14 Aralık 1950’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Meclisi tarafından, 2. Dünya Savaşı sonrası hızla artan mültecilerin haklarını ve refahını savunmak için “Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, BMMYK” İngilizce adıyla “United Nations High Commissioner for Refugees, UNHCR” kurulmuştur.
Örgüt, mültecileri korumak amacıyla yapılan uluslararası hareketleri düzenlemek, onlara liderlik etmek ve dünya çapındaki mülteci sorunlarını çözmekle yetkilendirilmiştir… Göç etme zorunda kalan insanların sığınma talebi ve diğer bir devlette gönüllü geri dönüş, yerel bütünleşme ve üçüncü ülkeye yerleştirilme seçenekleri ile güvenli bir şekilde barınma haklarını garantilemek için mücadele eder.
Geçtiğimiz ay BMMYK, mülteciler ile ilgili yayınladığı raporda ürkütücü rakamlara yer verdi… 2020 yılı sonu itibarı ile dünya genelinde göç etmeye zorlanmış insan sayısı 82,4 milyona ulaşmış… Bu rakamın 2011 yılında 40 milyon civarında olduğunu hatırlarsak, sadece 10 yılda göçe zorlanan insan sayısının ikiye katlandığını görebiliriz.
Bugüne kadar evini terk etmek zorunda bırakılan 82,4 milyon insanın sadece 26,4 milyonu mülteci haklarından yararlanabilmiş… Geriye kalan 56 milyon ise; ya kendi ülkesinin başka bir diyarında, yahut da başka ülke diyarlarında vatanlarına dönebilmek için, şartların oluşmasını beklemektedirler.
Diğer bir ürkütücü rakam; başka ülkelerde hayat bulmaya çalışan sığınmacıların yüzde 68’ine denk gelen 17 milyonu sadece 5 ülkeden… Sırasıyla Suriye, Venezuela, Afganistan, Güney Sudan ve Myanmar… Daha da ürkütücü olanı ise, 3,7 milyonla (ki gerçek rakam, bunun çok üzerindedir) Türkiye’nin en fazla sığınmacı misafir eden ülkelerin başında gelmiş olmasıdır… Türkiye’yi 1,7 milyonla Kolombiya ve 1,4 milyonla Pakistan takip ediyor.
Biraz da, bu rakamlardan çok daha fazla ürkütücü olan, küresel ısınma ve Türkiye üzerindeki etkilerinden bahsedelim isterseniz… Dünya Meteoroloji Örgütü’nün raporuna göre, dünyamız 1,5 derece santigratlık ısınma eşiğine öngörülenden çok daha önce, belki de 2025 yılında gelebileceği tahmin ediliyor.
Çok acil bir şekilde önlem alınmaz ve sera gazı emisyonu bu miktarlarda devam ederse 2025’lerde ulaşılacak 1,5 derecelik küresel ısınma, buzulların erime hızını arttırıp 20-30 yıl içerisinde Bengaldeş ve Hollanda gibi rakımı düşük ülkelerin sular altında kalmasına neden olacak.
Daha kötüsü; küresel ısınma bugünlerde yaşadığımız yangınlar, seller ve diğer doğal afetlerle dünyamızın daha sık yüz yüze gelmesine neden olacak; çölleşme başlayacak; su krizleri ve gıda kıtlığı yüzünden yeni bir tür göç dalgası ile karşı karşıya kalacağız… İsmine ‘İklim Mülteciliği’ denilen bu göç türü, aslında insanlık var olduğundan beri hep yaşanıyor… Doğal felaketler yüzünden son 10 yılda 265 milyon insan, kendi ülke sınırları içerisinde göç etmek zorunda kalmış.
Ancak küresel ısınma yüzünden çölleşecek olan bazı ülkelerde yaşayan insanlar, su ve gıda bulabilecekleri başka ülkelere göç etmek zorunda kalacaklardır… Bilim adamlarının araştırmalarına göre, çölleşmenin ilk başlanacağı Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde yaşayan insanların, Avrupa kapılarını kapattığına göre, tek gidebilecekleri ülke olarak Türkiye görülmektedir… Kaldı ki, bilim adamlarına göre Türkiye de çölleşecek ülkeler arasında bulunmaktadır.
İşin özü, rakamlar çok ürkütücü… Bir taraftan bizim bildiğimiz anlamdaki, savaş ve baskı yüzünden yaratılan ‘Mülteciler’; diğer taraftan hayatımıza yeni girmeye başlayacak olan, küresel ısınmanın yaratacağı ‘İklim Mültecileri’…
İkisinin de müsebbibi emperyalizmdir… Doymak bilmez iştahları yüzünden, ülkeler işgal edilerek insanlar göçe zorlanıyor… Doymak bilmez iştahları yüzünden insanları susuz ve aç bırakma pahasına vahşice üretim yapmaya devam ederek küresel ısınmanın önünü almamakta ısrar ediyorlar.
İşin acı tarafı, Türkiye ne yazık ki göç yolları üzerindedir… Önümüzdeki süreçte ülkemiz, bugünden çok daha büyük göç dalgaları ile karşı karşıya kalabilir… Bu olasılık çok yüksektir… Yapmamız gereken, birbirimizle dalaşmak yerine güçlerimizi birleştirip; soluğunu ensemizde hissettiğimiz bu felaketin önüne geçmek için büyük bir seferberlik ilan ederek çözüm bulmaktır.
Günün Sözü
En önemlisi, kabiliyetinizi koruyabilmeniz, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kabiliyetinizi. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.
Ernesto Che Guevera