Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz Haziran sonunda Madrid’te yer alan NATO Liderler Zirvesi arifesinde “The Economist” dergisi, bir karikatür ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’yi konu alan bir de analiz yayınlamıştı.
Tekerleklerinde NATO amblemi olan, fitili ateşlenmiş, hızla yokuş aşağı giden, kocaman bir Osmanlı topunun üzerinde, ‘hücum’ emri veriyor gibi sağ eli havada, Cumhurbaşkanı Erdoğan karikatürize edilmiş, alt tarafında ise şunlar yazılmıştı: “Türkiye NATO’ya değerinden daha fazla problem mi çıkarıyor?”
Erdoğan’ın NATO için “bir baş ağrısı” olduğu vurgulanan analizde, Türkiye’nin Rusya’ya karşı yapılması gereken yaptırımlara karşı çıkarak; Gazprom dahil Avrupa’daki merkezlerini kapatan düzinelerce Rus şirketine kapılarını açtığı anlatılıyordu.
Türkiye’nin, bir taraftan Ukrayna’ya SİHA satarken, diğer taraftan da İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine karşı çıkarak, ittifak içerisindeki konumuna zarar verdiği vurgulanıyordu.
1843 Yılında kurulduğundan bu yana kesintisiz olarak her hafta yayınlanıyor Londra merkezli “The Economist” dergisi. Yarısı ABD ve Kanada’da olmak üzere, haftada bir milyon adet satan dergi; başta güncel konular olmak üzere; ağırlıklı olarak politika, iş dünyası, teknoloji ve kültür konularını işliyor.
Dünyayı yöneten birkaç aileden biri olan Rothschild hanedanının sahibi olduğu dergi; özellikle her yılsonunda, yeni yılda neler olacağına dair kehanetleriyle gündem oluyor… Derginin milyonlarca takipçisi, bu kehanetlerin en azından bir bölümünün gerçekleşeceğine inanıyor… Aslına bakarsanız, yeni yıl sayısındaki kapakta özetlenen bu kehanetler, küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda tasarlanmış planların ipuçlarından başka bir şey değildir.
Zaten küresel sermayenin sahibi olduğu bir medya organından, patron çıkarlarını savunmayacak bir yayın politikası takip etmesini beklemek biraz saflık olurdu. Kendilerinin her gün tonlarca silah gönderdikleri Ukrayna’ya, Türkiye’nin SİHA satmasından ne kadar rahatsız olduklarını ima ediyorlar.
İş bu kadarla bitmiyor tabii ki: Türkiye’nin emperyalizme kafa tutmasını; sinsice planlanmış oyunlarını bozan güçlü bir ülke haline gelmiş olmasını; bölgede söz sahibi olmasını ve savunma sanayiinde hızla yükselerek durdurulamayacak bir ivmeye ulaşmasının ‘tek sorumlusunun’ Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu çok açık ve çirkin ifadelerle anlatıyorlar.
Seçim arifesine girdiğimiz bu dönemde; bu çirkin anlatımlar, artık çirkin saldırılara dönüşmeye başlamış… Geçtiğimiz haftalarda eski Pentagon yetkilisi, bugünün Think Tank’çısı Michael Rubin’in çirkeflikleri; daha birkaç gün önce ‘Çoklu Masadan’ bir Parti Başkanının hazımsızlık kusan sözleri ve hemen arkasından da “The Economist” dergisinin yeni bir saçmalık yumurtlaması, düşündürücü ama beklenen saldırılardı… Peki, daha geçtiğimiz gün, İsveç’in Türkiye Büyükelçiliği binası önünde polislerin himayesi altında Danimarkalı aşırı sağcı küstah bir politikacının Kuran-ı Kerim’i yakmasına ne dersiniz?
Son sayısında yine Türkiye ve Erdoğan’ı konu etmiş “The Economist…” Türk bayrağını koymuş kapağına… Hilalin iç kenarlarına da Erdoğan’ın silüetini yerleştirmiş. Kapağın üst kısmına ise “Türkiye’de Belirginleşen Diktatörlük” diye yazarak “Erdoğan İmparatorluğu İle İlgili Özel Bir Rapor” başlığı altında kusmuş içindeki kin ve nefreti…
İngiltere gibi ‘demokrasinin beşiği’ sayılan bir ülkede çıkan bir dergide “Türkiye felaketin eşiğinde” yönündeki sözler ilk değildir tabii ki... Ayni dergi, 2017 referandumunda da buna benzer bir saldırıda bulunarak, yeni parlamenter sistemin onaylanmaması için elinden geleni yapmıştı. Seçim yaklaştıkça bu tür saldırıların dozu daha da arttırılacaktır muhakkak.
Öte yandan “Washington Post” gazetesinde yayınlanan bir yazıda, Türkiye’deki 2023 seçimlerinin çok kritik olduğu vurgulanmış. “Bu seçimlerle birlikte önümüzdeki yıllarda Asya’nın, Ortadoğu’nun, Balkanlar’ın ve Afrika’nın kaderi çizilecek” iddiasıyla “Türkiye buralarda çok önemli adımlar atıyor ve bu gelişmelerin yakından takip edilmesi gereklidir” deniliyor.
Küresel sermaye ile emperyalizmin yayın organı “The Economist” ve diğerleri, dünya siyasetini yönlendirmeye çalışıyor. Küresel güç değişimlerinin yaşandığı bir dönemdeyiz çünkü. Türkiye’nin bu gücü ele geçirebilecek bir kapasiteye doğru hızla ilerliyor olması onları korkutmaktadır.
Dedikleri doğrudur, bu seçimler dünya dengelerini allak bullak edecektir. Dünya siyasetini yeniden şekillendirerek, bu yeni düzen içerisinde Türkiye önemli bir yer alacaktır. İşte bundan korkuluyor… Şurası bir gerçek ki; bu saldırı sadece Erdoğan’a değil, Türk Milletinedir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, bu seçimlerden Türkiye güçlenerek çıkacaktır.
Günün Sözü
Uygarlık yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için yegane gelişme ve ilerleme yolu budur.
Mustafa Kemal ATATÜRK