“Umut, fakirin ekmeğidir” diyerek avutulur insanoğlu genellikle; umut olmadan yaşamanın ne zevki vardır ne de bir anlamı çünkü. Yaşam enerjisidir umut; sadece soyut bir ‘umut’ olarak kalmaz ise eğer.
Ne güzel demiş, Hz. Mevlana: “Bir umudu olmalı insanın, ilkbahar güneşi gibi...” Çünkü, ilkbaharın muhakkak geleceğini ve o muhteşem güneşin sıcaklığını tadacağını bilerek yaşamanın, insanoğlu üzerinde ve çevresinde yaratacağı olumlu etkinin şiddeti küçümsenemez hiçbir zaman.
Umutlar tükenmişti Adana’da... Türkiye’deki hem sanayileşmeyi hem de modern tarımı başlatıp, yıllarca öncülüğünü yapan bir şehir olarak; kendinden çok daha az kaynaklara sahip diğer birçok kentin gerilerinde kalmış olması, kolay kabullenilecek bir durum değildi çünkü.
Umutlar tükenmişti Adana’da... Türkiye’deki belki de en fazla kişisel birikime sahip üretken insanların; bir zamanlar refah içerisinde yaşadıkları kentin, hızla değer kaybederek; mezbelelik haline getirilmesi kabul edilemezdi çünkü.
Umutlar tükenmişti Adana’da... Yıllarca çevre illere iş ve aş kapısı olan kentlerindeki bu durumun, sanki kasıtlı olarak tam tersine dönüştürülmesinin ardından; insanlarının iş ve aş bulabilmek için başka diyarlara akan nitelikli ve hızlı göçü, çaresizlik içinde seyretmek kolay değildi çünkü.
Biraz geç de olsa Gazette Gazetesi olarak, Adana’da göreve başlayan yeni valimiz Süleyman Elban’a hoşgeldin ziyaretinde bulunduk geçtiğimiz Perşembe günü... Yaptığımız kısacık, ancak her şeyi açıklayıcı sohbet sırasında bize aktardıkları; Adana’mızın geleceği için umutlarımızın yeşermesine yeterli oldu.
Adana’da göreve başlayalı çok az bir süre geçmiş olmasına rağmen; yaptığı bilinçli gözlemler sonucunda ortaya koyduğu teşhisin doğruluğu ve tedavi yöntemindeki isabetli düşünceleri; ilkbahar güneşinin muhakkak geleceğini müjdeler nitelikteydi.
“Adana’yı kuşbakışı izleyerek, kendi kaderine terkedilmişliğini çok daha iyi anlayabiliyorsunuz” diyor Sayın Elban... Ve arkasından, zekice düşünülerek tesbit edilmiş, tedavinin ne olması gerektiğini açıklıyor: “Mevcut sanayi ve tarımın üzerine hiçbirşey katmadan; sadece kente modern şehircilik ve yapılaşma getirmek bile Adana’nın bugünkü değerini birkaç kez katlamaya yetecektir.”
Bunu söyleyen, sadece siyasi kimlikli alışılagelmiş vali karakterine sahip birisi değil... Bunu söyleyen, yerel yönetimler konusunda başarılı çalışmaları olan uzman bir isim. Bunu söyleyen, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün çeşitli kademelerinde uzun yıllar görev yapmış teknik bir isim.
Yıllardır bilinçsiz uygulamalardan kırılan, yapılan hata üstüne hataların çökerttiği Adana’yı hak ettiği yere getirmenin o kadar da kolay bir iş olmadığının oldukça farkındayız... Ancak Türkiye’nin en büyük 6. İline yeni görevlendirilmiş en yetkili ağızdan bu sözleri duymak; umutlarımızı yeşertmiş, çalışma azmimizi kamçılamıştır.
Ülkemizin 8 farklı cephede destansı mücadele vererek, bütün dünyaya büyüklüğünü gösterdiği şu günlerde, Adana’mızı ‘Büyük Türkiye’ idolüne yaraşır bir seviyeye getirmek hepimizin görevidir.
Yeni Valimiz Süleyman Elban’ın yerel yönetimler konusundaki bilgi birikimini, elindeki yetkileri sonuna kadar kullanarak; planlamadan tutun da yapım, bakım-onarım ve hizmet alanlarına kadar her safhada etkin olduğunu görmek bizleri daha fazla motive edecektir.
Sayın Elban’ın Adana için bir umut olduğunu yinelerken, kendisine tekrardan hoş geldin der; tüm Adana halkının, kentimizin modernleştirilmesi yolundaki çabaların destekleyicisi ve katkı koyucusu olduğunu belirtmek isterim.
Yolunuz açık olsun Sayın Valim.
Günün Sözü
Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır... Ben hiç bir zaman umudumu yitirmedim.
Mustafa Kemal Atatürk