Tayvan, Yeni Bir Ukrayna mı? - ADEM AKÖL

Tayvan, Yeni Bir Ukrayna mı?

ADEM AKÖL

Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan arasında tırmanan kriz üzerine Japonya’da düzenlenen konferansta bir gazetecinin sorusuna şöyle yanıt verir ABD Başkanı Joe Biden:

“Adanın DEMOKRASİSİNİ korumak için Amerika’nın Ukrayna’da yaptığının ötesine gideriz.”

Yani Çin’in Tayvan’a saldırması durumunda, Ukrayna’da yaptıkları gibi silah göndermek yerine, ‘ülkeyi korumak için’ bizzat askeri güç kullanırız demek istiyor Biden.

“Tayvan’ı güç kullanarak Çin Halk Cumhuriyeti’ne ilhak etme düşüncesi doğru değildir… Bu, Ukrayna örneğinde olduğundan çok daha kötü bir durum yaratarak tüm bölgenin altüst olması anlamına gelir” diye de ilave eder ABD Başkanı.

Peki, nedir Çin ile Tayvan arasındaki gerilimin sebebi? Önce bölgenin geçmişine bakmakta yarar var.

Tayvan’da bilinen ilk yerleşimcilerin Çin’in güneyinden geldiği iddia edilir… 18 Asır öncesine ait, bir Çin İmparatorun keşif için adaya geldiğine dair belgeler bulunduktan sonra, Pekin yönetimi Tayvan üzerinde hak iddia etmeye başlar.

17. Yüzyılda ise Çin ana karasında sık sık meydana gelen kargaşa ve sıkıntıdan kaçan önemli sayıda göçmen adaya gelir.

1895 yılındaki Çin-Japon savaşında mağlup olan Çin, Tayvan’ı Japonya’ya bırakır… Ancak II. Dünya savaşında teslim olan Japonya, Çin’den aldığı toprakları geri vermek zorunda kalır ve Çin Cumhuriyeti, müttefikleri ABD ve İngiltere’nin de rızasıyla Tayvan’ı yönetmeye başlar.

Ancak sonraki yıllarda Çin’de meydana gelen iç savaş yüzünden Tayvan, Çin’den ayrılır… 1949 yılında iktidarı ele geçiren Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan eder… Yönetimi kaybeden Çan Kay Şek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi üyeleri ise Tayvan’a yerleşerek 1912’de kurulan Çin Cumhuriyeti iktidarının adada devam ettiğini ileri sürer.

Çin Halk Cumhuriyeti bunu kabul etmese de, Tayvan’daki Çin Cumhuriyeti temsilcileri 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletlerde (BM) Çin’i temsil eder… 1960’larda birçok ülke Çin Cumhuriyeti yerine Çin Halk Cumhuriyeti ile diplomatik ilişki kurması üzerine 1971 BM Genel Kurulundaki oylamada Pekin hükümeti, Çin’in tek meşru temsilcisi olarak kabul edilir… Böylelikle Tayvan’ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelir.

Yaklaşık 24 milyon nüfuslu Tayvan’ın kendi anayasası, demokratik olarak seçilmiş liderleri ve silahlı kuvvetlerinde yaklaşık 300 bin aktif askeri bulunuyor.

Çin ile Tayvan arasındaki özellikle ekonomik ilişkiler 1980’lerde gelişmeye başlar, o kadar ki Çin ana karasındaki Tayvanlı iş adamlarının yatırımları 60 milyar dolara ulaşır, 1 milyon Tayvanlı orada yaşamaya başlar.

Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi, Tayvan’ın Çin’le yeniden birleşmeyi kabul etmesi halinde ona önemli ölçüde özerklik verilecek “bir ülke 2 sistem” formülünü geliştirir, ancak Tayvan teklifi reddeder… Özellikle 2000 yılından sonra Tayvan liderliğine seçilen isimler “Çin’den nihai bağımsızlık” idealini savunurlar.

Bu durumu kabullenemeyen Pekin yönetimi geçtiğimiz aylarda, Tayvan liderliğini ikna edebilmek için, Çin hava kuvvetlerine ait uçaklarla Tayvan güvenlik bölgesini defalarca ihlal ederek, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasına neden olur.

Biden’ın Tayvan-Ukrayna benzetmesi yapması üzerine bir gazetecinin sorusuna şöyle yanıt verir Çin Dışişleri Bakanı: “İki sorun arasındaki en temel fark; Tayvan Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır ve bu sorun tamamıyla Çin’in iç işidir. Buna karşın Ukrayna sorunu iki ülke arasındaki anlaşmazlıktan çıkmıştır.”

ABD yıllardır Tayvan’ın bağımsızlığını savunan güçlere destek vererek, ‘tek Çin’ prensibini ortadan kaldırmak için uğraş vermektedir… ABD, kendine en büyük ticari rakip olarak gördüğü Çin’i çevreleyebilmek için Tayvan’ı kullanmaktadır… Aynen, siyasi düşman olarak gördüğü Rusya’yı çevreleyebilmek için Ukrayna’yı kullandığı gibi.

Ancak bu kez durum daha da vahimdir… Adanın ‘demokrasisini’ korumaktan bahseden Biden, çok daha tehlikeli oyunlar planladığını göstermektedir. Ondan fazla Asya-pasifik ülkesini “ekonomik blok” çatısı altında Çin’e karşı toplayarak ABD’nin bölgedeki nüfuzunu arttırmaya çalışmaktadır.

Dünyanın yakın tarihine baktığımızda, ABD bir ülke için ne zaman ‘demokrasi’ lafını telaffuz etmişse, arkasından o ülkenin haritadan silinmesine kadar giden bir süreç başlamıştır…  

Günün Sözü

Emperyalizm savaşa yol açar. Ne var ki, savaşta hiçbir şeyi kesin olarak çözemez.

Leo Huberman