İlki Atatürk
Hava Limanı’nda geçtiğimiz yıl düzenlenen; Havacılık, Uzay ve Teknoloji
Festivali TEKNOFEST, halkımız tarafından büyük ilgi görmüştü... Toplamda 600
bine yakın ziyaretçinin akınına uğramıştı dünyanın en büyük havacılık, uzay ve
teknoloji festivali...
Türkiye’nin teknoloji üreten bir
topluma dönüşmesini hedefleyen ve “Milli Teknoloji Hamlesi” sloganı ile yola
çıkan TEKNOFEST, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi yürütücülüğünde Türkiye’nin önde gelen
teknoloji şirketleri, kamu kuruluşları ve üniversitelerin destekleriyle hayat
buluyor...
Bu yıl 17-22
Eylül tarihleri arasında ikincisi düzenlenen festival, geçtiğimiz yılın iki
katı ilgi gördü... Nefes kesen çeşitli yarışmaların ve gösterilerin yer aldığı;
yıllar boyu milyonlarca yolcunun dış dünyaya gidiş-gelişine mekan olmuş emektar
havalimanı; 2 yıldır Atatürk’ün torunlarının nelere muktedir olabileceğinin
tanıklığını yapıyor...
Atatürk Hava Limanı, tam da adına
yaraşır; Atatürk’ün evlatlarının üstün gayret ve çalışmaları sonucunda ortaya
çıkan teknolojik ürünlerin sergilenmesine ev sahipliği yaparak önümüzdeki dönem
Atatürk Türkiye’sinin varacağı hedefi tüm dünyaya gösteriyor...
Türkiye, her
yıl milyarlarca doları dış ülkelerden ithal ettiği arabalara; onların yedek
parçalarına ve onları çalıştıracak petrole harcamaktadır... Yüzde yüz milli
araba üretimi 1960 yılında 3 adet Devrim’le denenmiş olmasına rağmen, ne yazık
ki bir türlü seri üretime geçilememiş; sonraki yıllarda ise bu yöndeki
girişimler, büyük şirketlerimizin kısa yoldan kar etme sevdası yüzünden rafa
kaldırılmıştır...
TEKNOFEST bu yönü ile
girişimcilerimize moral olmuş, onları motive etmiştir... Nitekim Türkiye’deki
önemli kurum, firma ve üniversitelerin destekleri ile üretilip sergilenen milli
ve yerli araçlar; çok kısa bir süre sonra Türkiye’nin de dünya otomotiv
sektöründe söz sahibi olacağını işaret etmiştir...
Özellikle
elektrikle çalışan araba konusunda; tamamen Türk mühendislerin geliştirdiği
teknoloji ile, bu alandaki dünya devlerine ‘biz de varız’ mesajı verilmesi
oldukça sevindiricidir... Akü haricindeki tüm aksamların tamamen yerli olarak
imal edildiği prototip aracın; önümüzdeki birkaç yıl içerisinde akü dahil
tamamen yerli olarak üretileceği müjdesi ise daha büyük bir sevinç kaynağı
olmuştur...
Petrol bakımından talihsiz bir konumda
olan ülkemizde farklı enerji kaynakları ile çalışabilen araba teknolojisinde
hatırı sayılır başarı elde edilmiştir... Hidrojenle çalışan araba denemesi,
bunun için gösterilebilecek en güzel örnektir...
Hidrojen
evrende en çok bulunan bir elementtir... Bileşik haldedir ve tüm maddelerin
yüzde seksenini oluşturur... En çok da suda bulunur... 2 hidrojen atomu ile 1
oksijen atomunun birleşmesi ile oluşur bildiğimiz su, yani H2O...
1500’lü yıllarda keşfedilmiş olan
hidrojenin, 1700’lü yıllarda yanabilme özelliği farkedilmiştir... Çevreye zarar
vermeyen, temiz ve sonsuz bir enerji kaynağıdır... Bilinen tüm yakıtlar
içerisinde birim kütle başına en yüksek enerjiyi verir... 1 kilogram hidrojen,
2 kilogram doğalgazın veya 3 kilogram petrolün verdiği enerjiye denktir...
Elde edilmesi
kolay olmasına rağmen; ancak -253 santigratte sıvılaşabildiği için depolanması
oldukça zordur... Bilim adamları bunu basitleştirebilmek için çalışıyorlar
yıllardır...
TEKNOFEST’te hidrojenle çalışan bir de
araba imal etmiş üniversite öğrencileri... Elektrikle çalışan bir araba...
Farkı; elektriği hidrojenden üretiyor olmaları... Bugünün teknolojik
koşullarında ekonomik bir yöntem olmayabilir ancak yarının en büyük enerji
kaynağının hidrojen olacağı aşikardır...
Bravo
gençlere... Çalışmalarına yılmadan devam ederlerse eminim birkaç yıl içerisinde
hidrojenle çalışan araba teknolojisinde büyük ilerleme kaydedip, seri üretim
aşamasına gelinebilecek... Kim bilir; o zaman belki de Türkiye, dünyadaki en
büyük araba ihracatçısı olacaktır...
Günün Sözü
Sürekli değişen dünyamızda, en güçlü ve kalıcı markalar kalpler tarafından üretilmiştir. Onlar gerçek ve sürdürülebilirdirler. Temelleri daha sağlamdır çünkü bir reklam kampanyası ile değil, insan ruhunun gücü ile yapılmıştır. Uzun ömürlü firmalar, özgün olanlardır.
Starbucks’ın kurucusu ve Ceo’su Howard Schultz’un sözleri bunlar...