dünyayı ateşe atmak yerine, ortak bir yol bulabilmek için azami gayreti göstereceklerine inanmak istiyorum.
Günün Sözü
“Şartlar hazır olana kadar bekleyelim” dersek, hayatımızın sonuna kadar bekleriz.
Lemony Snicket