Arap
Yarımadası’nın güneyinde Suudi Arabistan ile Umman’a komşu, Kızıl Deniz, Aden
Körfezi ve Arap Denizi’ne açılan kıyılara sahip 27 milyon nüfuslu bir ülkedir
Yemen. İç savaş tohumlarının 2004 yılında atıldığı, 2015 yılından bu yana da
sivillerin tepesine sürekli olarak bomba yağdırılan fakir ve çaresiz bir
ülkedir Yemen.
Bugün, 27 milyonluk Yemen’in 22 milyonu
açlık sınırında; 4 milyonu akut beslenme yetersizliğinden muzdarip; 15
milyon’u, temiz su bulamıyor... Kolera salgını kırıp geçiriyor ülkeyi... Daha
ziyade kadın ve çocuklar zarar görüyor süregelen iç savaştan... Her 10 dakikada
1 çocuk, açlık ve hastalık yüzünden ölüyor... 1 milyon civarında kolera vakası
tesbit edilmiş... Covid-19, ne ki onlar için..? 15 milyon insan sağlık hizmeti
alamıyor... Sağlık tesislerinin yarıdan fazlası devre dışı çünkü... Devrede
olanlarda ise ilaç yok...
60 bin kişinin
öldürüldüğü Yemen’deki iç savaş; İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap
Emirlikleri arasında bir güç gösterisine dönüştü 2015 yılından bu yana...
Olayın perde gerisindeki aktörleri ise ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti...
Ülkenin kuzeyine nüfusun yüzde 30’unu
oluşturan ve şiiliğin bir kolu sayılan Husi Araplar egemen olmuş bin yıl
boyunca... Osmanlı yönetiminde 4 yüz yıl kaldıktan sonra 1918 yılında kuzeyde kendi
krallıklarını kurar Husiler... Güney Yemen ise İngiliz’lerin idaresine geçer...
1967 yılında İngilizler gittikten sonra, güneyde Marksist-Leninist bir yönetim
kurulsa da Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile kuzey ve güney birleşerek Yemen
Cumhuriyeti’ni oluştururlar.
Ancak Husiler
rahat durmaz... İran’ın kışkırtması ve desteği ile 2004 yılında ayaklanıp bir
iç savaşın başlamasına neden olurlar... 2010 yılında ateş-kes sağlansa da 2011
yılında tekrar ayaklanıp başkent Sana’ya doğru yürüyüşe geçerler... Amaçları,
dünya petrol taşımacılığının yarısının geçiş yaptığı Bab-ül Mendep Boğazı’nı
ele geçirmektir... 2015 yılında Suudi Arabistan (SA) ve Birleşik Arap
Emirlikleri’nin (BAE) Sana hükümetine destek vermeleri ile kızışan iç savaş, kısa
sürede halkı perişan eder.
Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru BAE,
Yemen’in güneyindeki Aden şehrini merkez kabul ederek, ayrı bir devlet kurma
girişimi başlatır... Buna yönelik olarak da güneyde kurulmuş olan Güney Geçiş
Konseyi’ni (GGK) destekleyerek geçtiğimiz 26 Nisan’da güney bölgelerinde
özerklik ilan ettirir... daha sonra 20 Haziran’da, Yemen’e bağlı stratejik
konumdaki Skotra adasında bir darbe gerçekleştirir.
Skotra adası,
yemen’in 350 kilometre güneyindeki takımadalarının en büyüğü... KKTC’den az
büyük bir ada... Üzerinde 45 bin kişi yaşıyor... UNESCO’nun dünya mirası
listesinde ve koruma altında... Çünkü biyolojik çeşitlilik bakımından dünyanın
en önemli birkaç adasından biri... 300 bitki, 113 böcek, 24 sürüngen ve 6 kuş
türü sadece bu adada yaşıyor... O kadar farklı bir ada ki; Hz. Adem’in yasak
elmaya ulaştığı Aden bahçesinin bu ada olduğu iddia edilir.
Skotra adasının BAE tarafından işgal
edilmesiyle Yemen Cumhuriyeti 3 parçaya bölünme tehlikesi ile karşı karşıya
kalmış oluyor... İran tarafından
desteklenen Husiler’in hakimiyetindeki Kuzey Yemen; SA tarafından desteklenen
Abdurrabu Mansur Hadi’nin lideri olduğu meşru yönetimin hakimiyetindeki Orta
Yemen ve BAE’nin desteklediği GGK hakimiyetindeki Güney Yemen.
Mansur Hadi’nin
liderliğindeki meşru hükümetin Suudi Arabistan tarafından destekleniyor
olmasına rağmen, Mansur Hadi’nin bağlı olduğu Islah Partisi’nin Türkiye için
büyük önemi vardır... Yemen’le 400 yıllık bağımızdan yola çıkarak; Libya’da
olduğu gibi, burada da meşru hükümete el verebilecek miyiz bilemiyorum ancak,
artık birilerinin Yemen’deki bu gidişata dur deme zamanının geldiği kesin.
Günün Sözü
Cesaret kaslarımız gibidir, kullandıkça güçlenir.
Amerikan film yıldızı ve senarist Ruth Gordon: Hayatımızın her alanında amacımıza ulaşabilmek, cesaretli adımların atılmasıyla mümkündür. Ulaşılan her hedefin sonrasında, daha büyük hedefler için, gerekli olan cesaret oluşur.