George Friedman ismini hiç duydunuz mu bilmiyorum… Macaristan doğumlu, Yahudi asıllı, Amerikalı jeopolitik bir tahminci ve uluslararası ilişkiler stratejistidir George Friedman… Küresel olayların gidişatını analiz eden ve çevrimiçi bir yayın olan Geopolitical Futures’ın kurucusu ve başkanıdır.
Yayınlanmış 9 tane önemli kitabı vardır Friedman’ın… Ancak bunların içerisinde en önemlisi belki de 2009 yılında kaleme aldığı “Gelecek 100 Yıl” kitabıdır… Friedman bu kitabında 21. yüzyılın başlıca jeopolitik olaylarını ve eğilimlerini öngörmeye çalışıyor… Ayrıca bu dönemde gerçekleşebilecek teknoloji ve kültür değişiklikleri üzerine spekülasyon yapıyor.
“Gelecek 100 Yıl” kitabında Türkiye’ye de geniş yer veriyor Friedman… Aynen şunu diyor: “2020 ve 2030'larda Avrasya'da üç ana güç ortaya çıkacak: Türkiye, Polonya ve Japonya. Başlangıçta ABD tarafından desteklenen Türkiye, nüfuz alanını genişletecek ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde olduğu gibi bölgesel bir güç haline gelecektir. Türk nüfuz alanı, eski Osmanlı toprakları ve kuzeyde Rusya ve diğer eski Sovyetler Birliği ülkelerine, giderek parçalanmış Arap dünyasına uzanacaktır. İsrail güçlü bir ulus olmaya devam edecek ve yakın çevredeki Türk nüfuz alanının dışında kalacak tek ülke olacaktır. Ama İsrail, Türkiye'nin askeri ve siyasi gücü nedeniyle Türkiye ile barınmak zorunda kalacak.”
Önemli bir şey daha diyor Friedman: “Türkiye 2035’te bütün sistemlerin robotlarla yönetildiği, Avrupa’yı 1 günde alabilecek kadar güçlü bir donanmaya sahip olacak.”
Bilmem hatırlar mısınız? ABD’nin 42. Başkanı Bill Clinton “20. yüzyılın ilk yarısını Türkiye belirledi, 21. yüzyılın da ilk yarısını Türkiye’nin gidişatı belirleyecek” demişti.
İşkembeden atılan sözler değil bunlar…
Tarihçiler der ki: “Her 100 yılda bir, dünyadaki birçok ülkenin sınırları yeniden çizilir.” Hatta sadece sınırlar değişmez; güç dengeleri de değişir… Dünyayı yöneten güçler her defasında farklı ülkeler veya farklı isimler olur…
Geçtiğimiz 300 yıllık dünya tarihine bir bakalım: Birkaç yıllık yanılma payıyla 1720 ile 1820 tarihleri arasında dünya lideri Fransa değil miydi? Bugünkü ABD’nin doğusunda kalan topraklar; Kanada’nın tamamı; Afrika’nın kuzey-batısındaki topraklar; Karayipler; Hint Okyanusundaki Madagaskar adası; Orta Doğuda Suriye ve Lübnan, Fransa’nın sömürgesi değil miydiler?
1820 ile 1920 yılları arasında dünyayı sömüren en güçlü ekonomi Büyük Britanya değil miydi? Dünya nüfusunun dörtte biri, yüzölçümünün ise üçte biri Britanya İmparatorluğunun hakimiyeti altında değil miydi?
1920’den sonra SSCB ile birlikte ABD yönetmeye başlamadı mı dünyayı? Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991 yılından sonra, 2020 yılına kadar ABD bu görevi tek başına üstlense de, Trump ile başlayıp Biden ile devam eden süreçte, dünya liderliğine küresel sermaye oturmaya başlamadı mı? Boş yere mi bağırıyordu Trump “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Büyük Yapalım) diye…
Şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediklerine bir bakalım… “Bu yüzyıl Türkiye’nin yüzyılı olacak. Dünyada şartlar ne getiriyor ne götürüyor, Avrupa’da Amerika’da durum nedir görüyorsunuz. Türkiye bu sıkıntıları yaşamadı, yaşamıyor. Kuvvetli sanayinin yanı sıra turizm sektörü de etkili oldu. 2022 yılı küresel büyüme tahminleri hep aşağı doğru güncelleniyor. Ama buna rağmen Türkiye ekonomi modelimiz büyümenin devamını ispat ediyor. Bu kapsamda büyümenin yüzde 5 seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. 2022’de daha iyisi olacak.”
En son rakamlara göre yıllık 25 trilyon dolar geliri olan ABD’nin 31 trilyon borcu var. 3 Trilyon geliri olan Fransa ve İngiltere’nin 3,5 trilyon borçları var… ‘Gelişmiş’ diye bildiğimiz birçok ülkenin, gelirinden fazla borcu var yani… 675 milyar geliri olan Türkiye’nin ise sadece 230 milyar borcu var.
“Bu yüzyıl Türkiye’nin yüzyılı olacak” iddialı bir söz olarak algılanabilir, ama altı boş bir söz değil ki bu… Büyük bir devlet olabilmek için öncelikle çok iyi bir coğrafyaya sahip olmanız gerekmektedir ki bu Türkiye’de fazlasıyla var… Nüfusunuzun genç ve üretken olması lazım, bu da var… İyi bir devlet geleneği ve iyi bir geçmişiniz olması lazım ki bu da var… Biz büyük bir imparatorluk varisiyiz çünkü…
Akıllı ortaklıklar yapmanız gerekli; bunu da yapıyorsunuz… Dışa bağımlılığını gittikçe azaltan güçlü bir orduya sahipsiniz… Başınızda küresel politik güce sahip bir lideriniz var… Ve şu anki ekonomik gücünüz yeterli olmamasına rağmen, her geçen gün ibreler hep iyiye gidiyor…
O halde 21. yüzyılın “Türkiye yüzyılı” olmaması için bir sebep var mı? Kendi gücümüzü anlayalım artık… Evrensel bir kural vardır “neye odaklanırsan onu beslersin.”
Günün Sözü
Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!
Mustafa Kemal ATATÜRK