DR. EKREM ASLAN
Gelinen süreçte esinlendiğimiz fikir adamları, bugünkü Türkiye’nin hem fikrî temellerinde hem de toplumsal inşa sürecinde önemli rol oynamıştır. Ziya Gökalp’ten Seyyid Ahmet Arvasi’ye, bu toprakların düşünce atlasını oluşturan isimler, millet olmanın ne anlama geldiğini ve nasıl bir ortak geleceğin mümkün olduğunu bize göstermiştir. Bugün, güvenliğin sağlandığı ve terörle mücadelede kalıcı başarıların elde edildiği bir döneme girerken, bu fikir mirasını hatırlamak, üzerine düşünmek ve gelecek vizyonuna entegre etmek kaçınılmazdır.
Türkiye, yıllardır süren terörle mücadelesinde büyük mesafe kat etti. 11 Temmuz tarihinde, terör örgütü PKK mensubu 30 kişi silahlarını yakarak, terör örgütü lideri Öcalan’ın çağrısını fiilen başlatmış oldu. Elbette kahraman Türk ordumuzun sahadaki mücadelesindeki payı büyük olan bu başarı Sayın Cumhurbaşkanımızın ve lider Devlet Bahçeli’nin cesur adımları ve kararlılığı ile milletin topyekûn desteği ve ortak duruşuyla elde edilmiştir. Geldiğimiz noktada artık mesele yalnızca terörün sonlandırılması değil; bu kazanımın kalıcı bir toplumsal barışa ve anayasal güvenceye dönüştürülmesidir. Bu nedenle yeni dönemin gündemi, güçlü bir millet anlayışıyla taçlandırılmış yeni bir anayasa olmalıdır.
Nitekim bu gerçeklikten hareketle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 Temmuz’da Akparti’nin Kızılcahamam Kamp açılışında yaptığı tarihi konuşma *, yalnızca güvenlik politikalarının özetinden ibaret değildi. Türkiye’nin değişen jeopolitik rolüyle birlikte içeride nasıl bir toplumsal mutabakat kurulması gerektiğini işaret eden bir ufuk çizimiydi. Türkiye bugün sadece sınırlarını koruyan bir ülke değil, aynı zamanda Türk dünyasıyla entegrasyon arayışında olan, bölgesel meselelerde etkinlik kuran bir devlettir. Bu jeopolitik duruşun içerde karşılık bulması gereken yer ise güçlü bir millet tasavvuru ve bunun hukuki teminatı olan yeni bir anayasal çerçevedir.
Ziya Gökalp’in çizdiği gibi; millet, ortak bir dil, kültür ve ülkü etrafında birleşmiş insanların oluşturduğu bir yapıdır. Etnik değil, sosyolojik bir tarif sunar. Atatürk’ün Cumhuriyet felsefesi de bu tanım üzerine inşa edilmiştir. Gökalp’in “Millet harsla, yani kültürle olur” düşüncesi bugün de geçerliliğini korumaktadır.
Günümüz Türk Milliyetçiliğinin siyasi adresi olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Devlet Bahçeli
“Devleti kuran, vatanı kurtaran, milletin tarihsel ve kültürel varlığını şuurla savunan; milli birlik ve dayanışma hissiyatını felsefi bir derinlikle sahiplenen fikir zenginliğidir. Türk milliyetçiliği, Türk milletinin özü, istiklal ve istikbal iradesinin özgüvenidir” İfadeleri ile milliyetçiliği birleştirici bir şemsiye olarak konumlandırmıştır. Bu konumlandırma tarihî gerçekliğin, kültürel sürekliliğin ve siyasal iradenin birleşimi şeklinde değerlendirilebilir.
Bu fikir çizgisinin bir başka önemli durağı da Seyyid Ahmet Arvasi’dir. Ona göre millet, hem maddî hem manevî unsurlarla inşa edilir. Arvasi’nin “Türk-İslam Ülküsü” anlayışı bir yandan Türk milletinin kültürel mirasını savunurken, öte yandan bu mirası İslam ahlakıyla yoğurur. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın merkezine İslamiyeti aldığı sınırları aşan Türk -Kürt- Arap birlikteliğinin geçmişin mirası olan “medeniyet nöbeti” kavramı da bu anlayışla paralellik taşımaktadır.
Artık önümüzde tarihî bir fırsat bulunmaktadır. Terörsüz bir Türkiye gerçeği yeni bir başlangıçtır. Bu başlangıcı sağlamlaştıracak olan ise milletin ortak iradesini yansıtan demokratik bir anayasadır. Bu anayasa, Türkiye’nin ortak değerlerini güvence altına almalı; devleti adaletle ayakta tutmalı; toplumun tüm kesimlerini eşitlik içinde kapsamalıdır. İşte tam Bu noktada, kaleme aldığım “Tarih Demokrasiye Katkı Sunanları Unutmaz” * başlıklı yazının temel tezi devreye giriyor. Yeni anayasa, darbe ruhunun değil; halk iradesinin tezahürü olmalıdır. Türkiye, artık krizden kriz üreten değil; kurumlarını güçlendiren, toplumunu birleştiren bir siyasal sistem inşa etmelidir. Ve bu ancak milletin ortak vicdanında karşılık bulan bir anayasa ile mümkündür.
Ve en önemlisi, bu anayasa milletin adını açıkça ifade etmelidir:
Türk milleti.
Çünkü bu millet tarih yazmış, medeniyet üretmiş, bedel ödeyerek devlet kurmuş büyük bir millettir. Ve o millet, geleceği birlikte inşa etmek için hazırdır.