Dünya
genelinde 65 yaş üzeri olanlar yaşlı olarak kabul edilir günümüzde... Önümüzdeki
10 yılda, 20 yılda bu 70’e, 75’e çıkarmı bilmiyorum ama bugün böyle...
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
Türkiye’nin 2018 yılı nüfus yapısı ile ilgili bazı rakamlar yayınladı
geçtiğimiz gün... Bir önceki yıla göre yaşlı nüfusumuz yüzde 16 artarak 7
milyon 200 bine ulaşmış...
Dünya
nüfusunun ortalama yüzde 9.1’i yaşlı... Türkiye’de bu oran yüzde 8.8...
Avrupa ülkelerindeki yaşlı nüfus
Türkiye’nin çok üzerinde; yüzde 25’lerde seyrediyor...
Türkiye’nin
7 milyon 200 binlik yaşlı nüfusunun yüzde 44’ü erkek, yüzde 56’sı kadın... 2018
rakamlarına göre erkeklerin yüzde 17’si, kadınların ise yüzde 55’i yalnız yaşıyor...
Eşleri ya ölmüş, ya da boşanmışlar...
Şimdi, TÜİK’in verilerine göre bu
pencereden bakarak Adana’daki durumu biraz irdeleyelim:
Kabaca
Adana’da 88 bini erkek, 112 bini kadın olmak üzere toplam 200 bin yaşlı nüfus
var... erkeklerin 15 bini, kadınların ise 62 bini, toplamda 77 bin yalnız
yaşamaya mahkum yaşlı nüfus var Adanada... Ve bu sayı her yıl süratle
artıyor...
Gelişmiş toplumlarda, özellikle de
yaşlı nüfusun yoğun olduğu ülkelerde bu durum için güzel çözümler üretmiş yerel
yönetimler veya özel sektör... ‘Yaşlı Yaşam Merkezleri...’
Buna
‘Yaşlı Yaşam Köyleri’ desek daha doğru olur galiba... Yaşlıların sürekli, veya
bir dönem, veya gün içinde kalabileceği yerler buralar...
Yaşlı bireyleri güzel bir tatil
köyü ortamında bir araya getirip, onların sosyal yönden kaynaşmalarını
sağlayarak, ömürlerinin geri kalan bölümünde yaşam standartlarını yükseltmek
amaçlanmıştır...
İçinde
yaşadıkları çevreye ilişkin düzenlemelerin yetersiz olması, yaşlı bireylerin yaşam
kalitesi ve yaşam doyumlarının da düşmesine neden olabilmektedir... Bu nedenle
yaşlılarımızın yaşam kalitesini ve yaşam doyumunu arttırmaya yönelik çevre
tasarımlarının ya da planlamanın merkezine koyan yaklaşımlar daha uzun ve
sağlıklı yaşlanma hedefiyle bireyin biyolojik kayıplarını zamana yaymasına
olanak sağlamaktadır...
Bu merkezlerde yaşlı nüfusa;
sağlık ekipleri kontrolü altında, kendi fiziki ve ruh yapısına uygun her türlü aktiviteyi
yapabileceği; üretim yapmanın verdiği hazzı tadabileceği ve hobi tutkusunu
tatmin edebileceği uğraşlar ile yöresel gezi imkanları sunuluyor...
Ömrünün
40 yılını bizlere bu günleri hazırlamak için harcamış yaşlılarımıza böyle
imkanlar hazırlamak bizlerin borcu olduğunu düşünüyorum...
Kentimizin hemen hemen her bölgesinde
yerel yönetimlerin hazırladığı taziye evleri inşa edilmiştir... Taziye
çadırları ile de takviye hızmet veriliyor, cenaze desteği de var...
Ancak
öldükten sonra değil, ölmeden önce önemsenmeli insan... Doğru, evde bakım
hızmeti veriliyor yaşlılarımıza ama bu yeterli değil ki... Arzuladıkları tam
olarak bu değil...
Onlara hak ettikleri değeri ancak
onları daha iyi bir ortam ve koşulda yaşatarak verebiliriz...
Ne yazık
ki yerel seçimler için sandığa gitmemize 10 gün kalmış olmasına rağmen sadece
bir tek belediye başkan adayımızın projeleri içerisinde bu doğrultuda bir
çalışma görebildik...
Kim seçilirse seçilsin, özellikle Büyükşehir Belediyesi’nin bu örnek
çalışmayı kendi yapacakları projeler listesinin başlarına koyması
gerekmektedir...
Günün Sözü
Yaşam
kaliten için muktedir olduğundan daha azını oluşturma tutkusu diye birşey
yoktur.
Devrimci,
politikacı ve 1994-1999 yıllarında Güney Afrika Cumhur Başkan’lığını yapmış
Nelson Mandela; olabileceğimizden ve yapabileceğimizden daha azı için uğraş
verilmesinin anlamsızlığına vurgu yapıyor.