DR. EKREM ASLAN
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde kullandığı bir ifade, hem sosyal medyada hem de geleneksel medyada büyük yankı uyandırdı:
“AK Parti, MHP ve DEM Parti olarak beraber yürümeye karar verdik.”
Bu cümle, bazı çevrelerde “üçlü ittifak ilan edildi” şeklinde yorumlandı. Sosyal medyada hızla yayılan bu algı, toplumda şaşkınlık ve tepki yarattı. Oysa cümleyi bağlamı içinde değerlendirdiğimizde, durumun tamamen farklı olduğu açıkça görülüyor.
Cumhurbaşkanı bu sözü, bir seçim ittifakı ya da siyasi birliktelik anlamında kullanmadı. Söz konusu ifade, Terörsüz Türkiye Sürecini sonuna kadar selametle götürmekte kararlılık vurgusuydu.
Ancak cümle, bağlamından koparılarak dolaşıma sokuldu. Videonun sadece bu kısmı kesilerek sosyal medyada paylaşıldı, manşetlere “DEM Parti Cumhur İttifakı’na katıldı” gibi başlıklar atıldı. Bu durum, bilgi düzensizliği literatüründe “bağlamdan koparma” olarak tanımlanan bir manipülasyon türüdür. Yani içerik teknik olarak doğru olabilir, ama eksik veya yanlış bir çerçevede sunulduğunda kamuoyunu yanıltır.
Bu tür içerikler, özellikle kutuplaşmış toplumlarda güçlü duygular üretir: Şaşkınlık, öfke, hayal kırıklığı... Bu duyguların ürettiği etkileşim, sosyal medyada algoritmalar tarafından daha fazla görünürlükle ödüllendirilir. Böylece çarpıtılmış içerikler daha çok insana ulaşır. Bilgi değil, algı dolaşır.
Burada üzerinde durulması gereken temel nokta şudur: DEM Parti’nin ne Cumhur İttifakı’na katıldığına dair bir resmi açıklama vardır, ne de böyle bir siyasi ortaklık kurulmuştur. Aralarında ideolojik olarak büyük farklar bulunan bu üç parti, bazı yasal süreçlerde ya da toplumsal konularda aynı yönde tutum alabilir. Ancak bu, bir birliktelik değil, süreç içindeki eş zamanlı tavırlardır.
Siyasetin dili hassastır. Her kelimenin, her cümlenin toplumsal karşılığı vardır. Bu yüzden siyasetçilerin sözleri kadar, bu sözlerin nasıl sunulduğu da önemlidir. Ne yazık ki günümüzde birçok doğru cümle, yanlış niyetlerle kullanılıyor. Ve bu durum, toplumsal güveni, siyasal sadakati ve demokratik tartışma zeminini zedeliyor.
Sonuç olarak, Erdoğan’ın "beraber yürümeye karar verdik" sözü, bir siyasi ittifakı değil, belirli süreçlerde ortak hareket etme durumunu ifade etmektedir. Bu cümleyi bağlamından kopararak “üçlü ittifak kuruldu” şeklinde sunmak, gerçeği çarpıtmak ve kamuoyunu yanıltmaktır. Bu tarz örnekler, bilgi düzensizliği çağında yaşadığımız en yaygın ve tehlikeli manipülasyonlardandır.
Gerçeği savunmanın ilk şartı, bilgiyi bağlamında değerlendirmektir.