Türkiye’nin Eli Güçlendi - ADEM AKÖL

Türkiye’nin Eli Güçlendi

ADEM AKÖL

İskambil kartları hiç ilgimi çekmez ama sanırım “elin güçlenmesi” deyimi poker masalarından türemiş bir söz… Adamın elindeki kartlar pek işe yarayan türden değildir ama son çektiği kart öyle bir denk gelir ki oyunu alma şansı artmış olur. Bu gibi durumları “eli güçlendi” diye ifade ederler hep.

Potansiyel var, azim var, gayret var, çaba var, üretim var ancak herhangi bir nedenle bir türlü kendinizi kabul ettiremezsiniz karşı tarafa… Sonra olağanüstü bir şey olur, yakaladığınız o avantajla bir anda şansınız döner, aranan biri olursunuz. Bunu çoktan hak etmişsinizdir aslında…

Türkiye 14 ve 28 Mayıs öncesindeki özellikle son 20 yıl içerisinde, birçok kesimin ve birçok ülkenin kabul etmek istemediği veya görmezden geldiği, büyük gelişmeler kaydetmiştir. Bunları İçi boş ve abartılı gelişmeler olarak kabul ederek değerlendirmeyi, kendi çıkarları açısından daha uygun bulmuşlardır çünkü.

Ekonomideki tüm olumsuzluklara rağmen, ne zaman ki Recep Tayyip Erdoğan isminin konsolide ettiği ettiği inanılmaz bir etki ile Cumhur İttifakının başarısı 14 ve 28 Mayıs sonuçlarına göre tescillenir; işte o zaman, bir anda bir sihir gibi her şey değişmiş olur.

Sadece ekonomideki istikrarsızlık değildi problem; son anda yaşanan 6 Şubat depreminin yarattığı yıkım, on binlerce canın heba olması ve 100 milyar dolarlık mali kayıp, her şeyi alt-üst edebilirdi… Acı çeken insan, herkesi her şeyi suçlu olarak kabul ediyordu çünkü… Acı çeken insan, Tanrıya bile başkaldırabiliyordu…

Ama öyle olmadı… Meğer ne kadar zekiymiş Türk insanı; tıpkı Atatürk’ün dediği gibi “Türk insanı zekidir, Türk insanı çalışkandır”… Meğer en kötü anında bile mantık kullanmasını ne kadar iyi becerebiliyormuş Türk insanı…

“Ülkeler ilk defa telaşla Erdoğan’ı tebrik etme kuyruğuna girdiler” diyor AK Parti Sözcüsü İbrahim Kalın…

“NATO müttefikleri olarak; ikili meselelerde ve paylaşılan küresel zorluklarda, birlikte çalışmaya devam etmeyi dört gözle bekliyorum” diyor ABD Başkanı Joe Biden…

“Fransa ve Türkiye’nin üstesinden geleceği büyük sınamalar var. Başkan Erdoğan ile birlikte ilerlemeye devam edeceğiz” diyor Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron.

Aslına bakarsanız Rusya, Azerbaycan, Macaristan, Venezuela, Brezilya ve Katar gibi ülkeler Erdoğan’ın kazanmasını çok istiyordu… Hatta Macaristan Başbakanı Viktor Orban; “Erdoğan’ı sadece desteklemekle kalmayıp özellikle çok dua ettim. Eğer kazanmasaydı, bu bir trajedi olurdu” diyerek ifade ediyordu samimi duygularını.

ABD, Almanya ve Fransa gibi ülkeler ise Erdoğan’ın kazanmasını asla istemiyordu… Nitekim muhalefetle çalışacağını ifşa eden Biden “Batı size adil davranmıyor” derken bile Erdoğan’a karşı beslediği öfkeyi gizleyemiyordu.

İngiltere, Yunanistan, İran ve İsrail gibi ülkeler ise Erdoğan’a karşı tepki ifade edip, içten içe kazanmasını isteyenler arasındaydı… Nitekim Türkiye’den bir hafta sonra seçime giden Yunanistan’da, Miçotakis’in sol kanadın iki misline varan oy toplamasında, Erdoğan endişesinin büyük payı olmuştur.

Eski ABD Başkanı Donald Trump’tan İngiltere Başbakanı Rishi Sunak’a, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’dan İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a, Venezuela Devlet Başkanı Nicola Maduro’dan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’a kadar yüzlerce devlet adamı samimi tebriklerini gönderdi Erdoğan’a.

Hatta Venezuela lideri dünyanın öteki ucundan kalkıp Beştepe’deki törenlere bile geldi… Ermenistan lideri Paşinyan dahi, kendisine Dağlık Karabağ savaşını kaybettiren Erdoğan’ın davetine icabet etmek zorunda kaldı.

Amerika’dan tutun da Ruanda’ya kadar, dünya ülkelerinin birçoğunun bir şekilde Türkiye’den beklentileri var…

Bundan sonra, başta ABD olmak üzere hiçbir ülke artık Türkiye’yi yabancılaştıramayacak… Seçimlerden sonra elimiz çok güçlendi çünkü.

Dünya 20 yıldır Türkiye’nin ürettiği devasa potansiyelin farkına vardı artık… Bu potansiyelin kinetiğe dönüşmesi an meselesi…



Günün Sözü

Güçlü kişi, inandığı yolda etrafa rağmen yürüyebilendir.