Türkmenistan, Hazar Denizi’nin doğu kıyısında Türkiye’nin yarısından biraz daha büyük toprağa sahip, sadece 6 milyon insanın yaşadığı bir Türk devletidir… Kazakistan, Özbekistan, Afganistan ve İran ile karadan komşudur. Hazar Denizinin tam karşı kıyısında ise Azerbaycan yer alır.
Doğal gaz rezervleri bakımından zengin bir denizdir Hazar… Onu çevreleyen 5 devlet; Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran ve Azerbaycan, bu zenginlikten büyük oranda nasiplenmektedirler.
Hazar Denizindeki petrol ve doğal gaz rezervleri keşfedildikten sonra kıyıdaş ülkeler arasında başlayan ihtilaf; 20 yıllık bir müzakere sürecinden sonra 2018 yılında “Hazar Anlaşması” ile tatlıya bağlanarak, burada çıkarılan petrol ve doğal gaz; dünya enerji piyasasında önemli bir seviyeye yükselmiştir.
Türkmenistan’ın büyük oranda Hazar bölgesinde tespit edilen petrol rezervleri toplamda 11 milyar tona ulaşırken, doğal gaz rezervleri de 16 trilyon m3’e yaklaşmıştır. Ancak altyapı eksikliği ve kısıtlı ihracat gücü nedeniyle uluslararası enerji pazarında önemli bir oyuncu değildir.
Halbuki Türkmenistan; Rusya, İran ve Katar’dan sonra dünyada en büyük 4. doğal gaz rezervine sahip ülkedir. Çin Halk Cumhuriyeti Türkmen gazının en büyük alıcısıdır… Türkmenistan ise Çin’in en büyük üçüncü doğal gaz tedarikçisidir.
Türkmenistan’ın Hazar kıyısındaki şirin turizm kenti Avaza, tarihi bir zirveye tanıklık etti Geçtiğimiz 12 Aralık günü… Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katıldığı “Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan Devlet Başkanları Birinci Zirvesi” yapıldı Avaza Kongre Merkezinde.
“Ticari ve Ekonomik İşbirliği” , “Bilim, Eğitim ve Kültür İşbirliği” , “Gümrük Prosedürlerine İlişkin Ortak İstişare Komisyonu Kurulması” , “Enerji Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesi” , “Ulaştırma Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesi” başlıkları altında 5 önemli anlaşmaya imza koydu taraflar.
5 Anlaşmaya ilave olarak üç ülke arasında yapılan bir mutabakat daha vardır ki bu, Türkiye’ye stratejik açıdan diğerlerinden çok daha fazla bir önem yükleyecektir.
Rus gazını Avrupa’ya taşıyan Kuzey Akım boru hattının devre dışı kalmasıyla, Türkiye üzerinden geçen “Orta Koridor” yolunun önemi kat kat artmış bulunmaktadır. Halen faaliyette olan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Azerbaycan’dan başlayıp Avrupa’ya kadar giden Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) bu koridorun bel kemiğini oluşturmaktadır.
Türkmen gazı da, Hazar Denizi’ne döşenecek borularla Azerbaycan’dan geçerek, Zengezur Koridorundan Nahcivan’a, oradan da Türkiye’ye girerek rahatlıkla TANAP’a verilebilir. İşte Avaza zirvesinde imzalanan 5 anlaşmaya ilave olarak mutabık kalınan tarihi karar budur.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in geçtiğimiz aylarda “Türkiye’yi gaz merkezi yapalım” önerisinin ardından, geçtiğimiz günlerde de Türkiye’de bir doğal gaz merkezi kurulabileceğini yineleyerek “gazın fiyatı Türkiye’de belirlenecek” diyerek iddialı ama ayakları yere basan bir ifadede bulundu.
Putin, Rus gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımayı planladığı bir dönemde, Türkmen gazının da Avrupa’ya ulaştırılması düşüncesine karşı çıkmayacaktır. Buna karşı çıkacak sadece ABD ve Çin olacaktır…
Amerika, kendinin de el altından Rus petrolü alıyor olmasına rağmen, Rus gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya akmasından hiç hoşlanmayacaktır… Amerika’nın amacı; bir taraftan Rusya’yı gelir kapılarını kapatarak çökertmek, diğer taraftan da Avrupa’yı süründürerek kendine bağımlı kılmaktır.
Çin ise doğal gaz ihtiyacının büyük bir kısmını Türkmenistan’dan ucuza tedarik ediyorken, bu gaza Avrupa pazarının da açılacak olması muhakkak fiyatı yükseltecektir ve bundan hiç hoşlanmayacaktır. Nitekim son zamanlarda Çin Lideri Xi Jinping’in “Güney Koridorunu” canlandırmak için Ortadoğu’da dolaşırken Türkiye aleyhine sarf ettiği laflar, hiç de yabana atılacak cinsten değildir.
Görünürde olan zorluklara rağmen, 1996 Yılında başlayan 26 yıllık Türkmen gazı hayali artık gerçek oluyor… 1996, 2006 ve 2011 yıllarında Türkmen gazını Avrupa’ya aktarmak için ilgili devletler tarafından yapılan mutabakatlar; Rusya ile ABD’nin engellemeleri ve Hazar Denizindeki anlaşmazlıklar yüzünden tam 3 kez rafa kaldırılmıştı...
Ancak 2018 yılında imzalanan “Hazar Anlaşması” ve Rusya’nın “Kuzey Akım” hattının işlevselliğini kaybetmiş olması, Türkmen gazının Avrupa’ya taşınmasının önünü açmıştır… İnşa edilecek boru hattı üzerinden, ileriki yıllarda Kazakistan ve Özbekistan gazı da Avrupa ülkelerine rahatlıkla iletilebilecektir.
Öte yandan Tuz Gölü altında yapımı devam eden gaz depolama tesislerinin yanı sıra, geçtiğimiz gün kapasite artırım projesi ile açılışı yapılan Silivri Yeraltı Depolama Tesisleri kapsamında; kıyıdan 3 kilometre açıkta oluşturulan Avrupa’nın denizdeki en büyük depolama tesislerini de hesaba kattığımızda, Putin’in dediği gibi Türkiye rahatlıkla bir gaz merkezi olabilecektir.
Türkiye bunun için hazırdır… Bu proje sayesinde Türkiye bir taraftan üretimde yer alırken, diğer taraftan sevkiyattan gelir elde edecek, dahası diplomatik alanda gücünü arttıracaktır…
Günün Sözü
Kendi gücünden şüphe edersen, şüphene güç katarsın.
Leo Buscaglia