Tutsak Yunanistan - ADEM AKÖL

Tutsak Yunanistan

ADEM AKÖL

Uluslararası İlişkiler Bilimi uzmanları hep; “emperyalizm, planını 30 yıllık 50 yıllık yapar” der de pek itibar etmeyiz bu söze… Halbuki, tıpkı satranç gibi uzun soluklu bir kurgu tasarlayıp, piyonlarını bu doğrultuda sinsice hareket ettirerek sonunda ‘şah-mat’a getirir oyunu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) daha 1990 yılında Yunanistan ile “Savunma İşbirliği Anlaşması” imzaladığı zaman, hiç kimsenin aklına 30 yıl sonrasının hedeflendiği gelmemişti… Hiç kimse, NATO üyesi 2 ülkenin buna gerek duyma sebebini sorgulama ihtiyacı dahi hissetmemişti.

Ama emperyalizm, planlarını uzun vadeli yapmasının yanı sıra; her zaman bir B-planı, bir C-planı, hatta bir D-planı da hazırlar… Yunanistan’la imzalanan “Savunma İşbirliği Anlaşması” ABD’nin B-planının bir parçası idi belki de…

A-planı, “Türkiye’ye istediklerini yaptırma” olarak tasarlanmışken, direnişle karşılaşılması durumunda ise B-planlarını devreye sokacaklardı… Nitekim son yıllarda, Türkiye’nin savunma sanayiinde attığı hızlı ama emin adımlar; ona özgüven ve güç kazandırırken; onu emperyalizmin güdümünden sıyrılma politikasını devreye sokma aşamasına getirdi.

İşte tam da bu noktada 32 yıl önce hazırlanmış olan B-planı için düğmeye basıldı… 1990 Yılında temeli atılan “Savunma İşbirliği Anlaşması” pekiştirilerek 5 yıllığına yenilendi… Hem de 5 yılın sonunda otomatik olarak uzayabilecek şekilde, anlaşmaya süresiz boyut kazandıran ilginç bir sistem geliştirilerek.

Hemen ardından batılı ülkeler, Gayri Safi Milli Hasılasının 3 katı borçla ayakta duran Yunanistan’a silah satma yarışına girerken; Amerika da yerden bitercesine askeri üslerle donatmaya başladı ülkeyi…

Yunanistan’ın kuzey doğusunda Türkiye sınırından sadece 30 kilometre mesafede Dedeağaç’tan başlayarak, güneyde Girit adasına kadar; sadece bilinen sayısıyla 9 önemli askeri üs devreye soktu bir anda…

Hem de öyle böyle üsler değil bunlar… Dedeağaç’a namluları doğuya bakan, tam tamına 1000 (bin) tank konuşlandırdı… Girit adası ise, F15 ve F35’lerin ağırlığından neredeyse batmak üzere.

Bir taraftan bu üslere güvenerek, diğer taraftan da geçtiğimiz yıla göre savunma bütçesini yüzde 50 artırarak cesaret toplayan Yunanistan; ABD’nin talimatları doğrultusunda Türkiye’ye kafa tutmaya başlar.

Özellikle Rusya-Ukrayna savaşındaki kararlı tutumu sayesinde, önem ve gücünün çok daha iyi anlaşıldığı bir ülkeye, kafa tutuştur bu…

Özellikle Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik başvurusunu, net olarak veto edeceğini söyleyen bir ülkeye, kafa tutuştur bu…

Özellikle terör unsurlarını temizlemek için Suriye’nin kuzeyine yeni bir operasyon yapacağını açıklayan bir ülkeye, kafa tutuştur bu.

Anlayacağınız, B-planı tıkır tıkır çalıştırılıyor… Amaç, Türkiye’yi hem batıdan hem de güney doğudan sıkıştırarak dizlerinin üzerine çökmesini sağlamak… “Kimle dans ettikleri” umurlarında bile değil…

Adam 2 ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İstanbul’da ağırlanacak, boğazın ihtişamı karşısında mest olacak; “üçüncü ülkeleri araya katmadan sorunlarımızı çözelim” teklifine “evet” diyecek; sonra da ABD Kongresinde alkışlarla coşarak Türkiye aleyhinde söylemediğini bırakmayacak…

“Benim için Miçotakis diye biri yok” sözü, hafif bile kalmıyor mu?

Hem Türkiye’nin zor döneminden faydalanarak dibindeki adalara el koyacak; hem 1923 Lozan ve 1947 Paris anlaşmalarında “silahsızlık” şartını hiçe sayacak, hem de sık sık oralara gidip tahrik içerikli gösterilerde bulunacaksın…

Hem Ege kıyılarından taş yağmuruna tutulabilecek mesafedeki Keçi Adasına giderek, eteklerine boyattırdığın dev Yunan bayrağını tahrik unsuru olarak kullanacaksın; hem de Yunan karasuları sınırını Türkiye’nin kıyılarına temas edecek şekilde çizdirdiğin haritaları 16 Büyükelçine göndererek Türkiye aleyhine propaganda yapmaları için talimat vereceksin.

Ateşle oynuyorsun Miçotakis… İpler senin elinde değil artık, “Baydınopulos’a” kaptırdığının nasıl farkında olamazsın? Ama sen de haklısın! Kendi parlamentonda sorunlar yaşarken, alkış sesini bile unutmuşken; ABD Kongresinde 45 dakikalık hitabın süresince 35 defa, dakikalarca hem de ayakta alkışlanman çok hoşuna gitti değil mi?

Ama sadece senin değil, kendi halkının hoşuna gideceği şeyler yapman; hem sana hem de ülkene daha çok şey kazandırmayacak mıydı? Ülkenin, onu içine sürüklediğin bu emperyalizm tutsaklığından nasıl kurtulabileceğini hiç düşündün mü? Ne emperyalizm tutsaklığından, ne de halkının yakana yapışmasından imkanı yok, kurtulamazsın artık.

Günün Sözü

Sadece özgür insanlar pazarlık edebilir. Bir tutsak sözleşme yapamaz.

Nelson Mandela