İlan

Topal Ördek - ADEM AKÖL

Topal Ördek

ADEM AKÖL

Topal Ördek benzetmesi nereden çıktı bilemiyorum ama “Topal Ördek” ifadesi bugün iktisat alanında ve siyasette sıkça kullanılan bir deyimdir… İktisatçılar arz ve talebi, ördeğin iki ayağı kabul ederek; iki ayak arasında ortaya çıkan uyumsuzluğu topal ördek diye isimlendirirler… Topal ördek sendromu, gelir dağılımı bozuk ekonomilerin korkulu rüyasıdır… Gelir dağılımı bozuk ekonomiler, büyümeyi ve istihdamı sağlamak için sürekli alt gelir grubunu fonlamak zorunda kalırlar çünkü.

Siyasetteki kullanımı ise biraz farklıdır… Görev tanımında bir değişiklik olmamasına rağmen, destek kaybeden siyasetçilerin; geriye kalan sınırlı görev süresinde alacağı kararlarda ve diğer siyasetçiler üzerinde daha az etkiye sahip olma durumudur.

Başkanlık sistemiyle yönetilen Amerika Birleşik Devletleri’nde, Başkan ile Kongre’nin çoğunluğunun aynı partiden olmaması durumunda, başkanın iktidarsızlığını tanımlamak için de kullanılır “Topal Ördek” kavramı.

ABD tarihinin en güçlü başkanlarından olan Barack Obama; 2014-2016 yılları arasında Kongre’yi Cumhuriyetçilere kaptırarak, son 2 yılını “Topal Ördek” olarak geçirmişti… Geçmiş başkanlardan Bill Clinton’un ilk 2 yılı ve George Bush’un son 2 yılı da “Topal Ördek” misaliydi.

ABD Kongresini teşkil eden 435 sandalyeli Temsilciler Meclisinin tamamı, 100 sandalyeli Senatonun ise üçte biri her 2 yılda bir yenileniyor… ABD başkanları göreve gelirken ve görev süresinin tam ortasında yapılan genel seçimlerde, partisinin Temsilciler Meclisi veya Senatoda yahut da her ikisinde de azınlığa düşmesi durumunda “Topal Ördek” olmaktan kurtulamazlar.

Önümüzdeki Salı günü, işte öyle bir seçim var ABD’de… Demokratların, dolayısıyla Joe Biden’ın sınav günü yani… Yapılan kamuoyu yoklamalarında Demokratlarla Cumhuriyetçilerin adayları at başı gidiyor olmasına rağmen Joe Biden’ın aldığı yüzde 44’lük destek karşılığında, eski Başkan Donald Trump’a verilen destek ise yüzde 45 olarak gözüküyor.

Trump’ın Cumhuriyetçi adaylar üzerindeki etkisi o kadar büyük ki, Başkanlığı Joe Biden’a devretmeden hemen önce yapılan görevden azledilmesi yönündeki oylamaya; Demokratlarla birlikte ‘evet’ diyen 10 vekilden 4’ünün emekliye ayrılmasını, 4’ünün de ön seçimleri kaybetmesini sağladı… Ancak 2’si ön seçim kazanabildi.

ABD, 1861 ile 1865 yılları arasında yaşadığı iç savaştan beri kendi içinde hiç bu kadar bölünmemişti…  8 Kasım seçimleri Demokratlar, yani Biden ismi altında toplanmış küreselciler ile Cumhuriyetçiler, yani Trump ismi altında toplanmış Ulusalcılar (Amerikan Milliyetçileri) arasında yaşanan güç mücadelesine dönüşmüş durumda.

Trump’ın şahsı üzerine yapılan baskılar; Biden’ın yardımcısı Kamala Harris’in ailesine yönelik saldırılar; son olarak da Biden’ın, seçimi “iyiler ve kötüler arasındaki mücadele” olarak değerlendirmesi, işin daha da kızışmasına neden oldu.

O kadar ki, ön seçimlerin başladığı günden itibaren, her iki parti taraftarı da akın akın sandığa koşuyor… Özellikle kadınların seçime büyük ilgi gösterdiği belirtiliyor… Böyle devam ederse, Amerikan tarihinde en fazla katılımın olduğu bir seçim yaşanacak.

Seçim kampanyalarına yatırılan paranın ise haddi hesabı yok… 2020 yılında yapılan başkanlık seçimleri sırasında harcanandan çok daha fazla para harcandığı ifade ediliyor… TV, radyo gibi geleneksel araçlara ve sosyal medya mecralarına reklam için verilen paranın 10 milyar doları aştığı hesap edilmiş.

Seçim anketleri sonucunda, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisinde çoğunluğu elde etmesi beklenirken, Senatoda da bu yöndeki bir sonucun çıkma ihtimali oldukça yüksek… İşte böyle bir durumda Başkan Joe Biden, görev süresinin dolacağı 2024 yılına kadar “Topal Ördek” olarak Kongreden hiçbir şey geçiremeyecek… Amerikan Başkanı olarak görevine devam edecek belki ama ipler, Cumhuriyetçilerin yani Trump’ın elinde olacak.

Peki, bu sonuç bizi ilgilendiriyor mu?

Tabii ki ilgilendiriyor… Yalnız bizi değil tüm dünyayı ilgilendiriyor…

Rusya-Ukrayna savaşını körükleyen İngiltere ile birlikte Amerika değil mi? Ne Avrupa halkları ne de Amerikan halkı artık bu savaşın daha fazla devam etmesini istemiyor…

Peki, “Topal Ördek” durumuna gelen Biden, hangi otoriteyi kullanarak savaşı sonlandıracak? Üstelik önceleri sürekli olarak Ukrayna’yı savaşa teşvik etmiş olan bu zihniyet artık Zelenski’nin bir oyuncağı haline gelmişken…

Öyle anlaşılıyor ki Zelenski’nin elinde şantaj olarak kullanmaya başladığı büyük kozlar var… Savaşın bitmesini artık o da istemiyor, savaş biterse kellesi gidecek çünkü… İstediği her şeyi hem ABD’den hem de AB’den rahatlıkla alabiliyor artık.

Peki, savaşın devamı halinde kim zarar görecek bundan? Bütün dünya halkları değil mi?

Günün Sözü

Başarı final değil, başarısızlık ise dünyanın sonu değil… Önemli olan, devam edebilecek cesarete sahip olmaktır.

Winston Churchill