Tayvan Doğu Asya’da 36 bin kilometre karelik, 24 milyon nüfuslu bir adalar ülkesi… Kişi başına milli geliri 60 bin dolarlara ulaşmış… 1960-1990 yılları arasında hızlı kalkınması dolayısıyla 4 Asya kaplanından biri olarak anılıyor… Bilişim teknolojileri, sanayi ve makine teknolojisi sayesinde yaptığı ihracat ve yurt dışındaki yatırımlarıyla dünyanın 22. Büyük ekonomisi olmuş.
Tayvan’da bilinen ilk yerleşimcilerin Çin’in güneyinden geldiği iddia edilir… 18 Asır öncesine ait, bir Çin İmparatorun keşif için adaya geldiğine dair belgeler bulunduktan sonra, Pekin yönetimi Tayvan üzerinde hak iddia etmeye başlar.
17. Yüzyılda ise Çin ana karasında sık sık meydana gelen kargaşa ve sıkıntıdan kaçan önemli sayıda göçmen adaya gelir.
1895 yılındaki Çin-Japon savaşında mağlup olan Çin, Tayvan’ı Japonya’ya bırakır… Ancak II. Dünya savaşında teslim olan Japonya, Çin’den aldığı toprakları geri vermek zorunda kalır ve Çin Cumhuriyeti, müttefikleri ABD ve İngiltere’nin de rızasıyla Tayvan’ı yönetmeye başlar.
Ancak sonraki yıllarda Çin’de meydana gelen iç savaş yüzünden Tayvan, Çin’den ayrılır… 1949 yılında iktidarı ele geçiren Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan eder… Yönetimi kaybeden Çan Kay Şek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi üyeleri ise Tayvan’a yerleşerek 1912’de kurulan Çin Cumhuriyeti iktidarının adada devam ettiğini ileri sürer.
Çin Halk Cumhuriyeti bunu kabul etmese de, Tayvan’daki Çin Cumhuriyeti temsilcileri 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletlerde (BM) Çin’i temsil eder… 1960’larda birçok ülke Çin Cumhuriyeti yerine Çin Halk Cumhuriyeti ile diplomatik ilişki kurması üzerine 1971 BM Genel Kurulundaki oylamada Pekin hükümeti, Çin’in tek meşru temsilcisi olarak kabul edilir… Böylelikle Tayvan’ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelir.
Çin ile Tayvan arasındaki özellikle ekonomik ilişkiler 1980’lerde gelişmeye başlar, o kadar ki Çin ana karasındaki Tayvanlı iş adamlarının yatırımları 60 milyar dolara ulaşır, 1 milyon Tayvanlı orada yaşamaya başlar.
Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi, Tayvan’ın Çin’le yeniden birleşmeyi kabul etmesi halinde ona önemli ölçüde özerklik verilecek “bir ülke 2 sistem” formülünü geliştirir, ancak Tayvan teklifi reddeder… Özellikle 2000 yılından sonra Tayvan liderliğine seçilen isimler “Çin’den nihai bağımsızlık” idealini savunurlar.
Bu durumu kabullenemeyen Pekin yönetimi geçtiğimiz aylarda, Tayvan liderliğini ikna edebilmek için, Çin hava kuvvetlerine ait uçaklarla Tayvan güvenlik bölgesini defalarca ihlal ederek, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasına neden olur.
Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan arasında tırmanan kriz üzerine ABD Başkanı Joe Biden “Tayvan’ı güç kullanarak Çin Halk Cumhuriyeti’ne ilhak etme düşüncesi doğru değildir… Bu, Ukrayna örneğinde olduğundan çok daha kötü bir durum yaratarak tüm bölgenin altüst olması anlamına gelir… Adanın DEMOKRASİSİNİ korumak için Amerika’nın Ukrayna’da yaptığının ötesine gideriz” demişti bir ay kadar önce.
Yani Çin’in Tayvan’a saldırması durumunda, Ukrayna’da yaptıkları gibi silah göndermek yerine, ‘ülkeyi korumak için’ bizzat askeri güç kullanırız demek istiyor Biden.
Bir süre önce ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Ağustos ayında planladığı Asya gezisi programına Tayvan ziyaretini de dahil ettiğini açıklar… Aslında esas amaç, Asya ülkeleri bahanesiyle Tayvan’ı ziyaret ederek Kasım ayındaki Amerikan Senato seçimlerinden önce gerginliği tırmandırmak, gittikçe zayıflayan yeniden seçilme ihtimalini biraz lehine döndürmekten başka bir şey değildir.
Tayvan’ı Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak gören Pekin yönetimi ve oldukça milliyetçi duygular taşıyan Çin halkı büyük bir çoğunlukla, Tayvan’ın bir an önce silah zoruyla da olsa Çin Halk Cumhuriyeti’ne katılmasını desteklemektedir.
Öte yandan ABD, yıllardır Tayvan’ın bağımsızlığını savunan güçlere destek vererek, ‘Tek Çin’ prensibini ortadan kaldırmak için uğraş vermektedir… Tayvan ile Çin arasındaki hassas durumun oluşturduğu çıbanı kazıyarak en büyük ticari rakibini zayıflatmak ve bir nevi kontrolü altına almaya çalışmaktadır.
Pelosi’nin Tayvan’ı ziyaret edeceğini açıkladığı günlerde ABD’nin Ronald Reagan isimli dev uçak gemisi ve ona refakat eden güçlü bir askeri filo, Singapur’dan ayrılarak Güney Çin Denizi’ne konuşlanır… ABD Çin Halk Cumhuriyeti’ni, kuzeyde Japonya ve Kore’den başlayarak, güneyde Tayvan ve Hong Kong ve Batıda Doğu Türkistan diye bilinen bölgeye kadar çevreleme stratejisini adım adım hayata geçiriyor.
Oluşan bu kritik gelişmeler sonucunda geçtiğimiz Perşembe günü ABD Başkanı Joe Biden ile Çin Lideri Xi Jinping, 2 saatten fazla süren bir telefon görüşmesi yaparak konuyu ele alırlar… Tayvan sorununu erken bir zamanda çözmeyi kafasına koymuş olan Çin Lideri, Biden’a çok net bir şekilde “Ateşle oynayan ateşle yanar, yok olur” sözüyle iki ülke arasındaki gerginliğin boyutunu ortaya koyar.
Günün Sözü
Emperyalizm savaşa yol açar. Ne var ki, savaşta hiçbir şeyi kesin olarak çözemez.
Leo Huberman